cezalandırma ile cümle
cezalandırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Onu cezalandırmadı ama ülkesine de geri göndermedi.Jag ignorerade henne inte men gav henne inga pengar...
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Dock får juryn i några länder också fastställa straffet.
23:7 Mahkeme, suça zorlananları cezalandırmamalı Deut.1:72) – inte behöriga som ombud i allmän domstol.
Anyanka 1199 yılında Ural dağlarındaki Koskov vadisine, sadakatsiz bir adamı cezalandırmaya gider.1199 beger sig Anyanka till Uralbergen för att straffa en otrogen man.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Покарання також могло накладатись на сім'ю злочинця.
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.Вона здавна використовувалась як місце заслання політичних злочинців.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Věřící se nespolčí proti jinému věřícímu s jeho propuštěncem.
İyi davranışı ödüllendirme, kötü davranışı da cezalandırma anlamına gelir.Je lepší odměňovat je za správné chování, ne trestat za špatné.
Bu zamana kadar en popüler cezalandırma yöntemi insanları sürgüne göndermekti.To byl nejdrastičtější trest, který mohl být na šlechtice té doby uvalen.
Bazı eğiticiler filleri fiziksel cezalandırma kullanmadan eğitmeyi denemiştir.Unii dresori au încercat să dreseze elefanți fără a folosi pedeapsa fizică.
Lut’un duası üzerine Allah ahlaksız kavmi cezalandırmak üzere üç meleği görevlendirir.Împreună Djinni oamenii și îngerii sunt trei rase create de Allah.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Pedeapsa putea fi extinsă și aplicată și familiei criminalului.
Aksine Hristiyanlığa yönelik benzer kısıtlamalar ve gayri resmî cezalandırmalar getirildi.În cele mai multe cazuri, refolosirea activităților și credințelor precreștine a fost pedepsită oficial.
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.Aceasta a fost cea mai răspândită încadrare care li s-a aplicat celor condamnați pentru delicte politice.
Erlik’in yaptığı hileleri anlamakta ve onu cezalandırmaktadır.Vezi flacăra cuptorului și înțelepțindu-te, primește această judecată.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Az igazságszolgáltatásban esküdtszék is részt vesz.
MÖ 490'da İyon ayaklanmalarını bastıran Pers Kralı I. Darius Yunanları cezalandırmak için bir filo yolladı.490-ben a perzsa nagykirály, Nagy Dareiosz flottát küldött a görögök megbüntetésére.
Kanunlar, uygun hareket edenleri ödüllendirip kurallari çiğnemeye cürret edenleri gereğince cezalandırmalıdır.Lakien tulee palkita niitä noudattavia ja rangaista niitä rikkovia.
Tamug'un efendisi Erlik Han'dır ve günahkâr kişileri cezalandırmak için vardır.H Sin City είναι μια πόλη που βασιλεύει η αμαρτία.
Açık veya gizli cezalandırmalar ve infazlar.Σαφείς οδηγίες συμπεριφοράς και πράξεων.
Diğer bazı kaynaklarda kızın bir gece eve gelmeyişini cezalandırmak için öldürüldüğünü söylemektedir.Andre kilder mener derimod, at hun blev dræbt for at have været borte fra sit hjem i en nat.
Nabucco bu kendine sadık kıtasıyla hainleri cezalandırmaya ve Fenena'yı kurtarmaya kararlıdır.Han får følgeskab af en deling loyale soldater og beslutter at straffe forræderne og redde Fenena.
Saim Savaş'a göre çoğu cezalandırma onları öldürmek amaçlı çeşitli nedenler öne sürerek uygulanmıştır.En stor del af afstraffelserne fandt sted ved at opdigte en grund til at slå dem ihjel.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Straffen kunne også omfatte forbryterens familie.
Bu, Hristiyanlara karşı yapılan resmi cezalandırmaların sonu olarak kabul edilir.Det markerte slutten på den offisielle forfølgelsen av kristne.
Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur,herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.Gi anerkjennelse der det skal gis; ikke urettelig glorifisere seg selv.
Bazı eğiticiler filleri fiziksel cezalandırma kullanmadan eğitmeyi denemiştir.Beberapa pelatih mencoba melatih gajah tanpa menggunakan hukuman fisik.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Hukuman juga bisa dikenakan kepada keluarga penjahat.
Azarlama, utandırma ya da cezalandırma doğru değildir.Kurangnya penyesalan, tidak ada rasa malu.
Aurelian, diğer dinden insanları cezalandırmadı.Aurelianus đã không bức hại các tôn giáo khác.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Hình phạt cũng có thể được mở rộng ra đối với gia đình của người phạm tội.
Justinianos, Ravenna ve Cherson'da bulunan tebaalarını cezalandırmak istemekteydi.Justinianos quan tâm nhiều hơn về việc trừng phạt thần dân của mình tại Ravenna và Cherson.
Bu ilk dönemde Kosovalı Arnavutlar ve Türklerin önde gelenleri birçok cezalandırma yaşamışlardır.Thời gian này, người Ai Cập và Ấn Độ hầu hết đi chân trần.
Ayrıca Aborijin yasalarını çiğneyenleri cezalandırmakta da kullanılır.規則を破った者にペナルティを与えるのも彼。
Savaşa gitme nedeni sadece bir şeyleri ele geçirmek veya birilerini cezalandırmak olamaz.城中支うる者なかりしかば為信は戦わずして攻略すること得たり。
Lut’un duası üzerine Allah ahlaksız kavmi cezalandırmak üzere üç meleği görevlendirir.三界公是僅次於天公的天神,因此祭拜規格亦相當慎重。
Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur, herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.今蒙菩薩親臨,饒得它死罪,卻饒不得它活罪。
Azarlama, utandırma ya da cezalandırma doğru değildir.大義不須言,求之人理,實所不忍。
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.做為物部氏的她,信仰的卻不是日本神道教,而是求長生不死的道教。
Bu sırada Abdi Ağa Hatçe'yi cezalandırmak için ona bir tuzak kurar.後姦情敗露,秀才向衙門告狀,嚴懲姦夫淫婦。
Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur, herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.그것은 자본가의 의지를 매개(媒介)로 하여 행해지나 그것은 결코 자의적(恣意的)인 것일 수는 없다.
Azarlama, utandırma ya da cezalandırma doğru değildir.겸손 겸손이란 진실하고 가식이 없으며 거만하거나 뽐내지 않는 것이다.
Aurelian, diğer dinden insanları cezalandırmadı.Аврелиан не преследва други религии.
Tanrı Adem'le Havva'ya, onlara yönelik cezalandırmalarını bildirir.Месия съобщава на Адам и Ева за тяхното наказание.
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.Подобни армии също са използвани и за наказване на провинилите се.
Linç, hiçbir adil yargılama olmadan insanları cezalandırma yöntemidir.McCoy učini sve što je u njegovoj mogućnosti kako bi spriječio nepravednu presudu.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Trest mohol byť rozšírený aj na rodinu zločinca.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Kazen se je lahko razširila tudi na kriminalčevo družino.
İyi davranışı ödüllendirme, kötü davranışı da cezalandırma anlamına gelir.Pravilno vedenje sproži nagrado, napačno vedenje pomeni kazen.
Bu zamana kadar en popüler cezalandırma yöntemi insanları sürgüne göndermekti.Iki tol populiariausia bausmė buvo tremtis.
Bu zamana kadar en popüler cezalandırma yöntemi insanları sürgüne göndermekti.Kõige populaarsem ründaja karistusmeetod on hetkel panuse konfiskeerimine.
Zaferden sonra şehirli yetkililer çok sert cezalandırmalar uyguladılar.Pärast põhjalikku juurdlust karistati talupoegi karmilt.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Åtal grundas på resultaten av en efterföljande laboratoriebekräftelse av det andra provet.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Des poursuites sont engagées en cas de confirmation du résultat par le laboratoire sur le second échantillon.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.In de EU voert de Franse politie tijdens wegcontroles speekseltests uit.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Podstawą oskarżenia jest uzyskane później laboratoryjne potwierdzenie wyników drugiej próbki.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Retsforfølgelsen baseres på resultaterne af det efterfølgende laboratorieresultat af den anden prøve.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Trestné stíhanie potom vychádza z výsledkov následného laboratórneho potvrdenia druhej vzorky.
AB’de ise Fransa hariç, cezalandırma için kan testi sonuçları esas alınmaktadır.Οι διώξει γίνονται βάσει των αpiοτελεσάτων εpiακόλουθη εργαστηριακή εpiιβεβαίωση του δεύτερου δείγατο.
Afgan büyümek kardeşlerden birisi yanlış bir şey yaptığında annenin herkesi cezalandırmasıdır.Quand un de vos frères et soeurs a fait une bêtise mais que votre mère vous punit tous