cesur ile cümle
cesur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.كما يكون شجاعاً بإمكانه التغلب على مخاوفه ..
Yazıta göre, Kutluk bilge ve cesur bir kişidir.اما في اللهجات الريفية فهو يعني الشخص الذكي والجاد.
Cesur Fildişililer, ülke sizi çağırıyor.Orgulhosos marfinenses, o país vos chama.
Bu onun yetkisini aşmıştı ama bu cesur adımı ile bunu başarmıştır.Isto excedia sua autoridade, mas ele teve sucesso com este passo corajoso.
Zaman geçtikçe bu örgütlerin üyeleri daha cesur oldular.Gradualmente, os membros dessas organizações ficaram mais ousados.
İzci, cesurdur, her türlü şartlar altında neşeli ve güler yüzlüdür.Um Escoteiro tem coragem e sorri sob todas as condições.
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."É a coisa mais fácil que já fiz."
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.São pessoas corajosas, sem medo de se arriscar.
Kendini tehlikeye atacak kadar cesurdur.Muitas vezes é corajoso ao ponto de arriscar a si mesmo.
En geniş ve cesur boydur.Ele é o mais respeitável e o maior.
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.Precisamos de uma nação suficientemente corajosa que nos leve nesta direcção.
"'Paris'te Son Tango'dan bu yana en cesur sahne!'".O sucesso instantâneo dado por O Último Tango em Paris.
Oldukça cesur yazarlarımızdandır.É um autor extremamente valorizado.
Halkı cesur ve savaşçıydı.Eram um poderoso e guerreiro povo.
Çok Cesur oldukları için bu ismi aldılar.Ganhou esse nome por ser bastante agitado.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.O líder deles inspirava-lhes com sua própria determinação e os juntou num corpo coerente.
Yusan (遊山) "dağlara veya açık araziye çıkış/gidiş" yani "gezinti", neşeli ve cesur bir yaşamı vurgular.Yusan (遊山) é "uma caminhada pelas montanhas e campos" (lit. excursão), implicando vida em meio à natureza.
"Son Cesuryürek".«Irmãos Coragem».
Shih-Tzu uyanık ve cesur bir köpektir.O Thai ridgeback é um cão calmo e silencioso.
2016 yılında Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü aldı.Em 2016, ela recebeu o Prêmio Internacional às Mulheres de Coragem.
Sadarak cephesindeki savaşlarda savaşa atılan Mirze burada büyük cesurluk göstermiştir.O medo de ver a guerra entrar no território foi grande.
Deudermont, iyi yürekli, cesur bir denizcidir.O Pastor-de-Beauce deve ser gentil e corajoso.
Aracın adı Fransızca cesur anlamına gelen "galant" sözcüğünden almıştır."Galã" procede do termo francês galant.
Bu ilerleyiş oldukça cesurca bir hamleydi.Propor o teto foi uma ousadia muito bem-sucedida.
Ancak bizim LGBT'ler hala cesur davranmıyorlar.Os militares antigetulistas mostraram-se porém irredutíveis.
Benim Cesur Anam (Myn Dappere Moeder), 1987'de Jenny Smelik-Kiggen Prys Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.Zijn jeugdboek "Mijn dappere moeder" werd in 1987 bekroond met de Jenny Smelik-IBBY-prijs.
Çok Cesur oldukları için bu ismi aldılar.Hij heeft de naam Poly gekregen omdat hij veelzijdig is.
Çok cesur bir dövüşçü olmasına rağmen kavga başlatıcı değildir.Hoewel ze een sterke vechter is, houdt ze niet van vechten.
Dört Cesur Arkadaş, Shekhar Kapur'un yönettiği, 2002 yılında çekilen Amerikan drama filmidir.The Four Feathers is een Amerikaanse dramafilm uit 2002, geregisseerd door Shekhar Kapur.
Çok cesurdur.Hij was heel dapper.
Genel olarak "Filistin'in cesur kızı" olarak tanıtıldı.Ze is erkend als 'Woman of Courage' door de Verenigde Naties.
Cesur ve zekidir.Hij is moedig en intelligent.
Peter, cesur ol!Houd moed!
Diğer bir farklılığı da Uluhiyet (God) ile Zât (Godhead) arasında yaptığı cesur ayrımdı.Het Oude Maasje vormde ook de harde scheiding tussen Herpt en Luttelherpt.
George Orwell'in 1984ü ve Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünyası bu eserlere örneklerdir.Het boek is, net als 1984 van George Orwell en Brave New World van Aldous Huxley, een futuristische dystopie.
İzci, cesurdur, her türlü şartlar altında neşeli ve güler yüzlüdür.Een scout lacht en fluit vrolijk onder elke omstandigheid.
Jazz: Zeki ve cesur bir Cyber-Ninja'dır.Zenjubo: Ervaren en betrouwbare ninja.
Gallardo İspanyolca bir sözcük olup cesur anlamına gelmektedir.Het woord degüello is Spaans en betekent onthoofding.
Biraz şakacıdır bu yüzden Cesur onu fazla sevmez.Hij is erg brutaal en houdt er niet van als men aan zijn spullen komt.
Cesur'u çok sever ama oğlu Huysuz'u pek sevmez.Ze houdt zielsveel van haar zoon, maar mag Oom totaal niet.
"Batur" ona kahraman, cesur anlamında milletinin verdiği bir unvandır.Caesar noemde hem in zijn memoires een ongemeen dapper man.
Suetonius'a göre katilinin adını bir karışıklığı mahal vermemek için söyleyerek cesur biçimde ölmüştü.Suetonius zelf geloofde eerder dat hij stierf zonder iets te zeggen.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.Hij is een voorzichtige speler en neemt weinig risico's.
Her Norn bilir ki ; sadece cesur ve güçlü ölümsüzlüğe ulaşır.Zij bezaten Breinkoraal, een mystiek erts, dat hun onsterfelijkheid en macht verschafte.
Klaus Mann, nasyonal sosyalizme karşı savaşan cesur bir edebiyatçı oldu.Zijfers ontpopte zich zodoende als een geestdriftig en ijverig propagandist voor het nationaalsocialisme.
Shih-Tzu uyanık ve cesur bir köpektir.De staffordshire-bulterriër is een moedige, vastberaden en intelligente hond.
Ne var ki cesur bir kız ve nazik bir devin planları Krank’ı bozguna uğratacaktır.Zij was een arme, ziekelijke vrouw die goedgelovige omstaanders misleidde.
Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak kullanıldı.Gökdeniz was sinds enkele jaren het sportieve boegbeeld van Trabzonspor.
O cesur bir adam.Hij is een dappere man.
O bir çocuktu, ama cesurdu.Ze was een kind, maar ze was dapper.
Çok cesursun!Je bent zo dapper!
"'Paris'te Son Tango'dan bu yana en cesur sahne!'".Zmarła gwiazda „Ostatniego tanga w Paryżu” (pol.).
Shih-Tzu uyanık ve cesur bir köpektir.Shih tzu jest psem niezależnym, towarzyskim i wesołym.
Şimdiye kadar yaptığım en cesurca şeydi."Najwspanialsza praca, jaką wykonałam".
Oldukça cesur yazarlarımızdandır.Był bardzo płodnym pisarzem.
Peter, cesur ol!Michel, właśc.
Çok cesur biridir.Jest bardzo odważny.
Yazı: "Minnettar olan insanlık cesur davranışları asla unutmaz."Święcenia „raz ważnie przyjęte nigdy nie tracą ważności”.
Söylediğim ve yaptığım şeyler konusunda da daha cesurum.Jestem odważny w słowie i czynie.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.Jest dzielny i nie boi się ognia.