Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Ich wage zu sagen, es ist, weil es so viel o 'Schwarzen dort statt o' respektablen weiße Menschen.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Ik durf te stellen dat het komt omdat er zo'n stuk o 'zwarten daar in plaats o' respectabele blanke mensen.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Jag vågar säga att det är eftersom det finns så mycket o 'svarta där istället o" respektabel vita.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Jeg tør sige, at det er fordi der er sådan en masse o 'sorte der i stedet o' respektable hvide mennesker.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Merem állítani, hogy azért, mert van egy ilyen nagy o" feketék még inkább o "tiszteletre fehér emberek.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar.이러한 많은 O '가 흑인이 아니라 O'존경 없기 때문에 "나는 그것이 있다고 감히 백인.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Oserei dire che è perché c'è una tale quantità o 'i neri c'è posto o' rispettabile i bianchi.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Ośmielam się powiedzieć, że jest, bo nie tyle o" czarnych tam zamiast o "szacunku białych ludzi.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Ouso dizer que é porque não há como um monte o 'negros lá em vez o' respeitável pessoas brancas.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Saya berani mengatakan itu karena ada begitu banyak o 'hitam sana, bukan o' terhormat orang kulit putih.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Tôi dám nói rằng đó là bởi vì có rất nhiều người da đen có 'o o' đáng kính trắng người.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Troufám si tvrdit, že je to proto, že je toho tolik o" černé se tam místo o "slušný bílých lidí.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Trúfam si tvrdiť, že je to preto, že je toho toľko o" čiernej sa tam namiesto o "slušný bielych ľudí.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Upal rekel, da je zato, ker je tako veliko o" črnci tam namesto o "ugleden belci.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Uskallan sanoa, että se koska on niin paljon O 'mustat siellä sijaan O' kunniallinen valkoiset ihmiset.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Смея да кажа, че е така, защото има толкова много о" черно там, вместо о "уважаван бели хора.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Я насмілюся сказати, що це тому що є так багато про" чорних там, а не про 'респектабельних білих людей.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."Я осмелюсь сказать, что это потому что есть так много о" черных там, а не о 'респектабельных белых людей.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."אני מעז לומר שזה בגלל שיש כל כך הרבה o 'שחורים שם במקום o' מכובד לבן אנשים.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar."أجرؤ على القول انها لأنه لا يوجد مثل هذا الكثير س' السود هناك بدلا من ذلك يا محترم أبيض الناس.
Böyle bir sürü 'siyahlar yerine o' saygın var çünkü "Bunu söylemek cesaret beyaz insanlar.白い人。 私はあなたのインドからカミンした聞いたとき私はあなたも黒だと思った。"
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Así que, teniendo tal esperanza, actuamos con mucha confianza
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Ayant donc cette espérance, nous usons d`une grande liberté,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Azért ilyen reménységben nagy nyiltsággal szólunk;
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Då vi nu hava ett sådant hopp, gå vi helt öppet till väga
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Dieweil wir nun solche Hoffnung haben, sind wir voll großer Freudigkeit
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Efterdi vi altså have et sådant Håb, gå vi frem med stor Frimodighed
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Eftersom vi da har et sådant håp, går vi frem med stor frimodighet,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Fiindcă avem dar o astfel de nădejde, noi lucrăm cu multă îndrăzneală;
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Forti di tale speranza, ci comportiamo con molta franchezz
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Ker imamo torej toliko upanje, govorimo z veliko prostosrčnostjo
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.우리가 이같은 소망이 있으므로 담대히 말하노니
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Koska meillä siis on tämmöinen toivo, niin me olemme aivan rohkeat
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Majúc tedy takú nádej používame veľkú smelosť,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Oleh karena kami mempunyai harapan seperti itu, maka kami berani berbicara begitu
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Omdat wij hiernaar uitzien, kunnen wij Gods boodschap met grote vrijmoedigheid brengen.
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Protož majíce takovou naději, mnohé svobody užíváme,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Przetoż mając taką nadzieję, wielkiej bezpieczności w mowie używamy.
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Tendo, pois, tal esperança, usamos de muita ousadia no falar.
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Vậy , chúng_ta có sự trông_cậy dường ấy , nên được rất tự_do ,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Vậy, chúng ta có sự trông cậy dường ấy, nên được rất tự do,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Εχοντες λοιπον τοιαυτην ελπιδα πολλην παρρησιαν μεταχειριζομεθα,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Имея такую надежду, мы действуем с великим дерзновением,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.Маючи оце таке впованнє, уживаємо велику волю,
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.על כן בהיות לנו תקוה כזאת פתחון פינו רב הוא׃
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.فاذ لنا رجاء مثل هذا نستعمل مجاهرة كثيرة.
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.我 們 既 有 這 樣 的 盼 望 、 就 大 膽 講 說
Böyle bir umuda sahip olduğumuz için büyük cesaretle konuşabiliriz.我 們既 有 這樣 的 盼望 、 就 大 膽講說
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Alltså kunna vi dristigt säga: »Herren är min hjälpare, jag skall icke frukta; vad kunna människor göra mig?»
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Aşa că putem zice plini de încredere: ,,Domnul este ajutorul meu, nu mă voi teme: ce mi-ar putea face omul?``
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Così possiamo dire con fiducia: Che mi potrà fare l'uomo
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››De manera que podemos decir confiadamente: El Señor es mi socorro, y no temeré. ¿Qué me hará el hombre
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››De modo que com plena confiança digamos: O Senhor é quem me ajuda, não temerei; que me fará o homem?
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››그러므로 우리가 담대히 가로되 주는 나를 돕는 자시니 내가 무서워 아니하겠노라 사람이 내게 어찌하리요 하노라
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››så at vi kunne sige med frit Mod: "Herren er min Hjælper, jeg vil ikke frygte; hvad kan et Menneske gøre mig?"
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››så vi kan si med fritt mot: Herren er min hjelper, jeg vil ikke frykte; hvad kan et menneske gjøre mig?
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Tak abychom doufanlivě říkali: Pán spomocník můj, aniž se budu báti, by mi co učiniti mohl člověk.
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Tak abyśmy śmiele mówić mogli: Pan mi jest pomocnikiem, nie będę się bał, aby mi co miał uczynić człowiek.
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››Tako da lahko smelo govorimo: „Gospod mi je pomočnik, ne bom se bal; kaj mi bo storil človek?“
Böylece cesaretle diyoruz ki, ‹‹Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?››takže môžeme smele hovoriť: Pán mi je spomocníkom, a nebudem sa báť. Čo mi urobí človek?!