Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Vous dites ça à une institutrice, et elles vont demanderont, avec tout le sérieux du monde:
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Wenn Sie das einem Lehrer sagen, werden sie allen Ernstes gefragt:
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Το λες αυτό σε έναν δάσκαλο και θα σε ρωτήσουν με κάθε σοβαρότητα,
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Ви розповідаєте це вчителю, а він цілком серйозно питає вас,
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Вы скажете это учителю, и он спросит вас со всей серьезностью:
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:Казвате това на учителя и той ви пита, съвсем сериозно,
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:תגיד את זה למורה, והם ישאלו אותך, בכל הרצינות
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:أخبر المدرسة بذلك .. وسوف يطلبون بكل جدية ..
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:深刻な面持ちでこう言われるでしょう 「精神病院に連れて行った方がいいかしら?」
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.A když jsme tam byli, dozvěděli jsme se o závažnosti nedostatku vody v Severní Africe.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Dan saat kami berada di sana kami belajar tentang betapa seriusnya krisis air di Afrika Utara.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Enquanto lá estivemos, conhecemos a gravidade da crise da água no Norte de África.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.En toen we daar waren hebben we geleerd hoe serieus de water crisis is in Noord Afrika.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.És eközben többet tudtunk meg a észak-afrikai ivóvíz krízisről.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.I gdy tam byliśmy, poznaliśmy powagę problemu braku wody w północnej Afryce.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.우리는 사하라 사막에 있는 동안 북아프리카의 심각한 물 부족 위기에 대해 알게 되었습니다.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Là-bas nous avons appris la gravité du problème de l'eau en Afrique du Nord.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Mentre eravamo lì abbiamo constatato la gravità della crisi idrica in Nordafrica.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Și cât am fost acolo am înțeles seriozitatea crizei de apă în Africa de Nord.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Und während wir dort waren lernten wir die Ernsthaftigkeit der Wasserknappheit in Nordafrika kennen.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Và khi ở đó, chúng tôi đã thấy được sự nghiêm trọng trong vấn đề khủng hoảng nguồn nước ở Bắc Phi.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Y mientras estábamos allí nos dimos cuenta de la seriedad de la falta de agua en el norte de África.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Και όσο ήμασταν εκεί ενημερωθήκαμε για το πόσο σοβαρή είναι η κρίση του νερού στη Βόρεια Αφρική.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Во время нашего бега мы осознали всю серьёзность проблемы нехватки воды в Северной Африке.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.И докато бяхме там, научихме за сериозността на водната криза в северна Африка.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.Тоді ми зрозуміли, що проблема нестачі води у Північній Африці дійсно серйозна.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.וכשהיינו שם למדנו על משבר המים הקריטי בצפון אפריקה.
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.و خلال ذلك علمنا عن خطورة كارثة المياه في شمال افريقيا
Oradayken Kuzey Afrika daki su krizinin ciddiyetini öğrendik.水源危機が北アフリカにあることを知りました 我々はまた、北アフリカの人々が直面している多くの問題が
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?불편 시간을, 왜, 살인 지금 그대를 cam'st 우리의 의식을 살해? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Epämukava aikaa, miksi cam'st sinä nyt murhata, murhaavan juhlavuutta? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Kellemetlen időben, miért cam'st te most a gyilkosság, a gyilkosság mi ünnepélyesség? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Không thoải mái thời gian, tại sao cam'st ngươi Để giết người, giết người trang trọng của chúng tôi?
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Le temps inconfortable, pourquoi tu cam'st désormais à assassiner, assassiner notre solennité? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Momento incómodo, ¿por qué te cam'st ahora al asesinato, asesinato solemnidad nuestra? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Nepohodlné čas, prečo si cam'st teraz vraždy, vraždy naše vážnosť? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Nepohodlné čas, proč jsi cam'st nyní vraždy, vraždy naše vážnost? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Neprijetno časa, zakaj ti zdaj cam'st Za umor, umor naše slovesnosti? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Niewygodne czas, dlaczego cam'st ty teraz do morderstwa, zabójstwa naszej uroczystości? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Obekväma tid, varför cam'st du nu att mörda, mörda vår högtid? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Ongemakkelijk moment, waarom cam'st gij nu tot moord, moord op onze plechtigheid? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Oの子! Oは子 - 私の魂ではなく、私の子供 - 死なた、死んだ - 可惜、私の子供は死んでいる!;
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Tempo a disagio, perché venisti adesso Per l'omicidio, omicidio nostra solennità? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Tempo desconfortável, porque tu agora cam'st Para assassinato, assassinato a nossa solenidade? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Timp inconfortabil, de ce ai acum cam'st Pentru omor, omor solemnitatea nostru? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Ubehagelig tid, hvorfor cam'st du nu til at myrde, myrde vores højtid? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Unbequeme Zeit, warum kamst du jetzt zum Mord, Mord unserer Feierlichkeit? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Waktu tidak nyaman, mengapa engkau sekarang cam'st Untuk pembunuhan, pembunuhan kesungguhan kita? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Δυσάρεστη στιγμή, γιατί εσύ cam'st τώρα στο φόνο, φόνο επισημότητα μας; -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Неудобно време, защо ти cam'st сега за убийство, убийство нашите тържественост?
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Неудобные время, почему cam'st ты теперь к убийству, убийство наших торжественность? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?זמן לא נוח, למה אתה cam'st עכשיו כדי רצח, רצח בחגיגיות שלנו? -
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?الوقت غير مريح ، لماذا أنت الآن cam'st على القتل والقتل الجديه لدينا؟ --
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Dostojność, o której wcześniej wspomniałaś przejawia się także przez ukazanie z profilu.
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Вы говорили об официальности - её создаёт это изображение в профиль.
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Офіційність, про яку було сказано раніше, досягається завдяки зображенням у профіль.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afectati de solemnitatea de scena, a existat o privirea întrebam of increduli curiozitate în faţa lui.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afetados pela solenidade da cena, havia um olhar incrédulo de saber curiosidade em seu rosto.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Által érintett ünnepélyességét a jelenetet, volt egy csodálkozó tekintete hitetlen kíváncsiság az ő arcán.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Beïnvloed door de ernst van de scène, was er een af blik van ongelovige nieuwsgierigheid in zijn gelaat.