Ayrıca uzun yıllardır var olan küçük bir Yahudi cemaati de var.Il y a également une petite communauté juive de longue date.
Bazı reformist cemaatler bu bakış açısını benimsemektedir.Certains partisans de l’économie évolutionniste partagent ce point de vue.
Ortak mal ve cemaat halinde bulunma anlayışından dolayı, ticaretle de uğraşmazlardı.Distinction entre les choses qui sont en commerce et celles qui n'y entrent point.
Kilise, 1658'de kilise cemaati tarafından ahşaptan yapılmıştır.L'église fut construite en bois en 1658 par des paroissiens.
17. yüzyılın ortalarında kilisenin cemaati de kalmadı.Au XIIe siècle l'église n'existait plus.
Bugün Fas'ta yerel Berberi Yahudi cemaati artık bulunmamaktadır.Aujourd'hui, la communauté juive berbère indigène n'existe presque plus au Maroc.
Finlandiya'da çok az da olsa Ortodoks cemaati bulunmaktaydı.Il existe une petite communauté orthodoxe finlandaise en Suède.
Bu özellikleri taşıyan en az 10 kişilik cemaate minyan adı verilir.Au moins dix autres personnages portant ce nom figurent dans les généalogies .
Geleneksel kilise adamları onu cemaatlerinden genç ve yaşlı insanları çalmakla suçlamıştır.Un ancien détenu leur enjoint de mentir sur leur âge et occupation.
İlk Hong Kong Yahudi cemaati 1857'de kuruldu.Le cimetière juif de Gray fut aménagé en 1857.
Böylece Ermenistan'da bir Yahudi cemaati kurulmuş oldu.Une commune juive y est créée.
Kilise, 1730'da kilise cemaati tarafından ahşaptan yapılmıştır.L'église fut construite en bois en 1730 par des paroissiens.
Kent, Yahudi cemaati açısından altın çağını Osmanlı egemenliği döneminde yaşadı.Gordon est demeuré un Juif religieux orthodoxe pendant la plus grande partie de sa vie.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Au cours de leur retraire, les Néerlandais brûlent la ville.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.L'autre groupe s'approche par haut de l'établissement.
Cemaat de aynısını yapar.La femelle fait de même.
Bu cemaatin de bir kilisesi bulunuyordu.Ce quartier dispose d’une église.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Bien ainsi divisé en parties communes et parties privatives.
Adadaki çok küçük Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Mais l’aéroport trop petit de l’île les oblige à abandonner l’idée.
Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.Certains dirigeants et supporteurs le mettent en cause.
Cemaat yedi kişilik bir konsey tarafından yönetilmekteydi.L’association est placée sous la direction d’un comité de sept personnes.
Aden Yahudileri, "bir zamanların cemaati" haline geldi.Les Wallons d'aujourd'hui semblent être les Juifs d'hier ».
II.Dünya Savaşı'ndan evvel özellikle Zagreb Yahudi cemaati Yugoslavya'nın seçkin cemaatlerindendi.Elle était avant la Seconde Guerre mondiale la fierté de l'importante communauté juive de Bamberg.
Bu amaçla Indianapolis’te bir bina kiralayan Jones, buraya Cemaat Birliği (Community Unity) adını verdi.Jones loue un petit bâtiment dans un quartier intégré et l'appelle « Community Unity ».
New York'un Güney Brooklyn bölgesinde büyük ve hareketli bir Suriyeli Yahudi cemaati bulunmaktadır.Hay una gran y vibrante comunidad judía de Siria en el sur de Brooklyn, Nueva York.
Cemaat yedi kişilik bir konsey tarafından yönetilmekteydi.La comunidad era gobernada por un consejo de siete funcionarios.
Son cemaat yeri kuzeyde yer alır ve üç sivri kemere sahiptir.La torre se levanta al norte y posee tres cuerpos.
Şmuel'le olan arkadaşlığı Yahudi cemaati için çok sayıda avantaj sağladı.Su amistad con el rabino Samuel conllevó muchas ventajas para la comunidad judía.
Uluslararası cemaat bunu tanımamaktadır.Creo que la comunidad internacional debe respetar esto.
Halife Muaviye (642–680) Trablusşam'da Yahudi cemaati kurdu.El Califa Muawiya (642-680) estableció una comunidad judía en Trípoli.
Sağında ve solunda son cemaat yerine girişi sağlayan birer kapı bulunmaktadır.En la margen izquierda, se encuentran las ciudades de Cherdyne y Bereznikí.
Suriye Yahudilerinin oluşturduğu en büyük cemaat 75.000 kişilik nüfusuyla Brooklyn, New York'tadır.La mayor comunidad judía siria se encuentra en Brooklyn, Nueva York y se estima en unas 7000 personas.
Yakın tarihlerde son cemaat yerinin önü camekânla kapatılmıştır.La lista de la primera fecha cerró con Fuck You.
Ailesi Protestan ve cemaatçiydi.Su familia era burguesa y protestante.
Bugün Fas'ta yerel Berberi Yahudi cemaati artık bulunmamaktadır.El sector judío de Varsovia ya no existe.
Süleymancılar ya da Süleymanlılar , Türkiye'de bir cemaattir.Salames o Salamina es también un municipio de la isla.
Başka bir cemaat de 922'de Sidon'da kuruldu.Otra fue fundada en el año 922 en Saida (Sidón).
Adada açık bir şekilde Yahudi cemaatinin kendilerini göstermeleri yüzlerce yıl almıştır.Pasarían cientos de años antes de que una comunidad judía se estableciera abiertamente en la isla.
Cemaat vakıfları mülk edinebilecek.Medios a través de los cuales el Estado puede adquirir bienes.
İslâmî Cemaatler.Cementerios islámicos.
Son cemaat yerine deniz tarafından on bir basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır.Desde la gran nave se asciende al crucero por una escalera de diez peldaños.
Gruzinik dilini konuşan bu Yahudiler dünyanın en eski cemaatlerinden biridir.Los judíos egipcios constituyen una de las comunidades judías más antiguas del Mundo.
İstanbul’da, Karakaşlar cemaatinin mezarlığı, Üsküdar Bülbül Deresi’nde yer alıyor.En Pasadena, California, los dueños de mascotas lloran la muerte en un cementerio de mascotas.
Kilise hem katolik cemaati, hem de Protestan Cemaati tarafından kullanılmaktadır.El estado apoya tanto a la Iglesia Católica como a la Protestante.
Selam verip cemaatin içine giren bir kişiyi herkes ayakta karşılamak zorundadır.A todos los que llegan a este lugar, bienvenidos.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.El gobierno sirio impuso severas restricciones a la comunidad judía, en particular sobre la emigración.
1939'da Yahudi cemaati daha istikrarlı hale geldi.Desde 1939, las comunidades judías lograron mayor estabilidad.
ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?¿Cómo es el moco cervical?
Bu son on yılda yeni bir cemaat ve sinagog açıldı.Un nuevo centro comunitario y sinagoga fueron inaugurados en la década pasada.
Cemaat içindeyken elbette örtüyorum.Localmente simplemente conexo.
Şam Yahudi cemaati dini cinayet işlediği gerekçesiyle suçlandı.El jurado encontró a Shore culpable de asesinato capital.
Cemaate ait binalar da, II. Dünya Savaşı sırasında yıkıldı.La que existía en Róterdam fue destruida durante la Segunda Guerra Mundial.
Az nüfusa ve karışık evliliklere rağmen cemaatin varlığını sürdürmesi için istekle çalışılmaktadır.A pesar de las burlas y dudas de sus amigos, deciden llevar a cabo el proyecto.
"Bir cemaatin anatomisi".Anatomía de un crimen".
O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek.En esta sección, también estarán las personas que se relacionaron con los miembros de la banda.
Başka bir cemaat de 922'de Sidon'da kuruldu.Un'altra venne fondata nel 922 a Sidone.
Oberland Yahudileri günümüz Ortodoks Yahudi cemaatlerini önemli ölçüde etkiledi.Gli ebrei Oberlander hanno contribuito fortemente alle comunità ortodosse attuali.
Birinci Haçlı Seferi (1096) sırasında, Ren ve Tuna boylarındaki Yahudi cemaatleri yok edildi.Nella Prima Crociata (1096), le fiorenti comunità su Reno e Danubio furono totalmente distrutte.
Bazı Aşkenaz cemaatlerinde ise, ancak evlilikten sonra tallit giyilmesi adettendir.In alcune comunità aschenazite è abitudine indossarlo solo dopo il matrimonio.
Bugün Fas'ta yerel Berberi Yahudi cemaati artık bulunmamaktadır.Oggi la comunità indigena berbero-ebraica non esiste più in Marocco.