Kirpik uzatma, doğal kirpiklerin hacmini artırmanın ve çekici bir etki yaratmanın bir yoludur.Наращивание ресниц — способ увеличения объема натуральных ресниц и приданиям им привлекательного эффекта.
Yanına çok çekici bir kadın oturur ve Jack ile sohbet etmeye çalışır.Увидев рядом с собой ещё одного человека, причём очень упитанного, Джек зовёт его и оставляет с Клэр.
Rüyada Betty; başarılı, çekici ve ileride ünlü bir oyuncu olmanın hayaliyle yaşayan bir kadındır.Во сне она успешна, обаятельна и живёт мечтой вскоре стать популярной актрисой.
Ayrıca eğer kişi ilgi çekici bir nesne görürse de göz bebekleri büyür.Ведь только при взгляде на зеркало человек понимает, что стареет.
Zengin doğası turizmin en önemli çekiciliğidir.Дикая природа является главной туристической достопримечательностью страны.
Erkek ve kadın kimonoları arasındaki en dikkat çekici fark kollardadır.Сейчас главное отличие между женским и мужским кимоно заключается в расцветке ткани.
Bu holdeki tarihi asansör dikkat çekici başka bir detaydır.Внимание посетителей в этом зале привлекает ещё один интересный экспонат.
Negatif özgürlük konsepti, birkaç dikkat çekici unsura sahiptir.Эта «похотливая рыбёшка» имеет некоторые садистские наклонности.
Sucre T-Bag'den çekici bir kadın iç çamaşırı bulmasını ister.О персонаже South Park см. Полотенчик.
Modellenen davranış basit, ilgi çekici, hatırlanması kolay bir şekilde sunulmalıdır.Система документов должна быть лёгкой, простой и интересной.
Yeğen bu kültün babası için neden bu kadar çekici geldiğini öğrenmeye başlıyor.Мэри спрашивает у отца сможет ли он ужиться с таким зятем?
Kamyonların yanı sıra çekici olarak da üretilmektedir.Некоторым автоботам это даже кажется забавным.
Artık Sif kısa saçlarıyla hiç çekici değildir.Короткие торчащие волоски едва приподняты.
Bunlardan bir tanesi ilgi çekicidir.Одно из них было очень интересное.
Aynı zamanda, Roma tiyatrosu estetik yönünden oldukça çekicidir.Гораздо интереснее смотреть на театр с эстетической точки зрения.
Rollins çekici almaya çalışsa da Stephanie McMahon çekici ondan uzaklaştırdı.Когда Мила смогла освоить речь, Макфарлейн нанял её.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.في أوائل القرن التاسع عشر، تدهورت الطرق في ألمانيا بشكل مزري.
Ahau ile Han sözlerinin yakınlığı ise dikkat çekicidir.)بل إنه كان صلى الله عليه وسلم يقبل مراجعة نساءه له.
Müziği de çekicidir.وكان محبا أيضا للموسيقى.
Orada liberalizmin mimarisi üzerine uzun ve ilgi çekici bir konuşma yaptı.يمثل نموذجا بارزا ومثيرا للجدل لأسلوب العمارة القاسية.
Bölgede ilgi çekici turistik yerler, Fransa ekonomisine katkı sağlamaktadır.السياحة مهمة في المنطقة، خصوصا ممن يقضون شهر العسل الأوروبي.
İdamı sırasında 49 yaşında olan Edith Cavell, Belçika'da modern hemşireliğin öncüsü olarak dikkat çekicidir.توفت كافيل عن عمر يناهز 49 عاما، فقد كانت بالفعل مرموقة كرائدة للتمريض الحديث في بلجيكا.
Pompal'ın özellikle 1755 Lizbon Depremi'nden sonraki liderliği ve çalışması dikkat çekicidir.اشتهر بومبال لقيادته السريعة والمختصة في أعقاب زلزال لشبونة 1755م.
Çekici Coulomb kuvvetiyle, bir elektron bir atomun çekirdeğine bağlı olabilir.يجب أن يكون أي شيء يمكن أن يتعامل مع الباريوم مؤرضًا كهربائيًا.
Atın en dikkat çekici özelliği taşların üzerinden atlayabilmesidir.والحصان هو القطعة الوحيدة التي يمكنها القفز فوق القطع الأخرى.
Özellikle, Ağustos ayında yapılan Maschsee festivali oldukça ilgi çekicidir.إن وقوع الأمافاسيا يوم الاثنين له أهمية خاصة.
Paris'te bulunduğu zamanda Harry ile tanışır ve çekiciyle etkiler.كانت فورد في ذلك الوقت في باريس وكانت سعيدة برؤيته.
Dikkat çekici bir başka husus da filmin kahramanı olan Lütfi Usta'daki değişimdir.وتتضمن تلك التغييرات من سيكون بطل الفيلم المحلي المقبل.
The Duluth News Tribune, Küller Şehri'nin "ilgi çekici" olduğundan bahsetmiştir.أشاد دولوث نيوز تريبيون رواية مدينة الرماد، واصفا الكتاب بأنه "مجتاح".
Hulsker Halka Açık Aşevi çalışmasının (F1020a) önemli ve dikkat çekici olarak değerlendirmektedir.يمكن إحصاء قيم قد تصل إلى π(1020) بسرعة عالية ودقة بواسطة الحواسيب المعاصرة.
Mary çekicidir.ماري جذّابة
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair usa seu charme, dinheiro e posição social para conseguir o que quer.
Bu ifade çoğu zaman cinsel çekiciliği veya arzu edilebilirliği ima eder.O termo, geralmente, significa atração sexual ou desejabilidade.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.No início do século XIX, as estradas alemães encontravam-se extremamente deterioradas.
Bu model, DVD'leri yakabilecek en pahalı marka bilgisayarlarından biri olduğu için dikkat çekiciydi.Este modelo foi notável por ser um dos micros mais baratos da época em que poderia queimar DVDs .
İlgi çekici ve şaşırtıcıydı ve bu bölüme gerçekten gönlümü koydum." ifadelerini kullandı.Foi surpreendente e cativante e eu realmente coloquei meu coração naquele episódio".
Sarışın, biraz düz, çekici olmayan saçlar, güçlü çene.Loira, meio que reta, cabelo sem atrativos, queixo rígido.
Kalenin en dikkat çekici özelliklerinden biri iç kalenin girişidir.Um dos elementos mais proeminentes do palácio é o átrio de entrada.
Şarkının teması mutlu görünüyor ve sözler çok ilgi çekici duruyor.Soa tão feliz e as letras são intensas, obviamente.
Bölge, Kırım dağlarına olan yakınlığı ve kayalık arazi nedeniyle dikkat çekicidir.A área é notável por seu terreno rochoso devido a sua proximidade das Montanhas da Crimeia.
Okuldaki en çekici kızdır.Ela é a garota mais bonita da escola.
Bu yüzden böcekler için çekici olurlar.Também é seletivo aos insetos benéficos.
Geleneksel yaşayan en seksi kadın seçimi, kadınların çekicikliklerine göre seçilir.A regra dos costumes mais antigos parece ter sido a de mulheres sucederem a mulheres.
Söylencelerin en dikkat çekici ve akılda kalıcı, en çok ilgi çeken anlatım yollarından biridir.O que o separa da sua audiência é uma linha cada vez mais tênue e transparente.
En bilinen ve dikkat çekici atlar şunlardır.São também os relógios mais caros e desejados.
Mrs. Dalloway, Virginia Woolf'un en ilgi çekici romanlarından biridir.Orlando (1928) é um dos romances mais leves de Virginia Woolf.
Scholem'in eleştirisi daha dikkat çekiciydi.No entanto, foi o conteúdo educacional de Stevens que atraiu maior atenção.
Özellikle evlenince kontes unvanını alması ona çekici gelmiştir.O seu desejo era casar-se com ela após a sua elevação a condessa.
Büyük Çekici, Samanyolu Gökadası ile karşısındaki öteki gökadaları çeken çok büyük bir kütledir.É muito agressivo e territorial contra outros gaviões que passam próximo ao ninho.
Yabanıl tahıl devşirme konusunda deneysel bir çalışma oldukça dikkat çekicidir.Existe um método de colheita de lábdano muito curioso.
Red Nose Day yani "Kırmızı Burun Günü" Comic Relief'in en dikkat çekici faaliyetlerinden birisidir.Red Nose Day is de belangrijkste inzamelingsactie van Comic Relief.
Çekici şimşek gücüne sahiptir.Hij heeft de macht over bliksem.
Bu devirde birçok aydın bu ikilemi çok çekici bulmakta idi.Zij hebben voor een groot gedeelte verschillende wegen bewandeld.
Bu filmde Elke Sommer ise çekici kadın Maria Gambrelli'yi canlandırmaktadır.Elke Sommer speelt de aantrekkelijke Maria Gambrelli.
Homoerotizm aynı cinsiyete sahip insanlar arasındaki cinsel çekiciliktir.Homoseksualiteit is seksualiteit tussen mensen van hetzelfde geslacht.
Gianni Le charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği) (1972) ....Hij speelde een hoofdrol in Le charme discret de la bourgeoisie (1972).
Crispus iki defa Konsüllük yapmış dikkat çekici, etkili, esprili, varsıl ve güçlü bir adamdı.Crispus was een vooraanstaande, invloedrijke, geestige, rijke en machtige man, die tweemaal consul was.
Eleştirmenlerce Generation X yazarları olarak tanımlanan grubun en dikkat çekici yazarıdır.Hij wordt gerekend tot de belangrijkste Generation X-schrijvers.
Bahsedildiği gibi köpek dişleri ilgi çekici büyüklükte değildir.De mate van karteling van de dentaire tanden is niet goed waarneembaar.
Bu noktada özellikle ikinci kitapta anlatılanlar dikkat çekicidir.In het boek wordt het voornamelijk belangrijk in het tweede deel.