Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Może dlatego, że działo się to na drugim końcu świata, gdzie nikt nie zwracał uwagi.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Nguyên nhân có thể là vì những sự kiện đó đã xảy ra ở phía bên kia thế giới khi không có ai chú ý.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Podría ser porque esos eventos ocurrieron en el otro lado del mundo donde nadie prestaba atención
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Може би защото тези събития се случвали от другата страна на света и никой не им обръщал внимание.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ייתכן וזה כך משום שאירועים אלו התרחשו בצד השני של העולם היכן שאף אחד לא התייחס אליהם.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ربما كان هذا بسبب أن تلك الإحداث كانت تجري في الجانب الآخر من العالم حيث لم يلتفت إليها أحد.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.誰も関心を払っていなかった 世界の裏側で起きていたのでしょう しかし ウイルスは確かに
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.그러나 뉴스에서는 이미 일어난 일에 대해서만 집중하고 여전히 앞으로 무엇이 일어날지 모른다는 그런 정보는 제공하지 않고 있었습니다.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.Maar de berichten gingen over wat al gebeurd was en niet over wat we nog konden verwachten.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.Namun, laporan itu berfokus pada apa yang telah terjadi tak ada informasi soal yang kami harapkan sekarang.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.Tuy nhiên, họ chỉ tập trung nói về những gì đã xảy ra mà chẳng cho biết chúng tôi phải làm gì.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.Однако репортаж был посвящён тому, что уже произошло, и там не сообщалось о том, чего стоит ждать дальше.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.מכל מקום, הדיווח התמקד במה שכבר קרה ולא הציע שום מידע על מה שצפוי עכשיו.
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.و مع ذلك ركز التقرير على ما حدث في الواقع و لم يقدم أي معلومات عن ما يتوقع حدوثه الآن
Bununla birlikte haberler cereyan eden olaya ve neyin beklendiğine dair bilginin olmadığı üzerinde duruyordu.今後何が起こるのかはわからなかった すべては単なる噂にすぎず
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.C'est la somme de sa vie, toutes les choses qui étaient arrivées -- les mauvaises, les bonnes.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.É a soma total da sua vida, todas as coisas que aconteceram - as coisas más, as coisas boas.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.E' il sunto totale della sua vita, tutte le cose che sono successe -- le cose brutte, le cose belle.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Es ist die Endsumme seines Lebens, alles, was passiert ist- die schlechten Dinge, die guten Dinge.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Es la suma total de su vida, todo lo que había sucedido; las cosas malas y las cosas buenas.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Este însumarea întregii sale vieți, toate lucrurile care i s-au întâmplat - lucrurile rele și cele bune.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Ez az egész életének összefoglalása, minden megtörtént dologé, a rossz dolgoké és a jó dolgoké.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Het is de optelsom van zijn leven, alle dingen die gebeurd zijn -- de slechte dingen, de goede dingen.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Itu adalah keseluruhan dari hidupnya, segala sesuatu yang telah terjadi -- hal-hal buruk, hal-hal baik.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Jest to całkowite podsumowanie jego życia, wszystkich rzeczy, które się wydarzyły, złe i dobre rzeczy.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Je to souhrn jeho celého života, všech věcí, které se staly -- dobrých i zlých.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.이것은 그의 삶의 전부입니다. 좋은 것들, 나쁜 것들.. - 그 모든 것입니다.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Δηλαδή η ζωή του, ως σύνολο, όλα όσα συνέβησαν, τα άσχημα, τα καλά.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Това е равносметката на живота му, всичко случило се -- и доброто и лошото.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Це підсумок його життя, усі речі, які трапилися - погані і добрі речі.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.Это сумма его жизни, всё, что произошло, - плохое и хорошее.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.זה הסיכום הסופי של החיים שלו. כל הדברים שקרו לו - הדברים הרעים, הדברים הטובים.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.إنه نتاج حياته، كل الأشياء التي حدثت -- الأشياء السيئة والأشياء الطيبة.
Bu, onun hayatının toplamı, cereyan eden şeylerin hepsinin -- kötü şeyler, iyi şeyler.全ての出来事- 悪いことも 良いことも含めて 彼の曲は 人生そのものなのです
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.A celkem bych čekal, že si tohle párkrát vyzkoušeli.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Dan saya pikir jika masalahnya seperti ini, mereka mungkin akan berlatih beberapa kali.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.E eu gostaria de pensar que, sendo assim, eles provavelmente deveriam ensaiar algumas vezes.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.És szeretném azt hinni, ha ez volt a helyzet, hogy talán elpróbálták néhányszor.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Et je me plais à penser, si tel était le cas, qu'ils auraient probablement fait de multiples répétitions.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.E voglio pensare che per la pericolosità della cosa avessero deciso di fare delle simulazioni.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Ik denk dan dat als dat zo was, ze waarschijnlijk een paar keer zouden geoefend hebben.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.만약 이런 일이 실제로 있었더라면 아마 몇 번 정도 리허설을 했을 것 같습니다.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Og jeg vil tro, at hvis det var tilfældet, så havde de nok øvet sig et par gange.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Quisiera pensar que si así sucedió, probablemente debieron hacer varios ensayos.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Şi vreau să cred că, dacă aşa au stat lucrurile, probabil au repetat manevra de câteva ori.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Und ich würde mir gern vorstellen, dass sie in diesem Fall das Ganze wahrscheinlich ein paarmal geübt haben.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Và tôi sẽ nghĩ chuyện đó sẽ xảy ra như thế này, họ có thể đã luyện tập một vài lần.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Wolę myśleć, że gdyby naprawdę tak miało być, to pewnie przeprowadziliby parę prób.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Θα ήθελα να πιστεύω πως σε μια τέτοια περίπτωση θα έκαναν κάποιες πρόβες πριν.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Давайте подумаем, что бы было, если бы они захотели это прорепетировать?
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.И бих искал да мисля, че ако това е така, вероятно те ще са го репетирали няколко пъти.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.Уявімо, що вони повторили цю сцену кілька разів.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.ואני רוצה לחשוב שאם היה מתרחש הדבר, הם קרוב לוודאי היו עורכים מספר חזרות.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.توجب عليهم القيام بعدة تجارب قبل المضي قدماً فيقول أوديسيوس .. دعونا نجرب ذلك مرة
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar.オデュッセウスはこう言ったのではないでしょうか。 「今から予行練習をしよう。
Eski günlerimizden bu yana süregelmekte, çok eski yıllardan bu ana kadar yaşamlarımız boyunca cereyan edenDet løber gennem vore urgamle tider, gennem forgangne år til dette tidspunkt, brusende gennem vore liv
Eski günlerimizden bu yana süregelmekte, çok eski yıllardan bu ana kadar yaşamlarımız boyunca cereyan edenDet rinner genom vår forntid, genom tiderna till denna stund.
Eski günlerimizden bu yana süregelmekte, çok eski yıllardan bu ana kadar yaşamlarımız boyunca cereyan edenSe virtaa läpi muinaisten päiviemme, läpi pitkien vuosien tähän hetkeen.
Eski günlerimizden bu yana süregelmekte, çok eski yıllardan bu ana kadar yaşamlarımız boyunca cereyan edenTeče z našich dávných dní dlouhými roky do tohoto okamžiku.
Eski günlerimizden bu yana süregelmekte, çok eski yıllardan bu ana kadar yaşamlarımız boyunca cereyan edenTečie z našich dávnych dní, dlhými rokmi do tohto okamihu ženie sa našimi životmi ako pokrvná línia kráľov