Ana içeriğe geç
Sözlük

cemaat ile cümle

cemaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bahreyn Yahudileri dünyanın en küçük Yahudi cemaatlerinden biridir.يشكل اليهود البحرينيون أحد أصغر المجتمعات اليهودية في العالم.
Bunun üzerine Muhammed, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler.والتقوا النبي محمد وطلبوا فدائه، فدعاهما إلى تخيير زيد نفسه إن شاء بقي، وإن شاء عاد مع أهله دون مقابل.
Ermeni cemaati, aslen kilisenin sahip olduğu mülkün iadesini ve getirilen gelirin geri ödenmesini de istedi.وعلاوة على ذلك، طلبت الجماعة الأرمنية إعادة الممتلكات المملوكة للكنيسة الأرمنية وسداد إيراداتها المتولدة.
Babası, Almanya'nın az sayıdaki Kalvinist bölge kilise cemaatlerinden biri olan Lippe Kilisesi'ne bağlıydı.كان والده تابعا ل"كنيسة ليبه"، وهي واحدة من الكنائس الكالفينية الإقليمية الألمانية القليلة.
Yahudi kimliği, bir Yahudi cemaatine bağlı olmayı gerektirebilir.اليهود الملحدون قد يتماهى مع الهوية اليهودية.
Afgan Yahudi cemaatleri bugün en çok İsrail'de ve bir kısmı da ABD'de varlıklarını sürdürmektedir.وتتواجد الجاليات اليهودية الأفغانية اليوم في معظمها في إسرائيل والولايات المتحدة.
19. yüzyılın ikinci yarısında cemaat, okullar kurmaya başladı.في النصف الثاني من القرن التاسع عشر أفتتحت مدرسة في الدير.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.ويبدو هذا المستشفى إدراج كنيسة.
Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.ونطق القاضى بحكمه: أن جاءت سكينة بينة على دعواها، وإلا فاليمين على زيد.
Günümüzde de varlığını sürdüren Aziz Maurus Cemaati ismini bu azizden almıştır.وعرفت سابقاً باسم "مارافتيميوس" نسبة إلى القديس الذي أسس هذا المكان.
Halife Muaviye (642–680) Trablusşam'da Yahudi cemaati kurdu.وبين عام 642م و 680م، أنشأ معاوية مستوطنات يهودية في طرابلس .
Cemaat bunu söylemez.لن تنشر وسائل الإعلام ذلك.
İzlanda'da Yahudi cemaati bugün neredeyse kalmamıştır.يهود عدن أصبح تقريبا ليس له وجود حاليا.
Son restorasyon sonrası son cemaat yeri camekanla kaplanmıştır.في الفصل الأخير، ظهرت وهي تعيد بناء النزل مع البقية.
Tutucu selefi cemaati Juhayman al-otaibiالجماعة السلفية المحتسبة جهيمان العتيبي
Cemaat ile kılınması daha makbuldür.Seu coxim (assento) também era maior do que aquele de todos os outros naxarares.
Cemaat yedi kişilik bir konsey tarafından yönetilmekteydi.A comunidade era governada por um conselho de sete oficiais.
Kanada ve Batı Avrupa'da da daha küçük İran Yahudi cemaatleri bulunmaktadır.Comunidades menores de judeus iranianos existem no Canadá e Europa Ocidental.
Karaçi'de küçük bir Yahudi cemaati varlıklarını halen sürdürmektedir.Em Karlsruhe havia e existem até a atualidade diversos cemitérios judaicos.
Ailesi Protestan ve cemaatçiydi.A sua família era protestante e praticante.
"Bir cemaatin anatomisi".«Anatomia de uma mulher».
Her cemaatin bir hahamı olması gerekmez.Não faz sentido tornar tudo branco.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Ambos fatores são quebrados (particionados) em suas centenas, dezenas e unidades.
1846-1847 yıllarında yapıya bir son cemaat yeri eklendi.Entre 1843 e 1847, um novo edifício legislativo foi construído na Comunidade.
Köye ismini veren cemaatın asıl ismi Dindar, Dindarlı şeklindedir.A origem etimológica do nome do município é religiosa.
Gürcü Yahudileri Dünyanın en eski Yahudi Cemaatlerinden biriydi.Os judeus georgianos são uma das mais antigas comunidades judaicas no mundo.
Yahudi cemaatinden zaten 1 Temmuz 1914 yılında çıkmıştı.O condado foi fundado em 14 de julho de 1914.
Bir diğer iddiada köyün adını Ahmedlü cemaatinden gelmektedir.0 mais certo e que venha do nome próprio de um antigo povoador.
Başka bir cemaat de 922'de Sidon'da kuruldu.Outro concílio foi realizada em Chelsea, em 789.
Sağında ve solunda son cemaat yerine girişi sağlayan birer kapı bulunmaktadır.Van rechts naar links (bij vooraanzicht) is daar de toegang tot de gang met een boog.
Cemaat de aynısını yapar.De mannen deden hetzelfde.
Ülkedeki dini cemaatler barış içinde birlikte yaşıyorlar.De twee bevolkingsgroepen leefden in vrede samen op het eiland.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Hier bevond zich ook de kerk.
Her iki cemaatin de iyi bakılmış mezarlıkları bulunur.Beide begrafenissen vonden met veel luister plaats.
Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.Sommige lopers en omstanders reageerden hier negatief op.
Şam Yahudi cemaati dini cinayet işlediği gerekçesiyle suçlandı.Asjkenasische joden worden verdacht van de moord om rituele redenen.
Cemaat bunu söylemez.De teamgenoten kunnen dit niet.
Cemaatte abi, kardeş gibi kavramlar kullanılır.Het zusje gebruikt de staart van haar broertjes bijvoorbeeld als schommel.
Bölgedeki bu ilk Yahudi cemaati Büyük Veba Salgını'yla hemen hemen yok oldu.Rondom deze basiliek breidde Pest zich snel uit.
Tarikatlar ve cemaatlerin sayısı artmıştır.Het aantal premières en komedies steeg.
Son cemaat mahalli üç kubbelidir.Deze laatste gaat over in de buurtschap Drie Tolhekken.
Lothersdale, İngiltere'nin Kuzey Yorkshire şehrinde bulunan Craven County'de sivil bir cemaattir.Lothersdale is een civil parish in het bestuurlijke gebied Craven, in het Engelse graafschap North Yorkshire.
2006 yılında Straubing, yaklaşık 950 üyeyle hareketli bir Yahudi cemaatine sahipti.W 2006, Straubing zamieszkiwało 950 członków społeczności żydowskiej.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Jednym z nich miał być właśnie ten kościół.
Gelenek olarak da Cuma günleri cemaate sıra ile yemek verilir.Zwyczajowo jednak w każdy piątek spożywają ryby.
2011 itibariyle cemaati 32 kişiden oluşuyordu.W 2011 roku gmina liczyła 32 mieszkańców.
31 Aralık 1958'de Yahudi Cemaati Konseyi kanunen kaldırıldı.31 grudnia 1958 władze Libii rozwiązały Radę Społeczności Żydowskiej.
Ülkedeki Yahudi cemaati 2000 yılında bir sinagog bir de kültür merkezi açmıştır.Synagoga została zbudowana w 2000 roku wraz z żydowskim centrum kulturalnym.
Son cemaat yeri binaya sonradan eklenmiştir.Wzniesiono go jako ostatni budynek.
Kilisenin cemaati 200 kişi civarındadır.Kościół mieścił zaledwie 200 osób.
Tolunoğulları döneminde ise (863-905), Karay cemaati büyük ölçüde kalkındı.Za panowania Tulunidów (868-905) społeczność Karaitów cieszyła się znacznym rozwojem.
Tegucigalpa ve San Pedro Sula'daki cemaatler daha aktif hale geldi.Zwolennicy Zelayi demonstrowali w Tegucigalpie oraz w San Pedro Sula na północy kraju.
Cemaat de aynısını yapar.Podobnie czyni Unia.
Gruzinik dilini konuşan bu Yahudiler dünyanın en eski cemaatlerinden biridir.Egipscy Żydzi stanowią jedną z najstarszych wspólnot żydowskich na świecie.
Günümüzde Bursa Yahudileri çok küçük bir cemaat olarak yaşamaktadır.Dziś Żydzi weneccy stanowią tylko niewielką społeczność na terenie Ghetto Nuovo.
Haziran 1998 ile Şubat 2006 arasında İtalya Yahudi Cemaatleri Birliği başkanlığını yapmıştır.Od listopada 1986 do listopada 1997 r. jest częścią Rady Unii Przełożonych Generalnych.
Son cemaat kısmı 7 kubbeli bir revaktan oluşur.Pozostała część 7 Brygady stanowiła ubezpieczenie.
Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır.Do placu prowadzą z dwóch stron schody.
1982'de hahamlık kariyeri İsviçre'de Biel şehrinde iki dilde (Fransızca ve Almanca) Yahudi cemaatinde başladı.År 1982 startade han sin rabbinska karriär i Schweiz som rabbin i staden Biel, en tvåspråkig fransk/tysk stad.
Sağında ve solunda son cemaat yerine girişi sağlayan birer kapı bulunmaktadır.Klarabergsgatan (till höger) och Mäster Samuelsgatan (vänster), båda på provisoriska broar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod