cuma ile cümle

cuma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."그래서 제가 "그게 바로 대부분 사람들의 금요일 밤 아니겠습니까."라고 했죠.
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Povedal som, "O tom sú piatkové večery väčšiny ľudí."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Řekl jsem, "To jsou páteční večery většiny lidí."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Så är det för de flesta."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Saya mengatakan, "Banyak orang di Jumat malam."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Tôi nói, "Đó là tối thứ sáu điển hình mà."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Και είπα, "Αυτή είναι η Παρασκευή που έχουν οι περισσότεροι άνθρωποι."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."Казах, "Петък вечер е такава за повечето хора".
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."אני אמרתי, "כך נראה יום שישי לרוב האנשים."
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."قلت ," ذلك هو مساء جمعة معظم الناس"
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir."私は「金曜の夜はたいていの人がそうですよ」と答えました (笑)
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Ich dachte, es würde wenigstens bis Freitag halten!
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Ik had jullie minstens tot vrijdag gegeven!
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Je pensais que vous tiendriez au moins jusqu'à vendredi !
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Pensavo sareste durati almeno fino a venerdi!
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Wow! Myślałem, że wytrzyma chociaż do piątku!
Ben en azından cumaya kadar sürer diyordum!Νόμιζα ότι θα κρατήσει μέχρι την Παρασκευή!
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Ce qui me rend heureuse aujourd'hui, c'est ceci...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Der Grund, warum ich heute so froh bin, ist das hier.
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Det, der gør mig glad på denne lørdag, er den her...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Det som gör mig lycklig den här lördagen är det här...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Ennek örülök ezen a szombaton...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Iloitsen tänä lauantaina tästä...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Jestem radosna w tę sobotę ze względu na to...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...이번 토요일에 무슨 일이 벌어진지 아세요?
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Quello che mi rende felice questo sabato è questo...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Tuhle sobotu mám radost díky tomuhle...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Wat me deze zaterdag blij maakt, is dit...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Αυτό το Σάββατο είμαι χαρούμενη γι' αυτό...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...Больше всего в этот субботний день меня радует вот это.
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...ما يجعلني مسرورة في يوم السبت هذا هو ذلك...
Beni bu Cumartesi günü neşeli kılan şey, işte bu...ちょっと怖いけど 本当に楽しみです
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Ich behaupte, freitags in Jeans und T-Shirt zur Arbeit zu gehen, trifft nicht wirklich den Kern der Sache.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.금요일에 청바지와 티셔츠를 입고 출근하는 것이 정말 문제의 핵심이 이르는 게 아니라는 것이 제 견해입니다.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Mă îndoiesc că mersul la muncă vinerea în blugi şi tricou e rezolvarea problemei.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Min åsikt är, att gå till jobbet på fredag i jeans och T-shirt är inte riktigt att komma till pudelns kärna.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Moje mnenje je, da se petkov odhod na delo v kavbojkah in majici v resnici ne dotika bistva problema.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Op vrijdag naar het werk in spijkerbroek en T-shirt, daar gaat het niet om.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Som presvedčený, že možnosť chodiť v piatok do práce v džínoch a krátkych rukávoch nerieši skutočný problém.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Twierdzę więc, że chodzenie w piątki do pracy w dżinsach i polo nie trafia w sedno tej sprawy.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.Yo opino que ir a trabajar los viernes con ropa informal no es ir al meollo de la cuestión.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.אני טוען שלבוא לעבודה בלבוש לא רשמי ביום שישי לא ממש יורד לשורש הבעיה.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.إن كفاحي بأن أذهب إلى العمل يوم الجمعة بالجينز و القميص لا يصل بالفعل إلى لب المشكلة.
Benim tartıştığım şey, cuma günleri kot pantolon ve tişörtle işe gitmenin asıl konu olmadığı.これっぽちも問題の核心に迫っていない (笑い)
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Într-o sâmbătă, pe când aveam 12-13 ani, s-a tras cu arma spre casa noastră.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Un sábado, cuando tenía unos 12 o 13, nuestra casa fue tiroteada.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.Мне было 12 или 13 лет, когда наш дом обстреляли.
Ben yaklaşık 12 veya 13 yaşlarındayken, bir Cumartesi günü evimize ateş edildi.我が家は銃撃されました 8発の銃弾が 車や家や庭の木に 撃ち込まれました
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.Elke zaterdag en zondag komen honderdduizenden mensen samen om in voetbalstadions naar wedstrijden te kijken.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.매주 토, 일요일, 매년 가을이 되면 수십만 명의 사람들이 경기장에서 미식축구를 관람합니다.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.Viete, na jeseň každú sobotu a nedeľu sa zhromažďujú státisíce ľudí sledovať zápasy na futbalových štadiónoch.
Bilirsiniz her cumartesi ve pazar binlerce insan maç seyretmek için stadyumlara dolar.אתם יודעים, כל שבת וראשון, בכל סתיו, מאות ואלפי אנשים מתאספים באצטדיוני כדורגל לצפות במשחקים.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.Lahko bi bila teroristična bomba, truplo.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.- Talvez um suicídio...
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü. - Züppenin biri maaş çekini alamamıştır.Vielleicht n' Terrorist mit 'ner Bombe, vielleicht ist einer aus'm Fenster gesprungen.
Bir ceset olabilir. Üstelik bugün Cuma, maaş günü.Днес е петък, ден за плащане.
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Aşa sunt serile de vineri pentru toată lumea."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Como los viernes de todo el mundo...".
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Dat is de vrijdagavond van de meeste mensen."
"Birçok insanın Cuma gecesi böyledir.""Ez a legtöbb ember péntek estéje."

İlgili Sayfalar