Cemaatin hemen hemen hepsi İsrail, Fransa ve Kuzey Amerika'ya göç etmiştir.Quasi tutta la comunità è emigrata in:Israele, Francia e Nord America.
1970'li yıllarda Maruni cemaati, Lübnan’ın geleneksel sisteminden en çok faydalanan kesimdi.Negli anni settanta, la comunità maronita è la principale beneficiaria del sistema confessionale libanese.
Ayrıca uzun yıllardır var olan küçük bir Yahudi cemaati de var.È da anni presente anche una piccola società pugilistica.
Finlandiya'da çok az da olsa Ortodoks cemaati bulunmaktaydı.Una piccola comunità ortodossa finlandese è presente in Svezia.
Bazı reformist cemaatler bu bakış açısını benimsemektedir.I riformatori protestanti seguono questa linea.
Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.Detrattori e fautori sono in disaccordo anche su quest punto.
ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?Alfred: Cosa ne pensi di Linux?
Cemaat bunu söylemez.Capitani non ne parla.
FBI, Tebliğ Cemaati'nin neredeyse 50.000 üyesinin Amerika Birleşik Devletleri'nde faal olduğunu tahmin eder.L'FBI ritiene che siano circa 50.000 i membri della Jamaat Tabligh attivi negli Stati Uniti.
Karaçi'de küçük bir Yahudi cemaati varlıklarını halen sürdürmektedir.A Viareggio esiste un piccolo cimitero ebraico.
Ayrıca cemaatin araçlarını rahatlıkla park edeceği otopark yerleri mevcuttur.Rimane irrisolto il problema dei parcheggi a disposizione della struttura.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Da questo la certezza che questa ancora apparteneva a questa chiesa.
Ortaçağda Aşkenaz Yahudi cemaatlerinde kızlar genç yaşta evlendirilirdi.Nell'epoca medioevale erano poche le persone che sposavano per amore.
Böylece Ermenistan'da bir Yahudi cemaati kurulmuş oldu.Un comitato ebreo antifascista venne rapidamente istituito a Mosca.
Hemen hemen tüm Yahudi cemaati Naziler tarafından öldürüldü.L'anno seguente pressoché tutti gli Ebrei di Brėst vennero assassinati dai nazisti.
Bu cemaat, Siyonizm'in ortaya çıkışına kadar gelişmeye devam etti.Le venationes proseguirono fino all'epoca di Teodorico.
Son cemaat yerinden harime yuvarlak kemerli bir giriş kapısından geçilir.La famiglia al completo per una gita fuori porta.
Birçok cemaat kilisesinin de tasarımcıdır.Sue sono anche molte delle decorazioni della chiesa.
Dağ taş yayla cemaatı ile doluydu.I chiostri erano uniti da una grande scalinata.
Bundan sonra kilise cemaatsiz kaldı.Di questa Chiesa non è rimasto più niente.
2003 yılında gelindiğinde ise, bu bir zamanların müreffeh cemaatinden geriye yaklaşık 100 kişi kalmıştı.Ma nel 2003, solo un quarto di tutte le grandi logge continuava a farlo.
Cemaat ülkeden 1921'de kovuldu.La compagnia fu sciolta nel 1921.
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.Il suo metodo utilizza i campi finiti.
Cemaatte sayıları 50'yi bulan 3 aile yaşamaktadır.A Segni scalo vivono 50 famiglie.
Çalışmanın süresi her cemaatin takdirine bağlıdır.La durata di ciascuna di esse dipende dal livello dell'esame.
Cemaat Toprakları: Köy halkına ait topraklar.Campione del popolo:avere un certo numero di abitanti nelle proprie isole.
Başka bir cemaat de 922'de Sidon'da kuruldu.Другая община была основана в 922 году в Сидоне.
Ortaçağda Aşkenaz Yahudi cemaatlerinde kızlar genç yaşta evlendirilirdi.В Средние века большинство евреек также выходили замуж в юном возрасте.
Aralarında Mendel Portugali'nin de bulunduğu çoğu genç cemaatin korunması için çaba gösterdi.Многие из молодых евреев, в том числе Мендель Португальский, пытались защитить сообщество.
Haziran 1840'ta Rodos Yahudi cemaati resmi olarak beraat edildi.В июле 1840 года еврейская община Родоса была официально признана невиновной.
İmam, sûre ve âyetleri okur, cemaat dinler.تلبيس إبليس) «Сад проповедников и луга слушающих» (Бустан аль-ваизин ва рийяд ас-самиин; араб.
Cemaat halinde kılınan namazlarda ise herkesin yüzü imama (şeyh') doğrudur.Всякий, молитве прилежащий, да будет милосерд.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Здесь, видимо, и была церковь.
ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?Каково Ваше отношение к «РС»?
Halife Muaviye (642–680) Trablusşam'da Yahudi cemaati kurdu.Халиф Муавия (642—680), создал еврейскую общину в Триполи, Ливан.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.Правительство Сирии наложило на евреев ряд ограничений, в том числе на эмиграцию.
Bazı cemaatlerde ise hiç okunmaz.Однако в некоторых местах его ни разу не слышали.
Fas'taki 265.000 kişilik Yahudi cemaatinin coğunluğu 1948'den sonra İsrail'e göç etti.Подавляющее большинство из 265 000 марокканских евреев после 1948 года эмигрировали в Израиль.
Yirmibeşbin kişilik bir cemaattiler.Представитель движения двадцатипятитысячников.
Orta Doğu'da yerel Hıristiyan cemaatlerinde kan iftirası bilinçlerine kazınmıştı.На Ближнем Востоке кровавый навет прочно укоренился в сознании христианских общин..
1570 yılı Osmanlı tahrir defterinde bu cemaatten bahsedilmektedir.В шведской налоговой книге 1590 года снова упоминается этот монастырь.
Son cemaat yeri çok rahat ve aydınlıktır.Ближайшие населённые пункты — сёла Стерегущее и Славное.
Ülkedeki Yahudi cemaati 2000 yılında bir sinagog bir de kültür merkezi açmıştır.В 2000 году еврейская община открыла и освятила синагогу и культурный центр.
Çeşitli cemaatlerde özel ekmekler de pişirilir.В особых случаях и для особых людей изготавливаются уникальные бутылки.
Haziran 1998 ile Şubat 2006 arasında İtalya Yahudi Cemaatleri Birliği başkanlığını yapmıştır.В феврале 2004 — июле 2006 — член Центральной избирательной комиссии.
Cemaat namazı bırakıp türbeye gider ancak hocayı orada bulamazlar.Они посылают Богу свои молитвы, но те остаются без ответа.
Bazı cemaatlerde, din adamları, bu duayı Musaf ayini esnasında yapar.Для этого верующие даже собираются под колокольней, когда в неё звонят.
Böylece Ermenistan'da bir Yahudi cemaati kurulmuş oldu.В Закавказье сформировалась группа грузинских евреев.
Tegucigalpa ve San Pedro Sula'daki cemaatler daha aktif hale geldi.В Тегусигальпе и Сан-Педро-Сула действуют синагоги.
Frari bir cemaat kilisesidir.Невеста — это Церковь.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Перед уходом жители сожгли свои дома.
Kilise, 1730'da kilise cemaati tarafından ahşaptan yapılmıştır.Деревянный храм в 1730 году заменили каменным.
Hemen hemen tüm Yahudi cemaati Naziler tarafından öldürüldü.При обороне погибли почти все еврейские кавалеристы-добровольцы.
Gürcü Yahudileri Dünyanın en eski Yahudi Cemaatlerinden biriydi.Квартал был одним из старейших еврейских поселений в регионе.
Son cemaat yerinin doğusunda imam odası ahşap bir camekan ve kapı ile ayrılmıştır.В восточной комнате спальня отделена от будуара деревянной перегородкой с дверью по центру.
Bunun üzerine Muhammed, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler.За остальными же послал, передав им, чтобы с молитвами возвращались бы назад.
Ülkedeki dini cemaatler barış içinde birlikte yaşıyorlar.Отцы их наши, ради нас стараясь, В дни мирной жизни сообща построили.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Он разделился на две части: мир покойников и людей.
Kuzey yönündeki dış cemaat mekanı beş küçük kubbe ile örtülüdür.Первый, северный вестибюль — подземный, с пятью выходами.
"Arabesk" bir son cemaat mahalli ekletilir.El Dicastes — Добавляется новый город.