düşünen ile cümle
düşünen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Geceyi gündüzün üzerine örter. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.He covereth the night with the day; verily therein are signs for a people who ponder.
Düşünen bir toplum için ayetleri böyle açıklarız.We thus clarify the revelations for people who reflect.
Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak veriyoruz.Thus do We elaborate the signs for a people who reflect.
Ananta Bijoy Das, Bu Yıl Bangladeş'te Öldürülen Üçüncü Özgür Düşünen Blog Yazarı OlduAnanta Bijoy Das Becomes Third Free-Thinking Blogger Killed This Year in Bangladesh · Global Voices
Sırbistan'ın gidişatının iyi olduğunu düşünenlerin sayısı da artmış durumda.The number of those who think that Serbia is on a good course has also increased.
Ülkenin yanlış yönde ilerlediğini düşünenlerin sayısı tavana fırladı.The number of those who think that the country is moving in the wrong direction has shot upward.
Ancak bunun demokrasiye aykırı olacağını düşünenler var.Critics say it is undemocratic.
Savaşta çocukları korumayı düşünen pek yoktu.This was a war in which few thought to spare children.
EH'yi benimsemeyi düşünen geçiş ekonomileri için ders teşkil ediyor.It provides a lesson for other transition economies which are thinking about adopting IT.
Temel ekonomik nedenlerle Yunan vatandaşlığına geçmeyi düşünenlerin sayısı binlerle ifade ediliyor.Basic economics is spurring at least a couple thousand people to go Greek.
Ancak Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının yanlış yolda gittiğini düşünenler de var.Not all are convinced that Turkey's mediating efforts are on the right track.
Ben hiçbir gelecek, hiçbir umut görmüyorum ve böyle düşünen tek kişi de ben değilim."I see no future, no hope and I am not the only one feeling that way."
Seishū'nun Yakuza'ya benzediğini düşünen, eksantrik ve korkutucu bir adam.He is an eccentric and intimidating man, who Seishū thinks resembles a Yakuza.
Saf hislerle sadece karısının sağlığını düşünen Charles, bu planı kolayca benimser.Charles, solicitous for his wife's health and not at all suspicious, embraces the plan.
Aziz Aquinolu Thomas, adil bir savaşı neyin yarattığı konusunda düşünen ilk filozoflardan biridir.St. Thomas Aquinas is one of the earliest philosophers on what makes a just war.
Vision and Realism: Özgür Düşünen'in Yüz Yılı .Vision and Realism: A Hundred Years of The Freethinker.
Ameliyatsız bir alternatif olarak düşünen kadınlara peser önerilmelidir.Pessaries should be offered to women considering surgery as a non-surgical alternative.
Bir FHM sözcüsü, onu "düşünen adamın uşağı" ve "sürpriz kazanan" olarak tanımladı.A spokesman for FHM described her as the "thinking man's crumpet" and a "surprise winner".
Bewick ve Kuzey-Doğu İngiltere'nin manzarası üzerine düşünen Hugh Dixon, şunları yazmıştır:[1]Hugh Dixon, reflecting on Bewick and the landscape of North-East England, wrote that[61]
Öyle düşünen tek kişi o değil.Er ist nicht der Einzige, der so denkt.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.In uns Menschen stecke diese ungerechte Gesinnung, auch in den Seelen der Nicht-Besitzenden.
Düşünen Adam (çevrimiçi).Der Mensch als Reflexwesen.
Gene de dahasinin yapılabileceğini dusunenler vardı.Es ist gesagt worden, was möglich war.
Lois ailesini düşünen iyi bir anne ve eş olmaya çalışmaktadır.Lois ist die treusorgende Ehefrau und Mutter, die oft schwer mit ihrer Familie zu kämpfen hat.
Aleyhine düşünenler içinse İngiliz Gizli Servisine üye bir İngiliz ajanıdır.Die gleichnamige Hauptfigur ist Geheimagent beim britischen Secret Service.
İşin yanlışlığını düşünenlerin yapacakları bir şey yoktur.Wer nicht hört muß fühlen.
Memnun olmayanlar, bu düşünen zavallılardır.Les mécontents, ce sont des pauvres qui réfléchissent.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.Nous avons donné leur récompense à ceux d’entre eux qui crurent.
En iyi performansını sergilediğini düşünen Hopper ise filmin son halini beğenmedi.Kin, qui n'a pas grand succès, est son dernier film.
Düşünen Adam 1906'da Panthéon'un önüne yerleştirildi.En 1906, Le Penseur est placé devant le Panthéon de Paris.
Çocuklarına yeterli bakımı sağlayamayacağını düşünen aileler, çocuklarını yetimhanelere terk ediyorlardı.La mère ne peut subvenir aux besoins des enfants, qui sont confiés à des orphelinats.
Mary'nin güzel olduğunu düşünen tek ben değilim.No soy el único que piensa que Mary es guapa.
Tom böyle düşünen tek kişi değildir.Tom no es el único que piensa así.
Japan Inc.e göre okulunun sonuna kadar kendi düşünen bir programcı olmuştur.Según una entrevista realizada por Japan Inc.fue un programador autodidacta hasta el final de la secundaria.
İlk ahşap tutakları düşünen İtalyanlar olmuştur.Fueron los italianos los primeros en idear una sujeción de madera.
Durumun çok üzücü olduğu ve buna nedenin kendisi olduğunu düşünen Parsifal pişmanlık duymaktadır.Parsifal se encuentra sobrecogido por el remordimiento, culpándose a sí mismo de esta situación.
Deon ilk kez kendi adına düşünen ve hisseden bir robot yapmayı başarır.Dylan trae esa sensación instintiva para el rock and roll en su voz por primera vez.
Aleyhine düşünenler içinse İngiliz Gizli Servisine üye bir İngiliz ajanıdır.Su protagonista homónimo es un agente secreto inglés.
Ona göre ruh düşünen madde ise yer kaplayan cevherdir.En el nivel del inconsciente personal la sombra pertenece al Yo.
Onun doğru olduğunu düşünen tek kişisin.Sei il solo a pensare che sia vero.
Tom'un haricinde Mary'nin çirkin olmadığını düşünen tek kişi benim.A parte Tom, sono l'unico che pensa che Mary non sia brutta.
Ancak ikinci bölümün zamansal açısından birinciden daha önce olduğunu düşünen okurlar da vardır.Ci saranno anche i sentimenti che prima erano in secondo piano.
Deon ilk kez kendi adına düşünen ve hisseden bir robot yapmayı başarır.Aurelio Robotti effettua per la prima volta in Italia il lancio di un razzo, da lui progettato e realizzato.
Çocuğun hayati tehlike altına girdiğini düşünen bir hayvanat bahçesi çalışanı Harambe'yi vurarak öldürdü.Temendo per la vita del bambino, un lavoratore dello zoo ha sparato e ucciso Harambe.
Ben durmadan düşünen biriyim.Fu costantemente un uomo di fede.
İnsan, düşünen bir varlık ve zararı önceden hesaplayabilecek; sonradan öğrenebilecek bir yapıya sahiptir.L'uomo è erede di un passato e di credenze che da questo passato gli giungono.
Japan Inc.e göre okulunun sonuna kadar kendi düşünen bir programcı olmuştur.Secondo un'intervista della Japan Inc. è stato autodidatta fino alle scuole superiori.
Eğlenceli, şakacı, pozitif düşünen, sürekli gülen biridir.È un tipo entusiasta, amichevole, sportivo, molto sensibile, sempre sorridente e che non si arrende mai.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.L'ultimuomo è stanco della vita, non si assume nessun rischio e cerca solo il benessere e la sicurezza.
Japan Inc.e göre okulunun sonuna kadar kendi düşünen bir programcı olmuştur.В интервью «Japan Inc.» он говорил, что сам учился программировать ещё до окончания школы.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.Последний человек устал от жизни, отвергает риск и ищет только лишь комфорт и безопасность.
Eğlenceli, şakacı, pozitif düşünen, sürekli gülen biridir.Яркий, забавный, эрудированный, грациозный и всегда много думающий.
Rand'a göre rasyonel düşünen akıllar için çatışma söz konusu değildir.По словам Рейнер, работа не требует творческих усилий.
Uzaylıların Bhakti'yi öldürdüğünü düşünen Doktor, kendisini uzaylı gemisinde bulur ve bu uzaylılarla tanışır.Предположив, что Бхакти убили инопланетяне, Доктор в итоге находит их корабль и встречает их.
Çocuğun hayati tehlike altına girdiğini düşünen bir hayvanat bahçesi çalışanı Harambe'yi vurarak öldürdü.Сотрудники зоопарка, испугавшись за жизнь мальчика, были вынуждены застрелить гориллу.
Pliny Nero hakkında en olumsuz düşünen tarihçilerden birisidir ve onu "insanlığın düşmanı" olarak adlandırır.Плиний Старший, наоборот, называет Нерона «врагом человечества».
Söylenen ironi kendisini düşünen birisi için fazlasıyla bireyseldir.Самоирония — ирония, направленная на собственную персону.
Babası, dindar ve katı mizaçlı erkeklerin kadınlara göre üstün olduğunu düşünen Norveçli bir gemi kaptanı idi.Её отец был морским капитаном, глубоко верующим человеком, убежденным в превосходстве мужчин над женщинами.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.وقال تعالى: وأورثنا القوم الذين كانوا يُستَضْعَفون مشارق الأرض ومغاربها التي باركنا فيها .
MSG hassasiyeti olduğunu düşünen kişiler, bunu uygun klinik değerlendirmelerle teyit edebilir.وينبغي تشجيع الأشخاص الذين يعتبرون أنفسهم متحسسين لمادة MSG على تأكيد ذلك من خلال تقييم طبي مناسب.