Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...ちょっと怖いけど 本当に楽しみです
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Ich behaupte, freitags in Jeans und T-Shirt zur Arbeit zu gehen, trifft nicht wirklich den Kern der Sache.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.금요일에 청바지와 티셔츠를 입고 출근하는 것이 정말 문제의 핵심이 이르는 게 아니라는 것이 제 견해입니다.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Mă îndoiesc că mersul la muncă vinerea în blugi şi tricou e rezolvarea problemei.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Min åsikt är, att gå till jobbet på fredag i jeans och T-shirt är inte riktigt att komma till pudelns kärna.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Moje mnenje je, da se petkov odhod na delo v kavbojkah in majici v resnici ne dotika bistva problema.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Op vrijdag naar het werk in spijkerbroek en T-shirt, daar gaat het niet om.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Som presvedčený, že možnosť chodiť v piatok do práce v džínoch a krátkych rukávoch nerieši skutočný problém.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Twierdzę więc, że chodzenie w piątki do pracy w dżinsach i polo nie trafia w sedno tej sprawy.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Yo opino que ir a trabajar los viernes con ropa informal no es ir al meollo de la cuestión.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.אני טוען שלבוא לעבודה בלבוש לא רשמי ביום שישי לא ממש יורד לשורש הבעיה.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.إن كفاحي بأن أذهب إلى العمل يوم الجمعة بالجينز و القميص لا يصل بالفعل إلى لب المشكلة.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.これっぽちも問題の核心に迫っていない (笑い)
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Într-o sâmbătă, pe când aveam 12-13 ani, s-a tras cu arma spre casa noastră.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Un sábado, cuando tenía unos 12 o 13, nuestra casa fue tiroteada.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Мне было 12 или 13 лет, когда наш дом обстреляли.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.我が家は銃撃されました 8発の銃弾が 車や家や庭の木に 撃ち込まれました
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.Elke zaterdag en zondag komen honderdduizenden mensen samen om in voetbalstadions naar wedstrijden te kijken.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.매주 토, 일요일, 매년 가을이 되면 수십만 명의 사람들이 경기장에서 미식축구를 관람합니다.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.Viete, na jeseň každú sobotu a nedeľu sa zhromažďujú státisíce ľudí sledovať zápasy na futbalových štadiónoch.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.אתם יודעים, כל שבת וראשון, בכל סתיו, מאות ואלפי אנשים מתאספים באצטדיוני כדורגל לצפות במשחקים.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.Lahko bi bila teroristična bomba, truplo.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.- Talvez um suicídio...
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü. - Züppenin biri maaş çekini alamamıştır.Vielleicht n' Terrorist mit 'ner Bombe, vielleicht ist einer aus'm Fenster gesprungen.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.Днес е петък, ден за плащане.
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Aşa sunt serile de vineri pentru toată lumea."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Como los viernes de todo el mundo...".
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Dat is de vrijdagavond van de meeste mensen."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Ez a legtöbb ember péntek estéje."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Sådan er de fleste menneskers fredag aften."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Та це ж те, про що більшість людей думає у п'ятницю ввечері".
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Этот выбор по пятницам делают почти все".
Bir Cuma akşamı düştü.Arrivò un venerdì notte.
Bir Cuma akşamı düştü.A venit într-o seară de vineri.
Bir Cuma akşamı düştü.Batu itu jatuh pada Jumat malam.
Bir Cuma akşamı düştü.Bilo je v petek zvečer.
Bir Cuma akşamı düştü.Bola to piatočná noc.
Bir Cuma akşamı düştü.Caiu numa sexta-feira à noite.
Bir Cuma akşamı düştü.Den kom in på en fredag kväll.
Bir Cuma akşamı düştü.Dotarła w piątek w nocy.
Bir Cuma akşamı düştü.Egy péntek este jelent meg.
Bir Cuma akşamı düştü.Er trat ein in einer Freitag Nacht.
Bir Cuma akşamı düştü.Il est passé un vendredi soir.
Bir Cuma akşamı düştü.특히 이날은 금요일이었는데요.
Bir Cuma akşamı düştü.Llegó un viernes por la noche.
Bir Cuma akşamı düştü.Nó bay tới vào một đêm thứ sáu.
Bir Cuma akşamı düştü.Objevil se v pátek večer.
Bir Cuma akşamı düştü.Op een vrijdagavond.
Bir Cuma akşamı düştü.Ήρθε μια νύχτα Παρασκευής.
Bir Cuma akşamı düştü.Он упал в пятницу вечером.
Bir Cuma akşamı düştü.Той се появи в петък вечер.
Bir Cuma akşamı düştü.لقد مر في ليلة جمعة.
Bir Cuma akşamı düştü.なぜそれが重要か?
Bir Cuma akşamı düştü.佢係星期五晚上飛落來
Bir cuma günüydü.Er wurde an einem Freitag krank.
Bir cuma günüydü.Il est tombé malade un vendredi.
Bir cuma günüydü.Ông ốm vào 1 ngày thứ sáu.
Bir cuma günüydü.S-a îmbolnăvit într-o vineri.
Bir cuma günüydü.Se enfermó un viernes.
Bir cuma günüydü.W piątek.