cezalandırma ile cümle
cezalandırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
ALLAH bunlarla, onları dünyada cezalandırmayı ve canlarının inkarcılar olarak çıkmasını ister.With it Allah wants to punish them in this life, so that their souls depart while they disbelieve.
Sonunda ALLAH onları yakaladı. O Güçlüdür, Cezalandırması Şiddetlidir.So God seized them: He is powerful, severe in punishment.
CEZALANDIRMAKConstellation name (optional)PUNISH
Başta Batı olmak üzere uluslararası toplum, diktatörleri cezalandırmaya devam etmeli."The International community, especially the West, should continue punishing the dictators."
Daire, yargı sistemini suçluları cezalandırmada yavaş kalmakla da eleştiriyor.The agency also faults the judicial system for being slow to fine violators.
Slovenya Makedon makamlarını olayları soruşturmaya ve sorumluları cezalandırmaya çağırdı.Slovenia urged Macedonian authorities to investigate the incidents and punish those responsible.
Halk komitelerini araştırmak ve mevcut mevzuata göre cezalandırmak.Work assigned by the GPC, secretariat of the GPCO, or the GPCO for the traditional.
Yasalardan üçü, Massachusetts'i doğrudan cezalandırmayı amaçlıyordu.This angered the colonists.
Bununla birlikte, kendisine itaat etmeyenleri cezalandırmak için yaratıcı yolları vardı.He did have creative ways of punishing those who disobeyed him, however.
1 Eylül 1821'de adaya bir Osmanlı cezalandırma seferi geldi.On 1 September 1821, an Ottoman punitive expedition arrived on the island.
Onlar beni cezalandırmak istedi.Die wollten mich bestrafen.
Zaferden sonra şehirli yetkililer çok sert cezalandırmalar uyguladılar.Nach der Niederlage wurde die Stadt deshalb mit harten Strafen belegt.
Aslında onu cezalandırmak ister bununla birlikte ona bir ders verir.Sie sagt zu, will ihm dabei jedoch eine Lehre erteilen.
Lut’un duası üzerine Allah ahlaksız kavmi cezalandırmak üzere üç meleği görevlendirir.Eines Tages kommt ein Engel, der ihnen drei Wünsche schenkt, die von Gott erfüllt werden.
Döner dönmez 'hainleri' cezalandırmaya başladı.Zuvor töten sie kollektiv den Verräter.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Strafklage können die Angehörigen einreichen.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Ist er dazu nicht bereit, haben die Gläubigen die Pflicht, sich im Sinne der Barā'a von ihm abzuwenden.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.In einigen Bundesstaaten entscheiden die Geschworenen auch über das Strafmaß.
Annem beni asla cezalandırmadı.Ma mère ne m'a jamais punie.
Kendini bu şekilde cezalandırmaya devam edemezsin.Tu ne peux pas continuer à t'infliger ça.
Sorumluluk bilinci kazandırmak, cezalandırmaktan iyidir.Il vaudrait mieux responsabiliser au lieu de sanctionner.
Asi öğrencileri cezalandırmak konusunda çekinmeyin.N’hésitez pas à sanctionner les élèves perturbateurs.
Lut’un duası üzerine Allah ahlaksız kavmi cezalandırmak üzere üç meleği görevlendirir.Au-dessus d'eux sont trois anges, l'un portant une palme.
Anyanka 1199 yılında Ural dağlarındaki Koskov vadisine, sadakatsiz bir adamı cezalandırmaya gider.Autour de 1199, Anyanka se trouve dans les Monts Oural pour maudire un homme infidèle.
Aslında onu cezalandırmak ister bununla birlikte ona bir ders verir.J’espère même que vous lui donnerez une bonne leçon.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Dans les cas très graves, la sanction pouvait même être étendue à la famille du criminel.
Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler.On the Question of the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide.
Bu cezalandırmanın temel nedeni Gırnata Emirleri ile aralarında oluşan kişisel bir kan davası idi.Une période de persécution sanglante s'ensuit à leur égard.
Kısas en eski cezalandırma yöntemlerinden birisidir.Il est un peu l'aîné des Minikeums.
Ebeveynlerimiz bizi asla cezalandırmadı.Nuestros padres no nos castigaron nunca.
Aurelian, diğer dinden insanları cezalandırmadı.Aureliano no persiguió a otras religiones.
Zaferden sonra şehirli yetkililer çok sert cezalandırmalar uyguladılar.Después de su victoria, las autoridades de la ciudad tomaron drásticas medidas de castigo.
Aslında onu cezalandırmak ister bununla birlikte ona bir ders verir.Él quiere copiarse, pero le sacan la prueba a ella.
25:5 Mahkeme, kadını baştan çıkaranı cezalandırmalı Ex.Los magistrados descartan 5-4 que la esposa del hombre tiene el derecho a tomar decisiones médicas por él.
Nero Roma'ya kaçtı ve olası bir cezalandırmadan kurtulmak için Yahudiliği kabul etti.Nerón regresó precipitadamente a Roma y se convirtió al judaísmo para evitar ese castigo.
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.Anche le persone venivano fermate per la loro vita criminale.
Lut’un duası üzerine Allah ahlaksız kavmi cezalandırmak üzere üç meleği görevlendirir.Come Fallen Angels registrarono tre demo: Fall from Heaven, Black Lotus e Extinction.
Cezalandırmadan sonra yönetici, çalışana karşı normal tavrını takınmaya devam etmelidir.Quando il governante rimuove l'interesse, egli rimuove anche l'obbligazione naturale di obbedienza.
Kendini cezalandırma yeter.Хватит себя казнить.
Toplumda cezalandırmaya gerek duyulmamıştı, çalınan mal olsa iki katı geri ödenirdi.Воровства мало, за ворованное штраф вдвойне.
Kısas en eski cezalandırma yöntemlerinden birisidir.Штраф является одним из самых древних видов наказания.
Erlik’in yaptığı hileleri anlamakta ve onu cezalandırmaktadır.Потому что знает свои грехи волк и боится расплаты.
Bazı yerlerde jüri cezalandırma sürecine de katılır.Здесь заседает также и жюри, фиксирующее попадания.
Türkiye direkt antisemit hareketleri cezalandırmaktadır.Прямые антисемитские акции в Турции преследуются правительством.
Diğer bazı kaynaklarda kızın bir gece eve gelmeyişini cezalandırmak için öldürüldüğünü söylemektedir.من جهةٍ أخرى أشارت العديد من المصادر بانها قتلت عقاباً على غيابها لمدة ليلة عن بيتها.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.وقد تمتد العقوبة لتشمل عائلة الجاني.
Siyaseten katl bir cezalandırmadır ve meydan-ı siyaset, idam cezalarının uygulandığı yerdir.والقتل السياسيى هو عقوبة والميدان هو المكان الذي ينفذ فيه هذه العقوبة.
Onu cezalandırmadı ama ülkesine de geri göndermedi.لكن والدته لم تسلم الرسالة قط، بل أعادتها إلى ابنها.
Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur,herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.المخادنة هي المُصاحبة، وفيها ما ذكر في القرآن: "ولا متخذات أخدان".
Bu sırada Abdi Ağa Hatçe'yi cezalandırmak için ona bir tuzak kurar.الغارمون: والغارم هو الذي تراكمت عليه الديون، فيأخذ من الزكاة ما يفي دينه.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.A punição também podia ser estendida à família do criminoso.
Cezalandırmak istedim." demiştir.Mas talvez estivéssemos tentando puni-lo".
İdam mangaları ayrıca politik suçluları cezalandırmak için de kullanıldı.O comércio foi fechado, também por ordem dos criminosos.
Döner dönmez 'hainleri' cezalandırmaya başladı.Em primeiro lugar, os prisioneiros deixaram de se iludir com o modelo de reabilitação.
Kanunlar, uygun hareket edenleri ödüllendirip kurallari çiğnemeye cürret edenleri gereğince cezalandırmalıdır.Leis devem recompensar aqueles que obedecem-nas e punir de acordo aqueles que não o fazem.
Toplumda cezalandırmaya gerek duyulmamıştı, çalınan mal olsa iki katı geri ödenirdi.Als hierbij een begaan delict niet werd aangegeven stond daarop de straf om in tweeën te worden gesneden.
Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.De weigering om zo'n aanhouding te doen ophouden door de hiertoe bevoegde personen, is eveneens een misdrijf.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Dotychczasowa Synagoga (Stara) nie była w stanie pomieścić wszystkich wiernych.
Önce katilleri adaletin önüne çıkararak cezalandırmaya çalışır ama akıl hastalarına karşı bir şey yapamaz.Ma jednak swoje zasady i poluje tylko na przestępców, nie krzywdząc ludzi uczciwych.
Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi.Straff kunde ibland även utdömas mot förbrytarens familj.