cep ile cümle
cep kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
SanDisk TransFlash'tan türetilmiştir ve çoğunlukla cep telefonlarında kullanılır.Zij worden intercellulaire ruimten genoemd en zijn doorgaans gevuld met lucht.
1254 yılında San Marco Bazilikası ön cephesindeki teras kısmına yerleştirilmiştir.In 1254 op de Basiliek van San Marco geïnstalleerd.
Sonuçta cephedeki kuvvetler savunma hatlarını berkitip karşı tarafın taarruzunu beklemeye koyuldular.De stilte aan het front noopte hen tot wachten.
Daima cephede olmak isterler.Hij was regelmatig aan het front.
Cephe kısa sürede yarıldı.De wond raakt al snel geïnfecteerd.
Kendiside savaşmak için cepheye gitti.Het is daar dat hij zelf begon te worstelen.
Özellikle Doğu Cephesi'nde çok kullanılmıştır.Voornamelijk gebruikt in het Oosten van het land.
Cephesi süslü olarak "Portland" taşından yapılmadır.De kapel is gemaakt van steen afkomstig uit Portland.
Bu arada, bir başka cephe açılmıştı.Vervolgens wordt de andere zijde geopend.
Constantinus Ren cephesinde güvenliği sağladı ve Galya'dan İtalya'ya uzanan geçitlere asker yerleştirdi.Constantijn beveiligde de grens langs de Rijn, en liet de passen tussen Gallië en Italië bewaken.
Temel doku, hücre çeperlerinin özelliklerine göre üç gruba ayrılır.De phytosauriërs zijn op basis van hun schedel in drie typen onder te verdelen.
“Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi”nin kuruluşuna katıldı.Toen al was hij betrokken bij het verzet tegen het fascisme.
27 Ekim - Doğu Cephesi'nde kara saldırısı başladı.Aanleiding is de zelfmoordaanslag van 27 oktober op het hoofdkwartier.
Yakıt, cephane ve yiyeceği olmayan askerî güç savunmasızdır.Het korps leed gebrek aan munitie, brandstof en voedsel.
Asıl takviyelerin, izleyen ikinci 24 saatte cepheye akacağını düşünmektedirler.Zoals beloofd keert de ambassadeur na 24 uur op dezelfde plaats terug.
Askeri düzenekte cephe önünde savaşan birimler.Alle mannen vertrekken naar het front.
Tasarım o zamandan beri neredeyse tüm cep telefonu üreticileri tarafından defalarca kopyalanmışdır.Het systeem is internationaal door bijna alle toetsenbordfabrikanten overgenomen.
Bu cephede Ubıhlar Sadzlara birlikte omuz omuza savaşıyorlardı.In deze veldslag vochten de Ostrogoten en Gepiden samen tegen de Hunnen.
Tedavisi biter bitmez yeniden cepheye döndü.Na zijn herstel keerde hij steeds terug naar het front.
Batı Cephesi savaşları 4 Ağustos 1914 tarihinde Alman ordularının Belçika’ya saldırmasıyla başlamıştır.De Slag om Leuven begon op 4 augustus 1914, toen de Duitsers België binnenvielen.
Bu cephanelik ve tüneller, içerisinde çok sayıda silahı ve savaş teçhizatını barındırmaktadır.De opgravingen brachten al snel resten van wapens en uitrusting aan het licht.
Vücut çeperi 3 tabaka halindedir.Het orgel telt 70 toetsen.
Ardından, Alman orduları doğu cephesinden geri çekilmek zorunda kaldı.Eindelijk zouden de Duitsers troepen moeten weghalen van het oostfront.
Bu boylar arasında Çepni boyları da mevcuttur.Tussen de tenen zijn grote vliezen aanwezig.
Cephedeki SS birlikleri ise Arnhem’e geri çekilir.Geen Het peloton vertrekt uit Arnhem.
İkinci ve üçüncü kol ise “Başı Kızdılu Çepni” olarak adlandırılmaktaydı.De derde en laatste soort werd een beddingsader genoemd.
Sadece 27 mermilik cephaneliği vardı.Het voertuig had zeven machinegeweren.
Cep saati, cepte taşınabilecek şekilde tasarlanan bir saattir.Timer Een lader die zich na een vast ingestelde tijd uitschakelt.
O, cep telefonunu hep kaybediyor.Hij verliest altijd zijn gsm.
Batı Cephesinde yeni bir şey yok.Van het westelijk front geen nieuws.
Batı Cephesi'nde yeni bir şey yok.Van het westelijk front geen nieuws.
Ceplerimde hiçbir şey yok.Ik heb niks in m'n zakken.
Wehrmacht bu silahı Avrupa Cephesinde kullandı.Wehrmacht używał tej broni na wszystkich frontach europejskich.
Ayrıca ön cephedeki bazı bölümlerde esirlere kış giysileri vermek yasaklandı.Ponadto w niektórych dywizjach w strefie frontowej wydano rozkazy, aby jeńców pozbawiać odzieży zimowej.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.1961: W Nikaragui powstał Sandinistowski Front Wyzwolenia Narodowego (FSLN).
Bunun nedeni, Volkhov Cephesi taarruzunun 27 Ağustos'tan önce başlamamasıdır.Spowodowane jest to tym, że ofensywa Frontu Wołchowskiego rozpoczęła się dopiero po 27 sierpnia.
İlk cephe görevinde Klin-Kalinin'e gönderildi ve orada Ocak 1942'de yaralandı.Pierwsza wyprawa na front zaprowadziła go pod Kalinin, gdzie został ranny w styczniu 1942.
Albert aynı zamanda Floransa'daki Rucellia Sarayı'nın ön cephesini dizayn etmişti.Równocześnie Alberti zaprojektował fasadę pałacu Rucellai we Florencji.
Knappe, Doğu Cephesinde ve İtalyan seferinde savaşmaya devam etti.Knappe walczył także na froncie wschodnim i kampanii włoskiej.
1915 yılında kötü bir şekilde yaralandı ve cepheden çekildi.W 1915 roku został ciężko ranny i stracił rękę.
Darbe, cephede ise bir değişikliğe neden olmamıştır.Nieznana jest przyczyna zmiany frontu.
Her bir cephesinde saat bulunur.Na niej znajdowały się zegary.
Bryansk bölgesinde Sovyet partizanları cephe gerisinde büyük bir bölgeyi kontrolleri altında tutmaktaydı.W regionie Briańska partyzanci kontrowali duże obszary znajdujące się za linią frontu.
Rus İç Savaşı'nda Batı Cephesi savaştı ve iki kez yaralandı.Uczestnik wojny domowej w Rosji, dwukrotnie ranny.
Volkhov Cephesi taarruzu 27 Ağustos sabahı başladı.Ofensywa Frontu Wołchowskiego rozpoczęła się rankiem 27 sierpnia.
8 Mart 1945'te 2. bölük, Ren nehri savunmasına katılan Siegburg yakınlarındaki cephe hattına yönlendirildi.8 marca 1945, bez przeszkolenia, razem z drugą kompanią został skierowany na linię frontu w pobliżu Siegburga.
Alman ordusunun iki cephede birden savaşmak zorunda kalacağını düşündü.Zmusiłoby to polskie wojska do walki na dwa fronty.
"Redd-i İlhak cephesi..."Tylko z Redd’s!”
Ancak Sovyetlerin cephesinin yaramamıştır.Aparatczycy Komunistycznej Partii Związku Radzieckiego nie mylili się.
Genellikle yaklaşmakta olan sıcak veya oklüzyon cephesinin önünde bulunurlar.Zwykle są zwiastunem zbliżającego się frontu ciepłego lub zokludowanego.
Faks göndermek ve almak mümkün olan birkaç cep telefonundan biridir.Jest jednym z niewielu modeli umożliwiających wysyłanie i odbieranie faksów.
Manastırın iç cephesi ve çanları.Na wieży zegar i dzwony.
Fakat yaşı tutmadığı için onu cepheye göndermiyorlardı.Ze względu na przekroczoną granice wieku nie został wysłany na front.
Cumhurbaşkanı Kamil Şamun'a karşı cephe aldı.Nowym prezydentem został Kamil Szamun.
Balkan Harbi'nde Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katıldı; Çatalca cephesinde savaştı.Walczył w armii greckiej w wojnach bałkańskich; zgłosił się na ochotnika.
Daima cephede olmak isterler.Jest zawsze w pierwszej linii.
Bunu Filistin Cephesindeki başka yenilgiler izledi.Stronnictwo probułgarskie zwyciężyło w Filipopolu.
1915 yılında askere alındı ve batı cephesine gönderildi.W 1915 został ostatecznie przyjęty i skierowany na front zachodni.
1 Ocak 1942'de Doğu Cephesi'nde 86. Piyade Tümeni komutanlığına atandı.1 stycznia 1942 roku, wciąż na froncie wschodnim, został dowódcą 86 dywizji piechoty.
Umar 1975 yılından bu yana, Cezayir'in Tinduf Vilayetinde sürgünde yaşayan bir Polisario Cephesi gazisidir.Umar jest weteranem Frontu Polisario, od 1975 żyje na uchodźstwie w Tinduf w Algierii.