coşkulu ile cümle
coşkulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çiçek desenleri oldukça coşkuludur.I fiori sono molto profumati.
"23 Nisan'a coşkulu kutlama".Si celebra il 23 aprile.
12 Kasım 1645 günü Londra'ya gelen Fairfax, coşkulu halk tarafından karşılanır.Fairfax giunse a Londra il 12 novembre 1645.
Ne kadar coşkuluyum!".Какая низость!»
Ancak pek coşkulu olmayan Patrioticheskaya Pesnya marşı halk tarafından beğenilmedi.Активная общественная деятельность Нелюбова не нравилась властям.
Köy düğünleri çok neşeli ve coşkulu geçer.Жизнь села протекает весело и активно.
Bilincini yitirdiği, coşkulu dönemler yaşıyordu.Иногда разговорившись, он терял сознание.
Cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı.На похоронах собралась большая толпа народа.
Coşkulu sade bir söyleyişi vardır.جوهر) — многозначное слово.
Faşist Parti, coşkulu nümâyişler düzenleyerek İtalyan halkını etkilemeye çalışıordu.Местное поселение старается скрывать от европейцев своё знакомство с письменностью.
Ne kadar coşkuluyum!".وأنه شديد النبل.»
Bazıları albümü coşkulu buldu ve sanatçının "en cesur" albümü olarak niteledi.كان البعض متحمسس للألبوم، ووصفوه بألبوم الفنان "الأشجع".
Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur.يرافقه عادة صوت مميز، وفي بعض الأحيان، ترافقه الرائحة.
Ne kadar coşkuluyum!".Está uma delícia!".
Daima hareketli ve coşkuludur, yorulmak bilmez.Fê-lo calmamente e sem qualquer distracção, nem cansaço.
Coşkulu sade bir söyleyişi vardır.De schelp heeft een duidelijke spits.
Parlak ve coşkulu bir sesi vardır.Hij heeft een helder en stuwend geluid.
Bunlar arasında Bizans'ı desteklemek konusunda en coşkulusu Pandulf olmuştur.Daar streden zij met elkaar om de populairste geisha te onderhouden.
12 Kasım 1645 günü Londra'ya gelen Fairfax, coşkulu halk tarafından karşılanır.Fairfax przybył do Londynu 12 listopada 1645 roku.
Ancak Poe'nun anlatıcısında Whitman'ın coşkulu tavrı görülmez.Narratorowi Poego brakuje jednak uroczystego ducha Whitmana.
Ne kadar coşkuluyum!".Gorze szą nam stalo!”.
Drusus, gladiator dövüşleri için gayretli ve coşkulu bir seyircisiydi.Drusus var en entusiastisk anhängare av gladiatorkamp.
Bayramlar coşkulu geçer.Bohusleden passerar toppen.
Coşkulu dans ve kostümleri ile bütünleştirdiği performansları ile dikkat çekmektedir.Jag har saknat shower när det bara handlade om dansen och framförandet.
"23 Nisan'a coşkulu kutlama".Я впевнений, що я буду переможцем 23 вересня».
Ne kadar coşkuluyum!".Яка ницість!»
Uçucu ve coşkulu figürler çizmiştir.O tablă cu înfieri și cuscriri.
Çiçek desenleri oldukça coşkuludur.Codițele florilor sunt relativ lungi.
Nisan ayında, Otis Redding'in "Respect" şarkısının coşkulu Franklin sürümü yayımlandı.Áprilisban az Atlantic kiadta Otis Redding Respect című dalát Franklin feldolgozásában.
Burada büyük ve coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanır.A környező utcákban nagy és lelkes tömeg gyűlt össze.
Cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı.Temetésén hatalmas tömeg gyűlt össze.
"Futbol Takımımıza Adana'da Coşkulu Karşılama".Gerendás Dánielt köszöntjük a TAMA csapatában!.
Ne kadar coşkuluyum!".Mindenben nagyon szuperek!"
Yüzbinlerin ağzında coşkulu bir yakarışın hasretini çektiği daha iyi bir çağ Gelmesi lazım, gelecek.Még jőni kell, még jőni fog Egy jobb kor, mely után Buzgó imádság epedez Százezrek ajakán.
Bayramlar coşkulu geçer.Juhlat kuitenkin karkaavat käsistä.
Çiçek desenleri oldukça coşkuludur.Kukat ovat melko kookkaita.
Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur.Esitystapa ei ole koominen, vaan tunteellinen, joskus sentimentaalinen.
Onun konuşması coşkulu alkışlarla karşılandı.Hänen puheelleen taputettiin innokkaasti.
Cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı.Στην κηδεία του παρευρέθηκε πλήθος κόσμου.
Daima hareketli ve coşkuludur, yorulmak bilmez.Νυστάζει συνεχώς και βαριέται να κάνει το οτιδήποτε.
Orta yaşlarına kadar coşkulu bir kopyalayıcıydı.Peber var dyrt i middelalderen.
Özellikle coşkulu köy düğünleri ile bilinilir.Blandt andet skildrede han et lokalt bondebryllup.
Bu konuda çok coşkulu görüşleri vardı ve bu görüşler gazete ve broşürlerde basılmıştı.Han hadde sterke synspunkter om dette som ble publisert i aviser og brosjyrer.
Drusus, gladiator dövüşleri için gayretli ve coşkulu bir seyircisiydi.Drusus var en ivrig tilhenger av gladiatorkamper.
Ne kadar coşkuluyum!".Aku benar-benar tercabik."
Barkarol formunda bestelenen eserin coşkulu bir şekilde romantik ve biraz hüzünlü bir tonu vardır.Được viết dưới thể barcarolle, nên nó có đặc trưng bởi âm điệu lãng mạn đều đều và một chút tiếc nuối.
Ne kadar coşkuluyum!".「おかずかいじゅうたんじょうへん」。
"Boston Gay Korosu'nun Türkiye Konseri: "Endişeli değil, coşkuluyuz"".「ヤクザサミット」の挿話では、生倉が「怒るなよ。
1933 yılında Nazi'ler iktidara gelince coşkulu bir şekilde devlet propaganda çarkının içinde yer aldı.1933年ナチスが政権を握ると、彼はそのプロパガンダの一翼を担った。
Ne kadar coşkuluyum!".〜はぴ★ぷれ』。
Coşkulu sade bir söyleyişi vardır.當大事,言議侃侃。
Ne kadar coşkuluyum!".내가 워낙 몸치라"”.
Bilincini yitirdiği, coşkulu dönemler yaşıyordu.잃어버린 기억을 찾는 즐거운 작업이었다.
Ne kadar coşkuluyum!".אני מאוד מוחמא."
Parlak ve coşkulu bir sesi vardır.יש לה קול צרוד וצורמני.
Minör gam a göre daha baskın tonlar hakimdir ve daha coşkuludur.לעומת טובי הנחוש, היא מקצועית ומפורסמת יותר.
Çoğu bestesi gösterişli, neredeyse neşeli ve coşkuludur.חלק גדול מהם פופולריים ומנוגנים ברסיטלים וכהדרנים.
Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur.Подходът към изобразяването не е хумористичен, а емоционален, понякога дори сантиментален.
Desteler, oldukça coşkulu bir şekilde zincir vurur.Той много рязко огъва пептидната верига.
"23 Nisan'a coşkulu kutlama".Oslavuje sa 23. apríla.