Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddiyet ile cümle

ciddiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Elle prend son rôle très au sérieux.
Olayın ciddiyeti konusunda yetkililer yeterli önemi göstermemektedir.Peu importe la gravité de la faute.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.De prime abord, ces événements et leurs conséquences ne semblent guère présenter un grave danger.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Él se toma su trabajo muy en serio.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Prende molto seriamente il suo lavoro.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Con il trascorrere del tempo i problemi di salute si fecero sempre più gravi.
Filmin banal ciddiyeti işe yarıyordu ve ona ham bir gerçeklik kazandırıyordu".La banale serietà del film fa il resto - e gli dà quel tocco di crudo realismo».
Bu sonunda beni durumun ciddiyeti konusunda ikna etti.Это окончательно убедило меня в серьёзности ситуации.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Предельно серьёзно относится к своей работе.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.В последние годы жизни обострились её проблемы со здоровьем.
Sonuç olarak resimdeki her karakterin bakışında Wolfe'un ölümü üzerine meydana gelen ciddiyet vardır.Каждое воспроизведение оригинала имело свои отличительные черты в изображении смерти Вольфа.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.Кроме его узкого круга, их вряд ли кто серьёзно воспринимает.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.Не подозревая о серьёзности ранения, она просто замотала шею бинтами и продолжала работать — спасать других.
Tekrar çok ciddiyetle bir daha dua eder ve kalbi kırık olraka Wartburg'a döner.После разрешения трупного окоченения сердце возвращается в диастолу.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.К этому подходят серьёзно и с большой ответственностью.
“Eğer olay meydana geliyorsa ciddiyet”in önemli bir bileşeni “kime ciddiyet?”tir.Если сущность определяется вопросом: «Что есть сущее?», то бытие вопросом: «Что значит, что сущее есть?».
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.إنه لشرف كبير له وهو يأخذ الأمر بجدية بالغة.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.فغير جرح اللحاظ يندمل سمعت بالوصل ثم همت به ...
Her şey ciddiyetini kaybediyor.Ocorre em todas as gravidades.
Karaciğer enzimlerinin, hastalığın ciddiyetiyle olan ilişkisi zayıftır.O nível de enzimas hepáticas pouca relação tem com a intensidade da doença.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.É bastante silencioso e leva tudo a sério.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Intussen verergerden de gezondheidsproblemen.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Het noodlot bepaalde haar leven.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Swoją pracę traktuje bardzo poważnie.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Ostatnimi czasy zaczął znacznie podupadać na zdrowi.
Bununla birlikte içeriği resmi, sembolik ve ciddiyetli Noh tiyatrosuna benzemez.Dess innehåll har emellertid ingen som helst likhet med den formella, symboliska och högtidliaga nō-teatern.
Ancak çoğu durumda hastalığın ciddiyeti ileri seviyede değildir.I de flesta fall finns ingen bakomliggande allvarlig sjukdom.
Malaki'nin üzerinde durduğu bu nokta durumun ciddiyetini göstermektedir.Lamacq ställde bland annat frågor om bandets seriositet.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Історія зажила своїм життям.
Soruları çoğu kez Tekeli, büyük bir ciddiyet ve önemle kendisi hazırlamış.Тим не менш він досить часто виступав з гострих та найважливіших питань.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Jeho zdravotní problémy se postupně zvětšovaly.
İzmirli hahamların şikayetiyle saray da bu durumun ciddiyetinde erken haberdar olur.Pán dvora, jenž sídlil na zábřežském hradě, dověděl se brzy o této příhodě.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.A supraviețuit apărând viața.
Çoklu savaş anıtları, ülke genelinde büyük bir ciddiyet ile inşa edilmiştir.Mai multe memoriale de război, marcate de o mare solemnitate reținută, au fost construite în întreaga țară.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.În anii ulteriori sănătatea sa s-a înrăutățit.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Komolyan veszi a feladatát.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.Komolyan és őszintén válaszolok neked.
Karaciğer enzimlerinin, hastalığın ciddiyetiyle olan ilişkisi zayıftır.A májenzimek és a betegség súlyossága közötti kapcsolat gyenge.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Magánéletét erősen óvja.
Gurnemanz çok ciddiyetle bu eylemin başka bir kişi tarafından yapılacağının önceden belirtildiğini söyler.Ο Γκούρνεμαντς αποκαλύπτει ότι η πράξη αυτή προορίζεται για κάποιον άλλο.
Her şey ciddiyetini kaybediyor.Η κατάσταση γίνεται σοβαρή..
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.Δεν προκάλεσε ζημιά στην πόλη, αλλά έλαβε μόνο ένα χρηματικό ποσό, όρισε μια φρουρά και έφυγε.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Εντούτοις, αντιμετωπίζει τα καθήκοντά του σοβαρά.
Farklı koşullardaki ölüm oranı , insani acil bir vakanın ciddiyet boyutunu rapor edebilmek için gereklidir.Forskellige mortalitetsrater bruges til at fastslå alvorligheden af en humanitær nødsituation.
Tekrar çok ciddiyetle bir daha dua eder ve kalbi kırık olraka Wartburg'a döner.Endnu en gang beder hun indtrængende og vender fortvivlet tilbage til Wartburg.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.En oppgave som han tok svært alvorlig.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Ia serius tentang pekerjaannya.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Pada tahun-tahun terakhirnya, kondisi kesehatan Stalin memburuk.
İşte arkadaşlarımızla bu ciddiyette bir çalışma yapmaya karar verdik.Mereka kemudian meyakinkan Sekutu untuk menindaklanjuti laporan tersebut dengan serius.
Bütün bunların yanı sıra, silahlarda ne ciddiyetsizlik ne de yaratıcılık var.Ngoài ra, trong Thiền tông không có một chừng mực hay phương pháp tuyệt đối nào.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.ここと真剣に向き合っていかないといけない。
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.晩年には健康状態が悪化。
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.生命安全を大切にする。
Bob Johnson insanları Afrika'daki durumun ciddiyetine vardırmaya çalıştıボブ・ジョンソンはアフリカの現状の深刻さを人々に気付かせようとした。
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.它對生命的維持具有重要性。
Ancak kurnazlık ve ciddiyetsizlik yapmadan duramamaktadır.无苦集灭道,无智亦无得。
Filmin banal ciddiyeti işe yarıyordu ve ona ham bir gerçeklik kazandırıyordu".而電影就是個具體的東西,你需要轉譯它」。
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.이것은 심각하게 하는 것에서 멈추게 한다.
Ancak bir süre sonra onlar olayın ciddiyetini, köy halkı da onların beceriksizliğini anlar.후에 희귀하게 되어 전래되지 않아 명나라 때 행심(行深)이 이를 재편하여 간행한 것이 널리 알려졌다.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.לוקחת מאוד ברצינות את העבודה שלה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod