Bu benim grubumdan -- biraz daha az çekici bir bilgisayar modellemesi.يأتي هذا من المجموعة التي أنتمي إليها -- نموذج كمبيوتر أقل جاذبية.
Bu benim grubumdan -- biraz daha az çekici bir bilgisayar modellemesi.ちょっと豪華さの劣るモデルですが 比較的軽いブラックホールが
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."A fost vocea unui animal", a declarat managerul, remarcabil liniştit în comparaţie cu
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları. "Anna!"Đó là một giọng nói của động vật", người quản lý, đáng kể lặng lẽ so những tiếng kêu than của người mẹ.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Das war eine Tierstimme", sagte der Manager, bemerkenswert ruhig im Vergleich die Mutter weint.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Dat was een dier de stem," zei de manager, opmerkelijk rustig in vergelijking met van de moeder huilt.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Det var et dyr stemme," sagde manager, bemærkelsesværdigt stille i sammenligning til moderens skrig.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Det var ett djur röst", sade chefen, anmärkningsvärt tyst i jämförelse till moderns skrik.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Era la voz de un animal", dijo el gerente, muy tranquilamente, en comparación a los gritos de la madre.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Itu suara hewan," kata manajer, sangat tenang dibandingkan tangisan ibu.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Se oli eläimen äänen", sanoi johtaja, hämmästyttävän hiljaa verrattuna sen äidin itkee.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."To bol zvierací hlas," povedal manažér, pozoruhodne ticho v porovnaní na matky plače.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."To było zwierzę głos", powiedział dyrektor, bardzo cicho w porównaniu do matki płacze.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."To byl zvířecí hlas," řekl manažer, pozoruhodně tiše ve srovnání na matky pláče.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."To je bila žival glas," je rekel ravnatelj, izredno tiho v primerjavi do kriki matere.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Αυτό ήταν φωνή ενός ζώου", δήλωσε ο διευθυντής, εξαιρετικά ήσυχα σε σύγκριση να κραυγές της μητέρας.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Това е гласът на животните", каза мениджърът забележително тихо в сравнение с на плача на майката.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Це був голос тварини", сказав менеджер, диво спокійно порівняно на крики матері.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi. Annenin çığlıkları."Это был голос животного", сказал менеджер, удивительно спокойно по сравнению на крики матери.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."Essa era a voz de um animal", disse o gerente, notavelmente em silêncio, em comparação aos gritos da mãe.
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."Ez volt az állat hangját," mondta a menedzser, feltűnően csendben képest
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."그것은 동물의 목소리였다"관리자는 비교 조용히 놀라운 말했다
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."זה היה קול של חיה", אמר המנהל, בשקט להפליא בהשוואה
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi."كان ذلك صوت حيوان" ، وقال المدير بهدوء ملحوظ مقارنة
"Bu bir hayvan sesi," yönetici karşılaştırma sessizce dikkat çekici dedi.母親の叫びに。 "アンナ!
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Es lässt etwas so attraktiv erscheinen, dass man es einfach haben muss.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Face ceva să pară atât de atrăgător, încât trebuie să îl urmăreşti.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Fa sembrare qualcosa così allettante che non puoi fare altro che rincorrerla.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Hace que algo se vea tan atractivo que no puedes evitar perseguirlo.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Het maakt iets zo aantrekkelijk dat je er gewoon op zoek moet naar gaan.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Il rend les choses si attrayantes que vous n'avez pas d'autre choix que d'aller les chercher.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Itu membuat sesuatu terlihat begitu menarik bahwa Anda hanya perlu pergi setelah itu.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.무엇인가를 너무나도 유혹적이게 보이게 만들어 그걸 쫒아가야만 하도록 만드는 겁니다
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Nó khiến điều gì đó trông hấp dẫn đến nỗi bạn phải đuổi theo nó.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Sprawia, że rzeczy wydają się tak pociągające, że musimy się starać je zdobyć.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Вона робить щось таким привабливим, що ви просто мусите цього добиватися.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Кара нещо да изглежда така привлекателно, че няма как да не го следваш.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.Что делает их настолько привлекательными, что просто невозможно перед этим устоять
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.היא גורמת לדברים להיראות כה מושכים שפשוט מוכרחים להשיגם.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.ما يجعل شيئا ما يبدو جذاباً جداً بحيث يجب عليك أن تلاحقه.
Bu, bir şeyi o kadar çekici bir hale getiriyordu ki sizin o şeyin peşinden gitmeniz gerekiyordu.「どうしても手に入れたいもの」 として区別されます これは単に
Bu çok dikkat çekici bir etki.Es un efecto notable.
Bu çok dikkat çekici bir etki.É um efeito espantoso. É muito forte.
Bu çok dikkat çekici bir etki.E un efect remarcabil.
Bu çok dikkat çekici bir etki.È un effetto straordinario.
Bu çok dikkat çekici bir etki.Het is een opmerkelijk effect.
Bu çok dikkat çekici bir etki.Je to pozoruhodný efekt.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.Cet effet est remarquable et puissant.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.Ein unglaublicher starker Effekt.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.정말 놀라운 효과이죠. 엄청나게 강력합니다.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.זהו אפקט בלתי רגיל. זה מאוד חזק.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.وهذا تأثيرٌ غايةٌ في الروعة، فهو شديد القوة.
Bu çok dikkat çekici bir etki. Oldukça güçlü.この円状の磁石を大きくして
Bu çok dikkat çekici bir etki.To je izreden učinek.
Bu çok dikkat çekici bir etki.To je pozoruhodný efekt.
Bu çok dikkat çekici bir etki.To niesamowity efekt.
Bu çok dikkat çekici bir etki.Είναι ένα αξιοθαύμαστο φαινόμενο.
Bu çok dikkat çekici bir etki.Това е забележителен ефект.
Bu çok dikkat çekici bir etki.Это удивительный эффект.
Bu çok dikkat çekici bir görünüm taşıyan kişi ve gerektiği kaçınılmaz olduğunuEs war unvermeidlich, dass eine Person von so bemerkenswerten Erscheinung und Haltung sollte