Ana içeriğe geç
Sözlük

cemaat ile cümle

cemaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Umman'da zulmün olmamasına rağmen cemaatin 1900'den önce yok olduğuna inanılır.Trots brist på förföljelse i Oman menas samhället att ha försvunnit före 1900.
Ortodoks olmayan cemaatlerde, kimi kadınlar da kipa takmaya başlamıştır.Numera är det mer vanligt bland icke-ortodoxa församlingar att kvinnor bär tallit.
Cemaat yedi kişilik bir konsey tarafından yönetilmekteydi.Sällskapet leds av en styrelse på sju personer.
Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.Högern och bondepartierna röstar emot.
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.Den ligger i Viimsi kommun i landskapet Harjumaa.
Cemaat yeteri nüfusa ulaşınca yeni bir bina ihtiyacı doğdu.Då befolkningen ökade explosionsartat behövdes en ny byggnad.
Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır.I stället fortsätter den på båda trappväggarna, följande trappans stigning.
Kiliseler, din adamları ve cemaatler de sıklıkla demiryolu faaliyetlerinde rol almaktaydılar.Politiker, affärsmän med fler gjorde ofta upp affärer där.
Finlandiya'da çok az da olsa Ortodoks cemaati bulunmaktaydı.I Sverige har ortodoxa samfund historiskt varit små.
Birçok cemaat kilisesinin de tasarımcıdır.Hans kyrkliga arbeten är många.
Peru'daki Yahudi cemaati, coğrafik kökenlerine göre üç kola ayrılır.Vatikanstaten har låtit prägla tre serier av euromynt.
Onuncu madde ise her iki toplum için ayrı Cemaat Meclisleri kurulmasını şart koşuyordu.Till slut föreslog Monnet att två separata gemenskaper skulle bildas, för att tillfredsställa båda grupperna.
Hässleholm Cemaati Tore Johansson, red (1988).Hässleholms församling Tore Johansson, red (1988).
Uluslararası cemaat bunu tanımamaktadır.Світова спільнота його не визнала.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Тут також була збудована церква.
Ayrıca şehirde Musevi Cemaati için sinagoglar, Müslümanlar için de camiler bulunur.Крім того, у місті діють протестантські, та мусульманські громади.
Anglikan Cemaati’nin üyesi olan her bir kilise, cemaatler arası ilişkilerde kendi kararını vermektedir.Кожен член церкви ортодоксальних АСД тепер вирішує сам для себе, як йому вчинити.
Ailesi Protestan ve cemaatçiydi.З розповідей родичів — був комуністом і зрадником.
2011 itibariyle cemaati 32 kişiden oluşuyordu.Населення за даними перепису 2011 року становило 32 осіб.
Yahudi kimliği, bir Yahudi cemaatine bağlı olmayı gerektirebilir.Політичне рішення єврейського питання, на його думку, має бути узгоджене з великими державами.
Günümüzde Bursa Yahudileri çok küçük bir cemaat olarak yaşamaktadır.Тепер євреїв на Наддністрянщині порівняно мало.
Cemaat Vakıfları ve Türk Yahudi Toplumu'ndan da destek geldi.Він виступав за співпрацю євреїв і російської держави.
Bahreyn Yahudileri dünyanın en küçük Yahudi cemaatlerinden biridir.Židé v Bahrajnu tvoří jednu z nejstarších a nejmenších světových židovských komunit.
II. Dünya Savaşı'ndan önce Monako'da yaklaşık 300 kişilik küçük bir Yahudi cemaati vardı.Před druhou světovou válkou mělo Monako pouze malou židovskou komunitu, čítající asi 300 osob.
Son cemaat yeri ahşaptır.Posledním odvětvím průmyslu je dřevařský.
Fakat Yahudi cemaatinin bazı üyeleri ise Irak ve Aden'liydi.Někteří z členů místní komunity však byli imigranti z Iráku nebo z Adenu.
Bundan sonra kilise cemaatsiz kaldı.Od té doby zůstává kostel zavřený.
1939'da Yahudi cemaati daha istikrarlı hale geldi.Teprve roku 1909 se tato židovská osada proměnila na trvalé sídlo.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.V horní části bývá vstupní šachta.
Ayrıca, Roma İmparatorluğu döneminde Aydın'da da bir Yahudi cemaati bulunduğu bilinmektedir.Je zajímavé, že s mandejským praporem se někdy v souvislosti s Ježíšem setkáváme i v katolickém kostele.
Birçok cemaat kilisesinin de tasarımcıdır.Je autorem řady církevních skladeb.
Ülkedeki Yahudi cemaati 2000 yılında bir sinagog bir de kültür merkezi açmıştır.V roce 2000 komunita otevřela novou synagogu a kulturní centrum.
Ortodoks olmayan cemaatlerde, kimi kadınlar da kipa takmaya başlamıştır.V některých neortodoxních synagogách je nosí i ženy.
Cemaat yeteri nüfusa ulaşınca yeni bir bina ihtiyacı doğdu.Protože se rozrůstala, potřebovala novou vlastní budovu.
Yirmi kubbeli yapı, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş camidir.Jeskyně č. 20 Je největší místní pohřební systém.
11 Eylül 1948'den beri cemaatin "Colegio Estado de Israel" isimli bir Yahudi okulu vardır.V dnešním domě čp. 91 sídlila židovská škola.
Bu ilgi cemaat dışındakilere gösterilmemektedir.Toto dělení nebylo zvenku katedrály patrné.
Cemaat de aynısını yapar.Mladík udělá totéž.
Musevi cemaati bu önderi kendi içinde seçiyor, yalnızca sonucu padişaha bildiriyorlardı.Zpěvák tvrdí, že tento způsob výslovnosti přichází v hlubokých polohách sám od sebe.
Ülkede Chabad örgütü bulunmaktadır ve cemaat içindeki Yahudi yaşamını idame ettirmektedir.Kfar Chabad obývají Židé, přičemž osídlení v tomto regionu je etnicky převážně židovské.
Cemaatin küçük boyuna tezat olarak birçok kültürel aktiviteler gerçekleştirilmektedir.V obci se pořádá celá řada menších kulturních akcí.
Hemen hemen tüm Yahudi cemaati Naziler tarafından öldürüldü.Židé byli téměř zcela zlikvidováni během nacistické okupace.
Ancak bu cemaatlerin ne kadarının Karakeçili aşiretine bağlı olup olmadığı belli değildir.Avšak ne všichni lidé ví, jaké má tato tradice kořeny.
Bu değişiklik cemaatin daha rahat ibadet etmesine hizmet etmiştir.Vaše kultura se přizpůsobí, aby sloužila nám.
Ülkedeki dini cemaatler barış içinde birlikte yaşıyorlar.Comunitățile religioase din țară coexistă în pace.
Ortodoks olmayan cemaatlerde, kimi kadınlar da kipa takmaya başlamıştır.În comunitățile non-ortodoxe, unele femei au început, de asemenea, să poarte kippot.
Bazı Aşkenaz cemaatlerinde ise, ancak evlilikten sonra tallit giyilmesi adettendir.În unele comunități ale așkenazilor se obișnuiește să se poarte numai după căsătorie.
İslâmî Cemaatler.Grupările islamice.
Kullanılması dince şart değilken bunun cemaatlerde sıkça kullanıldığı görülür.Neavând nevoie de acordare, este ales de multe ori pentru folosirea în localități izolate.
Bu kişiler Yahudi cemaatini tekrar hayata geçirdi.Viața a revenit în comunitatea evreiască.
Kilisenin cemaati 200 kişi civarındadır.La data construirii bisericii, comunitatea număra doar 200 de suflete.
Cemaat de aynısını yapar.Ceilalți fac la fel.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Acesta din urmă este deplasat în sus.
Saldırıyı, Taliban'a bağlı Cemaat-ül Ahrar örgütü üstlendi.A fost stabilit un comitet de criză, care opera dintr-un buncăr antiatomic construit sub spitalul municipal.
Karadağ Yahudilerinin organize bir cemaati bulunmamaktadır.Nu mei este necesară o rezistență subterană evreiască.
Kurslar cemaatin önemli bir finans kaynağı haline gelmiştir.Din acest motiv, inelul de logodnă a devenit o sursă de asigurare financiară pentru femeie.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Satul a mai avut o biserică.
Ulus kavramını "hayali cemaat" olarak tanımlamasıyla ünlenmiştir.A devenit celebru prin definiția dată națiunii drept „comunitate imaginară” (imagined community).
ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?Care este însă modul românesc de comuniune cu ordinea spiritualã transcendentã?
Yahudi cemaati bir de sinagog inşa etti.Cimitirul Evreiesc și sinagoga.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod