cezalandırma ile cümle
cezalandırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Afgan büyümek kardeşlerden birisi yanlış bir şey yaptığında annenin herkesi cezalandırmasıdır.que tu hermano haga algo malo y tu madre los castigue a todos por ello.
Afgan büyümek kardeşlerden birisi yanlış bir şey yaptığında annenin herkesi cezalandırmasıdır.Когда кто-то из братьев или сестер делает глупость, но ваша мать наказывает сразу всех
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.aşa că acum, este mai bine să -l iertaţi, şi să -l mîngăiaţi, ca să nu fie doborît de prea multă mîhnire.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Así que, más bien, debierais perdonarle y animarle, para que no sea consumido por demasiada tristeza
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.그런즉 너희는 차라리 저를 용서하고 위로할 것이니 저가 너무 많은 근심에 잠길까 두려워하노라
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.så at I derimot heller skal tilgi og trøste ham, forat han ikke skal gå til grunne i ennu større sorg.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Tak abyste jemu již raději zase odpustili a potěšili ho, aby on snad přílišným zámutkem nepřišel na zahynutí.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.takže už máte, naopak, radšej odpustiť a potešiť, aby zase prílišným zármutkom nebol taký človek pohltený.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.thà nay anh em tha thứ yên ủi, hầu cho người khỏi bị sa ngã vì sự buồn rầu quá lớn.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.thà nay anh_em tha_thứ yên_ủi , hầu cho người khỏi bị sa_ngã vì sự buồn_rầu quá lớn .
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Защото пред Бог ние сме Христово благоухание за тия, които се спасяват, и за ония, които погиват.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.так что вам лучше уже простить его и утешить, дабы он не был поглощен чрезмерноюпечалью.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Так що напротив лучче простїть і утіште, щоб надто великий сум не дожер такого.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.ועתה להפך תסלחו ותנחמו כדי שלא יתבלע האיש בגדל העצבון׃
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.حتى تكونوا بالعكس تسامحونه بالحري وتعزونه لئلا يبتلع مثل هذا من الحزن المفرط.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.倒 不 如 赦 免 他 、 安 慰 他 、 免 得 他 憂 愁 太 過 、 甚 至 沉 淪 了
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.倒不如 赦免 他 、 安慰 他 、 免得 他 憂愁 太過 、 甚至 沉淪了
Bu hisse senedi sahiplerini cezalandırmaktır.Potrestalo by to držitele vlastního jmění.
Bu hisse senedi sahiplerini cezalandırmaktır.なぜなら突然、5億株の代わりに、
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.As pessoas não percebem bem o que é um castigo.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Az emberekben nagy összevisszaság van azzal kapcsolatban, hogy mi a büntetés.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Die Leute hier werden sehr verwirrt darüber, was eine Strafe ist.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.여기 모인 여러분은 처벌의 의미에 대해 매우 혼동스럽겠지요.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.La gente è molto confusa su cosa sia una punizione.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Les gens ne comprennent pas ce qu'est une punition.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Ludzie często nie rozumieją, co to jest kara.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Men raakt vaak erg verward over wat straffen is.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Pentru lumea de aici e foarte neclar ce anume e o pedeapsă.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Y aquí las personas se confunden acerca de lo que es un castigo.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Ο κόσμος μπερδεύει πολύ τι είναι τιμωρία.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Люди здесь очень в замешательстве, что является наказанием.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.Тук хората много се объркват относно това какво е наказание.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.אנשים מתבלבלים לגבי מהות הענישה.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.الناس يختلط عليهم يشدة مفهوم العقاب.
Buradakiler cezalandırmanın ne olduğu konusunda biraz şaşırmış durumdalar.罰とは苦痛なものだと誤解しています。
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Ali bi jih ne obiskal zavoljo tega? govori GOSPOD; ali bi se nad takim narodom ne maščevala duša moja?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››Ali bi jih ne obiskal zavoljo tega? govori GOSPOD; ali bi se nad takim narodom ne maščevala duša moja?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Ali bi jih ne obiskal zavoljo tega? govori GOSPOD; in ali bi se nad takim narodom ne maščevala duša moja?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Apakah tidak seharusnya Aku menghukum bangsa yang semacam itu dan membalas apa yang telah mereka lakukan
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Či azda preto nemám navštíviť? hovorí Hospodin. Či na takom národe, jako je tento, nemá sa pomstiť moja duša?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Ðức Giê-hô-va phán: Ta sẽ chẳng thăm phạt về những sự ấy sao? Thần ta chẳng trả thù một nước dường ấy sao?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Enkö minä näistä tällaisista rankaisisi, sanoo Herra, eikö minun sieluni kostaisi tämänkaltaiselle kansalle?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Enkö minä tällaisista rankaisisi, sanoo Herra, eikö minun sieluni kostaisi tämänkaltaiselle kansalle?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Izali dlatego nawiedzić ich nie mam? mówi Pan; izali się nad takim narodem nie ma mścić dusza moja?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Izali dlatego nie nawiedzę ich? mówi Pan; izali się nad narodem takowym nie będzie mścić dusza moja?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?내가 이 일들을 인하여 벌하지 아니하겠으며 내 마음이 이같은 나라에 보수하지 않겠느냐 여호와의 말이니라
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?나 여호와가 이르노라 내가 어찌 이 일들을 인하여 벌하지 아니 하겠으며 내 마음이 이런 나라에 보수하지 않겠느냐
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››내가 이 일들을 인하여 그들에게 벌하지 아니하겠으며 내 마음이 이런 나라에 보수하지 않겠느냐 여호와의 말이니라
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Moet Ik hen daarvoor niet straffen? Zal Ik een volk als dit vrijwaren van mijn vergelding?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››Moet Ik hen voor zulke dingen niet straffen?" vraagt de HERE. "Moet Ik Mij niet wreken op een volk als dit?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››Não hei de castigá-los por estas coisas? diz o Senhor; ou não me vingarei de uma nação tal como esta?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Ne châtierais-je pas ces choses-là, dit l`Éternel, Ne me vengerais-je pas d`une pareille nation?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››Ne les châtierais-je pas pour ces choses-là, dit l`Éternel, Ne me vengerais-je pas d`une pareille nation?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››¿No habré de castigarles por esto?, dice Jehovah. ¿No tomará venganza mi alma de una nación como ésta?
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?"¿No habré de castigar por esto?, dice Jehovah. ¿No tomará venganza mi alma de una nación como ésta
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?¿No habré de castigar por esto?, dice Jehovah. ¿No tomará venganza mi alma de una nación como ésta
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Non dovrei forse punire queste colpe? Oracolo del Signore. Di un popolo come questo non dovrei vendicarmi
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?Non dovrei forse punirli per questo? Oracolo del Signore. E di un popolo come questo non dovrei vendicarmi
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?››Să nu -i pedepsesc Eu pentru aceste lucruri, zice Domnul, să nu-mi răzbun Eu pe un asemenea popor?``
Bu yüzden onları cezalandırmayayım mı?›› diyor RAB, ‹‹Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı?,,Să nu pedepsesc Eu aceste lucruri, zice Domnul, să nu-Mi răzbun Eu pe un asemenea popor?``