Bu cinayet olayının mahkemesi de oldu, ben burada değildim.Zij was er op het moment van de moord bij, maar is nooit bij de zaak betrokken.
İzleyici cinayetin arkasındaki sırları (veya cinayetin gerçekleşip gerçekleşmediğini) asla öğrenemez.Op deze manier kunnen de echte daders (of kan de echte dader) nooit opgepakt worden.
Hristiyan çeteciler cinayetten sorumlu tuttukları Zamira'yı yakalarlar.Christenen die 'betrapt' zijn op geloof worden afgevoerd naar strafkampen.
Bu yüzden ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu tam olarak kanıtlanmamıştır.Het is nooit duidelijk geworden of dit moord of zelfmoord was.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.Hij werd benoemd tot Commandeur in de Kroonorde.
İlk cinayet bir hastane önünde işlenmiştir.Een eerste conflict betrof het Hôpital général.
1985'e kadar terör eylemlerinin azalmasına rağmen, cinayetlerin çoğu çözülememiştir.Maar door de sterke daling van de energieprijzen in 1985 werden de meeste onderzoeken stopgezet.
Bu cinayet ortaya çıktığı vakit, Daidalus Girit kralı Minos'a sığınır.Op Kreta kwam Daedalus in dienst van koning Minos.
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.De tevredenheid wordt zelfs veroordeeld als misdrijf…
Liam'ın cenazesinde de diğer çocuklara bunun bir cinayet olduğunu söyler.Op de begrafenis van Mercier zegt Franklin de andere jongens dat dit moord was, voor hij de kist kust.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Gelenek Töre cinayetiCeremonie Ritueel
"Cinayeti ben işledim" der.Ik geef het toe: ik vermoordde je."
Filmin sonundaki yazılardan Tess'in cinayetten suçlu bulunarak asılmak suretiyle idam edildiğini öğreniriz.Het slot van deel twee wordt omschreven als de ophanging van Tess.
Dedektif de bu sayede cinayetleri çözecektir.Hij daagt de detectives uit om de moord op te lossen.
Buna rağmen cinayet fikri "gece gündüz aklından çıkmaz."In het dorp is het alsof je geen verschil kan maken tussen dag en nacht.”
Ek olarak, olayı anlatan gazeteciler saldırıyı cinayet olarak tanımlamayı tercih ettiler.Reeds om die reden zou de wetgever besloten hebben om te spreken van een aanslag met het oogmerk om ....
Genellikle aşk cinayetlerinin kurbanı kadınlar olur.De vrouwelijke slachtoffers van eerwraak zijn doorgaans familie van de dader.
"Ufak Tefek Cinayetler'den Klip Yayınlandı!".Zonder manifestaties van agressieve minderheden!"
Cinayeti gizli bir Ermeni örgütü üstlendi.Deze aanslag werd gepleegd door de Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia.
2014 yılında Gece filminde oynadı Cinayet adlı dizide rol aldı.In 2014 was hij te zien in de film Kill Your Friends, waarin hij Ross speelde.
1978 yılında işlediği bir cinayetten yakalandı ve gerisi geldi.Hij werd in 2002 gearresteerd en zou de moorden tussen 1978 en zijn arrestatie gepleegd hebben.
Cinayeti gösteren video kaydının orijinalini almayı denediler.In de videospeler wordt het originele beeldmateriaal afgespeeld.
Altın Palmiye, Cinayeti Gördüm ile Michelangelo Antonioni'ye verildi.Dit gegeven is ontleend aan de film Blow-Up van Michelangelo Antonioni.
2017'de aynı türde sansasyonel bir vaka olan Kale Cinayeti hakkında kitap yazdi.In 2017 deed hij dit opnieuw, ditmaal over de Kasteelmoord.
Jeffrey Dahmer, 17 cinayetten yargılansa da, sonradan bu sayı 15'e düşürüldü.Jeffrey Lionel Dahmer został oskarżony o 17 morderstw, zarzuty zredukowano później do 15.
Cinayetler, besbelli, çoğalacak.Brutalne mordy się mnożą.
Öykü, gerçek bir olay olan Mary Cecilia Rogers cinayetine dayanır.Historia bazuje na prawdziwym zabójstwie Marii Cecilii Rogers.
Özellikle pornografi ve cinayet gibi.Najczęściej są to pornografia i morderstwo.
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.Śledczy przeszukali jego dom i znaleźli fragmenty ludzkiego ciała i nagranie morderstwa.
Montresor suçu için soruşturulmaz ve cinayeti nasıl işlediğini kendisi anlatır.Nie ma żadnego śledztwa w sprawie przestępstwa Montresora, a jedynie sam sprawca wyjaśnia jak je popełnił.
Her cinayetin ardından, kocaları kurbanların durumlarına göre maddi ödemeler yapmaktadırlar.Jednakże po każdym zabójstwie ich mężowie rozliczają się finansowo.
Cinayetten sonra Kabil toprağın laneti altına girdi.W wyniku klątwy wieś zapadła się pod ziemię.
Anlatıcı, cinayeti en ince ayrıntısına kadar planlamış olmasını, deli olmadığının bir kanıtı olarak gösterir.Uważa, że skrupulatna precyzja w planowaniu morderstwa, dowodzi, że nie może być szalony.
Gerçek bir cinayetin ayrıntıları üzerine kurgulanmış ilk cinayet öyküsüdür.Bazuje ona na szczegółach prawdziwego morderstwa.
Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor.70% zamordowanych kobiet ginie z rąk swoich partnerów.
Bir cinayet gerçekleşir.Zostaje popełnione morderstwo.
Londra'da Bertram Oteli'nde işlenen bir cinayeti ve sonrasını ele alır.Tymczasem w hotelu "Bertram" dochodzi do morderstwa.
Heartland'de Cinayet.Morderstwa w Midsomer.
Polise kendisinin cinayeti işlediğini söyler.Policja dochodzi do wniosku, że to on ją zamordował.
Cinayetinin cinayete sebep olduğu düşünülmektedir.Prawdopodobnie więc to on odpowiada za morderstwo.
"Ufak Tefek Cinayetler ve kocaman şarkılar..."Małe zbrodnie, duże kłamstwa. .
Genellikle aşk cinayetlerinin kurbanı kadınlar olur.Mężczyźni znacznie częściej niż kobiety są sprawcami zabójstw z miłości.
Fakat bir cinayete sürükleneceklerinden de son derece habersizdirler.Natomiast oni, wsparci cierpieniem, zostali uwieńczeni wieńcem męczennika."
Bu cinayetin sebebi, öldürülen kişinin İsrail hükümetiyle işbirliği yaptığı şüphesiydi.Chłopak budzi się z poważnymi wątpliwościami, kto zabił wujka.
Bir cinayete "cinayet" derim, bir katile "katil" derim."Czytając od tyłu: "Murder" – Morderstwo.
Bu da cinayetin ispatlanmasını güçleştirir.Stwarza to większe szanse wykrycia przestępstwa.
Aşk ve Ölüm: Kurt Cobain Cinayeti, Max Wallace ve Ian Halperin’in kitabı.Udziela wywiadu w książce Max Wallace i Ian Halperina pt. Miłość i śmierć - morderstwo Kurta Cobaina.
Bir aşk cinayeti mi?Zbrodnia w Miłoszycach.
Özel dedektif Philip Marlowe'un bir arkadaşı cinayet ile suçlanmaktadır.Prywatny detektyw Philip Marlowe otrzymuje zlecenie od gangstera Malloya.
17 Mart 1985'te bilinen ikinci cinayetini işledi.Kolejny mord miał miejsce 17 marca 1985 roku.
Cinayet tarzında bazı şeyler novelle tutuşmamakta.Niezapisaną w żadnych aktach historię pewnego ataku terrorystycznego.
Görünüşe göre bir cinayete kurban gitmişti.Prawdopodobnie padł ofiarą morderstwa.
Buna rağmen cinayet fikri "gece gündüz aklından çıkmaz."Pomijając to, twierdzi on, że idea morderstwa prześladowała go dniami i nocami.
İşlenen cinayetlerden ve binaların yakılmasından sorumlu tutulmaktadır.Po egzekucji mienie zamordowanych zrabowano a budynki spalono.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Statyczne ujęcia są obecne także podczas scen zabójstwa i gwałtu.
Birçok cinayeti n işlendiği bir silaha Metin’in parmak izini basarak şantaj yaparlar.Wyjęto z niego dla celów muzealnych kilka sztuk broni konspiracyjnej produkcji.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Zawsze pragnął popełnić morderstwo wyjątkowe, doskonałe.
Soruşturmasını derinleştirdikçe, olayın bir kaza değil, örgütlü bir cinayet olduğunu bulur.Badając kulisy katastrofy, kapitan odkrywa, że incydent nie był dziełem przypadku, ale aktem terroru.
Her cinayetin cezası vardır.Wszystkich ukarano grzywnami.