Bu ne cesarettir.Essi sono mod.
Düşman askerlerinin hiçbirisi bu çocuğu öldürmeye cesaret edememişti.Nessun vanto il nemico avrebbe potuto fare di questa fine.
Birleşen karıncalar, cesaretlerini toplarlar.Le formiche si stanno organizzando.
Matır Han: Cesaret Tanrısı.Matyr Han: il dio del coraggio e dell'audacia.
Kimse Lagana'ya karşı çıkmaya cesaret edemez.Non si riusciva neanche a farsi indicare la strada per Laval.
Ancak kimse ayağından sürüklemeye cesaret edemedi.Inoltre, non si fa mettere i piedi in testa da nessuno.
Onun yetenekleri ve cesareti en güzel övgüleri hak ediyor.I suoi talenti e le sue notevoli qualità gli valsero una meritata reputazione.
Bu darbenin Hür Subaylar Hareketi'ne cesaret verdiği ve 1952 Mısır Devrimi'ne örnek olduğu da öne sürülmüştür.Il partito è considerato come il difensore dei principi della Rivoluzione egiziana del 1952.
Cesaretinden dolayı birkaç madalya aldı ve Üsteğmenliğe terfi ettirildi.Ricevette diverse medaglie per il suo coraggio.
Arkadaşlarından biri seslendirme yapmayı denemesi için cesaretlendirmiştir.Telefonò ad alcuni suoi amici per chiedere consigli.
Cesaretimi olabildiğince topladım ve çalışan bayana saçımı rengarenk yapmasını istedim.Ti imploro di prendere seriamente in considerazione ciò che ti ho detto ed aiutare una vedova nel bisogno.
Cesaret madalyası aldı.Ottenne la medaglia d'oro.
Hagen meydan okur, fakat kimse onunla dövüşmeye cesaret edemez.Rigioca tutto ma nessuno osa sfidarlo.
Hizipler arası kavgayı bitirmek yerine, gerçekte bunu cesaretlendirmiştir.Stranamente, anziché assegnare una punizione, assegnò una mischia.
Tehlikenin karşısında cesaretini gösterdi.Она показала свою смелость перед лицом опасности.
Herkes onun cesaretine hayran kaldı.Все восхищались его мужеством.
Planıma hayır demeye cesaret edemedi.Он не осмелился сказать нет моему плану.
Onun başarısı beni çok cesaretlendirdi.Его успех очень сильно меня воодушевил.
Cesaret edemem diye korkuyordum.Я боялся, что у меня не хватит смелости.
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.Ты завоевал землю и свои права; Твоя свобода родится из твоей храбрости.
Cesaretini bul, ve yaşa."Так жрите себе и живите дальше...»
17 kez cesaret ve onur madalyası aldı.За время службы он был семнадцать раз награждён за храбрость и честь.
Önemli olan hata yapmamak değil hatasını kabul etme cesareti ve hatasını düzeltmektir.Главное не в том, чтобы не ошибаться, а в том, чтобы иметь смелость признать ошибку и исправить её.
Cesaret bakımından.На лице отвага.
Cevap yazmak için cesaretimi toplamam birkaç gün aldı" demiştir.Мне понадобилось пару дней, чтобы собраться с духом и написать».
Kimse Lagana'ya karşı çıkmaya cesaret edemez.Но никто не осмеливается бросить обвинение Хагену.
Yeni bir hayata başlama cesaretini gösteriyorlar.Это дает ему силы начать новую жизнь.
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.Три цвета полос флага символизируют солидарность, мир и стабильность, смелость и решительность.
Bu da bir cesaret gösterisidir.И ещё он был примером мужества.
Ama bir türlü cesaret edip de gidemez.Может, я и проявил мужество, не знаю.
Rusları cesaretlendiren de Osmanlı yönetiminin kararsız tavrı, askerî ve ekonomik zafiyetleriydi.Сказались слабость и нерешительность как политического, так и военного руководства России.
Kırmızı: Kahramanlık, cesaret.Красный цвет — отвагу, свободу, героизм.
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.Отступая, русские подрывать форт не стали.
Charlotte bir eğitmendi ve diğerlerini sanatsal yaratıcılıklarını genişletmek için cesaretlendirdi.Она была воспитателем и поощряла других к расширению художественного творчества.
Hizmet ve cesaretinden dolayı teğmenliğe yükseltildi.За храбрость и мужество он был произведён в подпоручики.
Şirket, Danıştay'a gitme cesareti bile bulamadı.Но компания не смогла удержать на нём лидерство.
Bu beceri ve cesaret birçok kişiye örnek oldu.Их мужество и сила духа служат для нас примером.
Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler" dedi.Больше сюда не приходи, понял?».
Cesareti herkesi korkutur. ")Опасайся каждого»).
Bu görevlerinde kavrayış, cesaret ve içten heves göstermiştir.В ходе операций проявил смелость, отвагу и мужество.
Bu görevinde gösterdiği yetenek ve cesaretinden ötürü Sovyetler Birliği Kahramanı unvanı verildi.За мужество и отвагу, проявленные в этом бою, он был удостоен звания Героя Советского Союза..
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Но тот все же разбудил его.
Ancak kimse ayağından sürüklemeye cesaret edemedi.И никто не замечал, что нога донимает его.
Kendisi aşırı cesaretiyle tanınır.Отметилась исключительной храбростью.
Hizipler arası kavgayı bitirmek yerine, gerçekte bunu cesaretlendirmiştir.Таким образом, вместо победоносной борьбы он изобразил её счастливое завершение.
Bu ne cesarettir.Наглость какая!
Moğollar, Balaban’ın sağlığında bir daha Delhi Sultanlığı topraklarına saldırmaya cesaret edemediler.Бей Дулкадира больше не осмеливался напасть на сирийские земли султаната.
Bu başarısının verdiği cesaretle yazmaya devam etti.Этот гордый успех достигнут благодаря вашей отваге.
İngiliz Koloni Ordusunda cesaret, güç ve kararlılıkları ile ün salmışlardır.Нет!… В британцах заложено мужество и сила духа.
Almanlar sürekli el bombası attıkları için buna cesaret edemediler.Немцы постоянно бросали листовки, чтобы сдавались.
Böyle bir zamanda, ondan bu koltuk değneğini almaya cesaret edemeyeceğini belirtmişti.Всё думал, что они не посмеют поднять на него руку.
Yahudiye Valisi Pontius Pilatus'tan İsa'nın cansız bedenini isteme cesaretini göstermişti.Пилат приказывает ему найти исчезнувшее тело Иисуса.
Bu olayın demiryolu işçilerine cesaret vereceği düşünülmüştü.По его инициативе, людям, работающим на железных дорогах, были увеличены заработные платы.
Gülümsemeye ve arkadaşlarını cesaretlendirmeye bayılır.Очень любит пошутить и взбадривать своих друзей.
"Annemin Cesareti (Oyun Eleştirisi).Child's Play (Top Critics) (англ.).
Kimse onunla yarışmaya cesaret edemez.В этом отношении конкурировать с ним никто из нас не мог.
Yirmi yaşında ölmek için tüm cesaretime ihtiyacım var.) oldu.أحتاج إلى شجاعتي كاملة لأموت وعمري عشرون سنة.
Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!لتكن لكم الجرأة على استخدام عقولكم!
6- Cesaretsizlik.6- خوف.
Cesaretini bul, ve yaşa."يحيا الجيش والكرامة!".