Swift yazdığı mektubu erkek arkadaşının ceketinin cebine koyar.وضعت سويفت الخطاب التي كتبته في جيب جاكيت صديقها.
Ceket yakaları kırmızı olurdu, kemerleri siyah deriden idi ve bununla kılıç taşırlardı.وكانت ياقات الجاكيت حمراء ،وكانت الاحزمة من الجلد الأسود و يحملوا معه سيف.
Bu ceketler, aslında Aşkenazi Yahudilerin 19. yüzyılda giydikleri cüppelere benzeyen kaftanlardı.هذه الثياب كانت تُشبه ملابس يهود الأشكناز في القرن التاسع العاشر.
Ve daha sonra tamamıyla farklı astarsız bir ceket kesimine sahip oldu.ولاحقًا، تم العثور على سترة ثالثة غير منفجرة.
Ceketleri ortadan bir düğme ile bağlıydı, altında kırmızı bir iç çamaşırı mevcut idi.كانت جاكيتاتهم مربوط بعروة من الوسط وكانت توجد أسفلها ملبسها داخلي أحمر.
Bu dönemde mavi püsküllü fes ve lacivert çuhadan uzun bir ceket giyerlerdi.كانوا يرتدوا في هذه الفترة طربوش ذو شرابة زرقاء وجاكيت أزرق طويل من الصوف الكحلي.
Bahriye Mektebi Öğrencisi - Mavi püsküllü bir fes, gri renkte ceket ve pantolon giyerlerdi.طالب بمدرسة البحرية كانوا يرتدوا طربوش ذو شرابة زرقاء، جاكيت وبنطلون رمادى اللون.
Bahriye Subayı - Deve tüyü renginde çuhadan bir ceket ve aynı renkte pantolon giyerlerdi.ضابط البحرية كانوا يرتدوا جاكيت من القماش جملى اللون وبنفس اللون البنطلون.
Sonraki Raw gecesinde Ambrose, Jericho'ya saldırdı ve Jericho'nun ceketini yırttı.Na semana seguinte, Ambrose atacou Jericho e destruiu a jaqueta dele.
Aralarında çıkan kavgayı Şerif Rance yatıştırır ve Sid'in ceketinin göğsüne iki maçakızı kardı iğneler.O Xerife Jack Rance acalma a briga e retira duas cartas do paletó de Sid, como um sinal de trapaça.
Ceketin devrik yakaları vardı, ceket iki düğme ile birleşiyordu.De mouwen zijn omgeslagen en de jas heeft 2 zakken.
Yayıncısının ofisine kuyruklu ceket ve parlak deriden dans ayakkabıları ile giderdi.Bij zijn uitgever verscheen hij in een jacquet en lakleren schoenen.
Tom Mary'nin ceketini çıkarmasına yardım etti.Tom hielp Mary haar jas uit te doen.
Dışarısı soğuk, bir ceket giymelisin.Het is koud buiten, je moet een jas aandoen.
Ceketimi giyiyorum.Ik doe mijn jas aan.
Çok sıcak bir gündü, James ceketini ve silahını çıkardı.W ich trakcie James zdjął płaszcz oraz pas z bronią.
Ceketi düğmelerle süslerdi.Kurtkę zapinano na guziki.
Pehlivanlar soyunmazlar; yalnız ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar.W zamian prosi jedynie o jego kożuch i buty.
Kızlar cüceyi tutmaya çabalarken o habire bağırıyormuş: - Ceketimi yırtmayın!Jej matka budzi się z krzykiem: Nie zabijajcie mi dziecka!
Aralarında çıkan kavgayı Şerif Rance yatıştırır ve Sid'in ceketinin göğsüne iki maçakızı kardı iğneler.Szeryf Jack Rance uspokaja wszystkich i szpilką przypina dwie karty do kurtki Sid'a jako znak oszusta.
Savaş taktikleri açısından, Heruliler kalkan ve kalın bir ceketten başka bir koruyucu zırh taşımazlardı.Przy ubiorze polowym żołnierze obrony narodowej nosili nie usztywnioną i bez ozdób czapkę rogatywkę ON.
Ancak ceketli adam ona bir seçenek sunar.Jaken frågar om han vill något med den här människan.
Durran bunun hakkında: ''Onu ilk gördüğümüzde üzerinde kaskatı bir ceket vardı.Det ena trollet frågade: "Får jag låna din stora kittel i kväll?"
Pehlivanlar soyunmazlar; yalnız ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar.De tar inte på sig skorna eller börjar leta efter ytterkläderna.
Ve daha sonra tamamıyla farklı astarsız bir ceket kesimine sahip oldu.Så småningom användes den utan jacka över.
Bao'an erkekleri siyah veya beyaz şapka ve beyaz ceket giyerler.Den föreställer en man i svart kåpa och vitt skägg.
Kutikula kalın ve ceket şeklindedir.Мав форму халата або пальто.
Irkçı ideolojinin savunucularına genellikle "ırkçı" denir, bazen - "kapitone ceketler" .[1][2]Прихильників ідеології рашизму зазвичай називають «рашистами», іноді — «ватниками».[1][30]
(Kırmızı ceket ile.) 16.Lázně Bělohrad (29.
Bolero (giysi), bir tür uzun kollu kısa ceket.Bolero (nebo také bolerko) je krátký dámský kabátek s krátkými či dlouhými rukávy.
2007 yılındaki kreasyonda kadife ceketler, kaşmir kazaklar, kotlar ve polo tişörtler yer aldı.Linia de modă din 2007 a conținut jachete, pulovere din cașmir, blugi și tricouri polo.
Aynı Ben'in ceketinden giyer.Poartă o haină asemănătoare cu a lui George.
Pehlivanlar soyunmazlar; yalnız ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar.Unii susținători mănâncă doar pălăriile și aruncă picioarele.
Swift yazdığı mektubu erkek arkadaşının ceketinin cebine koyar.Cal pune colierul în buzunarul propriului palton.
Modern kuşaklar genellikle takım elbiselerde ceketin altında giyilir.Actualmente profilul industrial este preponderent reprezentat de confecții.
Ceketinin altına bir kazak giysen iyi olur.Ar fi bine dacă ai purta un pulover pe sub haină.
Tom ceketini çıkardı, kurşun geçirmez yelek giydi ve sonra ceketini geri giydi.Tom și-a scos jacheta, a îmbrăcat o vestă anti-glonț și apoi și-a pus înapoi jacheta.
Üç yaşında kızlar genelde kimonoları ile birlikte bir çeşit ceket olan hifu giyerler.A hároméves lányok hifut viselnek a kimonóval.
Durran bunun hakkında: ''Onu ilk gördüğümüzde üzerinde kaskatı bir ceket vardı.Íme, megmutatom nektek a kabátot, amelyet halálának napján viselt«.”
Ceket, çift sıra düğmeli ve açık yakalı idi.A sapka a hídlás és a hosszkazán közé volt beszorulva.
Tom ceketini dolaptan aldı ve onu giydi.Tom kivette a ruhásszekrényből a kabátját és felvette.
Ayrıca, sonda ceketini yere fırlatmıştır, HIStory turunda da yaptığı gibi.Hän myös heittää takkinsa pois kappaleen lopussa niin kuin myöhemmällä HIStory -kiertueella.
2007 yılındaki kreasyonda kadife ceketler, kaşmir kazaklar, kotlar ve polo tişörtler yer aldı.Vuonna 2007 valikoimaan kuului mm. kasmirvillapuseroita, nahkatakkeja, farkkuja ja poolopaitoja.
Shego, Nakasumi'nin ancak ceketini alabilir.Shia voi hankkia oman hattunsa.
Krem rengi pantolon, mavi ceket ve sarı gömlek giyer.Koukilla on mustat farkut ja sininen ja keltainen takki.
Grup, deri ceket giymiş yaklaşık 200 genç adamdan oluşuyordu.Puvusta oli säilynyt lähes sata pientä kankaanpalaa.
Çıktıklarında ceket yine Vincentin üzerindeydi.Pian tämän jälkeen hän palasi kaukaloihin Crunchin paidassa.
Ceketimi unuttum.Unohdin takkini.
Tom ceketini dolaptan aldı ve onu giydi.Tom otti takkinsa kaapista ja laittoi sen päälleen.
Aynı Ben'in ceketinden giyer.Η δεύτερη στολή του Ben.
Kırmızı bir ceket ile koyu yeşil bir pantolon giyer.Φορά μία κόκκινη ενδυμασία και πράσινο πανωφόρι.
Şampiyonun yeşil ceketin sahibi olduğu ilk turnuvadır.Tour de France var den første idrætskonkurrence hvor føreren bar den gule trøje.
Daima kot ceket ve kot pantolon giyerdi.Hun klædte sig til tider som en mand med jakkesæt og mandehat.
Arkasından biri ceketinin yakasını tuttu.1. ↑ På bagsiden af trøjen.
Ceketimi unuttum.Jeg glemte min jakke.
Ceketin nerede?Hvor er din jakke?
Ceketini çıkar.Tag din jakke af.
Ceketlerindeki düğmeler iki sıra halinde olurdu.Jakken har åtte knapper i to rekker.
Ancak ceketli adam ona bir seçenek sunar.Men fargevalget har sin forklaring.
Şampiyonun yeşil ceketin sahibi olduğu ilk turnuvadır.Tour de France var den første idrettskonkurransen der lederen bar gul trøye.