Ana içeriğe geç
Sözlük

cinayet ile cümle

cinayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yetmiyormuş gibi kentte bazı seri cinayetler de işlenmektedir.W mieście na skutek licznych klęsk nie zachowały się żadne cenne zabytki.
60 yıl ikinci derece cinayetten hüküm giydi.Został jednak skazany na dożywocie za zabójstwo drugiego stopnia.
Fakat 1924 yılında gerçekleşen Giacomo Matteotti cinayetinden sonra araları açıldı.Po zabójstwie Giacomo Matteottiego w 1924 r. został usunięty ze stanowiska w związku z finansowymi skandalami.
Hafızasını kaybetmiş olduğu için cinayetleri işleyip işlemediğini dahi hatırlayamamaktadır.Po utracie pamięci sam nie ma pewności, czy nie popełnił zbrodni.
Joker, Batman tarafından vurulduğuna inanır, çünkü ona göre Batman cinayette uzmandır.Joker jest gotowy zrobić wszystko, aby poznać tożsamość Batmana.
2004 yılında Tray Deee'nin cinayete teşebbüs suçundan cezaevine girmesiyle grup dağıldı.Grupa rozpadła się po tym jak Tray Deee został skazany na 12 lat za usiłowanie morderstwa.
Bu sırada faili meçhul cinayetler işlenmeye başlanmıştır.Na tym etapie zapoczątkowany zostanie proces masowego wymierania.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Rada Bezpieczeństwa ONZ zażądała niezależnego śledztwa w sprawie tego zamachu terrorystycznego.
Rose'un ise yıllar sonrasına kadar bu cinayetten haberi yoktu.Po tym zwycięstwie Rohan przez wiele lat nie doznał żadnej napaści.
Dedektif de bu sayede cinayetleri çözecektir.FBI ściga właśnie m.in. tego rodzaju przestępstwa.
Şark Ekspresinde Cinayet (film, 2001), 2001 yapımı televizyon filmiThe Order, alternat. tytuł pol. Rozkaz) – film z 2001 roku
Bu cinayette genel kanı planlayanın Kazım Karabekir olduğudur.Dlatego tak istotny jest dobór krwi właśnie w tym układzie grupowym.
Yelena Zakotnova cinayetini de kendisinin işlediğini itiraf etti.Ona sama o morderstwo podejrzewa Janusza.
Bunu başka cinayetler de takip eder.Zapowiadał również kolejne morderstwa.
Kitap bir cinayet haberiyle başlar.Jednakże fabuła książki kończy się zabójstwem...
Bu katliam II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'da meydana gelen en büyük toplu cinayetlerden biridir.Był to jeden z największych aktów ludobójstwa na terenie byłej Jugosławii podczas II wojny światowej.
Cinayet ve hırsızlık olayına rastlanmamıştır.Nie wstydźmy się mordów, grabieży i podpaleń.
Cinayet mahalinde bulduğu sıradışı kılların insana ait olmadığı sonucuna varır.Znajduje niezwykły włos na miejscu zbrodni i stwierdza, iż ten nie należy do człowieka.
Jason, filmlerin tamamında katil ya da cinayetlerin sebebi olarak yer alır.Jason är med i alla filmerna, antingen som mördare eller som motivation till morden.
Leydi Macbeth bu cinayeti sonuçlandırır.Lady Macbeth gör det istället.
2004 yapımı Evilenko filmi, Andrey Çikatilo'nun cinayetleri üzerine kuruludur.Filmen Evilenko från 2004 är delvis baserad på morden som Andrej Tjikatilo begick.
Kayıtlara geçen ilk cinayetini ise 1974 yılında 27 yaşındayken işledi.Hans tidigaste konstaterade mord begicks 1974, då han var 27 år.
Uğur Mumcu Cinayeti.Mördarmusslans förbannelse.
Cinayetten sonra bir süre ortalarda görünmez.Platsen för mordet undveks därefter under lång tid.
Ayrıca cinayet mahalinde Dupin, insana ait olmayan kıllar bulur.På brottsplatsen hittar Dupin ett hårstrå som inte kommer från en människa.
Cinayeti işleyen baba ve amcaları suçlarını itiraf etmiştir.Både fadern och agenten har nekat till anklagelserna.
Türkiye'de çeşitli cinayetlerden yargılandı.Flera dödsfall har rapporterats i Turkiet.
Bir cinayet gerçekleşir.En mördare blir till .
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.För att få sina liv tillbaka måste de resa runt i världen och begå de sju dödssynderna.
Batman, Gotham halkındaki umudu söndürmemek için Harvey Dent'in cinayetlerini üstüne alır.Batman tar på sig skulden för Harveys mordoffer, allt för att rädda Gotham.
Cinayet Yöntemleri.Politiska mord.
Birçok delilden anlaşılır ki, cinayeti işleyen kapıcıdır.Trots det leder spår till vad som verkar vara gärningsmannen.
1968'de Münih Cumhuriyet Başsavcısı cinayeti soruşturdu.År 1968 inledde den allmänna åklagaren i München en förundersökning om mordet på Clemmensen.
Kâtil, cinayet işleyen kişiye denir.En människa som mördat kallas mördare.
Kabul edilen ilk cinayeti budur.Detta var den första attacken som rapporterades.
1969 - Birleşik Krallık Parlamentosu, cinayet suçlarında idam cezasını kaldırıldı.1969 – Det brittiska underhuset röstar för att avskaffa dödsstraffet.
Polis cinayetle ilgili iki kişiyi tutukladı.Enligt polisen arresterades två män i samband med attacken.
Daniel Nugent: Cinayet davasında Victor'a karşı bir tanık.Var sakkunnigt vittne som vittnade för Phil Spector vid hans mordrättegång.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.Han har erkänt brottet.
Stone cinayetten tutuklanır.Ann Sutton blir arresterad för stöld.
Ayrıca Red John'un, kendisi için cinayet işleyen yardımcıları tarafından öldürülen kurbanları da vardır.Han är beredd att offra allt för att fånga Red John, även sitt eget liv.
Bir, söz edilen cinayeti kim işlemiştir?En människa som mördat berättar.
Çeşitli kanıtlar bu cinayetin Çikatilo ile bağlantısı olduğunu gösteriyordu.Mycket tyder på att det rörde sig om ett självmordsförsök.
Cinayet, diğer faili meçhul cinayetlerle birlikte Susurluk Davası'nda söz konusu edildi.Mordet utfördes av tre män med kopplingar till SMR.
Ancak evlendikten sonra bile bu cinayet aklından çıkamaz.De bestämmer sig nu för att inte gifta sig förrän mordet klarats upp.
Karısı ve kızını cinayet sonucu kaybetmiş ancak faillerini bulamamıştır.Hans namn ska ha syftat på att han mördat sin fru och sina barn, men några sådana belägg finns dock inte.
Türkiye’nin ilk ve tek kadın cinayetçisi.Hon var Turkiets första och hittills enda kvinnliga premiärminister.
Bir aşk cinayeti mi?Är det ett mord?
Kendi katilini bulmaya çalışıyor Joy Foster (seslendiren Cassidy Lehrman) Ronan'ın cinayetine tanık kız .Han är på jakt efter sin fru Catherines (Jorja Fox) mördare.
30 Ocak 2004 tarihinde, Meiwes cinayetten mahkum edildi ve sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.Meiwes dömdes 9 maj 2006 till livstids fängelse för mord.
(Maç izlemek cinayet değildir)".Jag är inte ledsen för mitt brott").
Suça karışan dört asker Mart ve Nisan 1967'de tecavüz ve cinayetten suçlu bulundu.De fyra skyldiga soldaterna dömdes var och en för våldtäkt och mord i mars och april 1967.
Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.Незабаром у місті починаються вбивства.
Yetmiyormuş gibi kentte bazı seri cinayetler de işlenmektedir.Далі у місті відбувається серія страшних вбивств які не пов'язані між собою.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.Він змушений був учинити злочин.
Bu programlarda, ölüm ve cinayet öğelerine yer veriliyordu.У цій програмі показують тортури і вбивства.
Bu vaka, Avustralya'da DNA profillemesi ile çözülen ilk cinayet davası olmuştur.Її справа стала першим ділом в Австралії за звинуваченням у вбивстві допомогою отруєння талієм.
Kusursuz Cinayet (film), Andrew Davis'in yönettiği 1998 tarihli ABD filmi.Ідеальне вбивство (англ. A Perfect Murder) — американський художній фільм від режисера Ендрю Девіса 1998 року.
Cinayet ve hırsızlık olayına rastlanmamıştır.Жодного вбивства чи розграбування не відбулося.
Dupin denizciye Rue Morgue'da işlenen cinayetler hakkında neler bildiğini sorar.Дюпен вимагає від відвідувача розповісти все, що йому відомо про вбивства на вулиці Морг.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod