Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.A titán szinte az összes élőlényben, a vizekben, sziklákban és a talajban is megtalálható.
Görünür basitliklerine rağmen, bakteriler diğer canlılarla karmaşık etkileşimler içindedir.Nyilvánvaló egyszerűségük dacára a baktériumok bonyolult módon képesek együttműködni más élőlényekkel.
İlk performansı Bud Light'ın Facebook sayfasında canlı yayınlandı.Az előadást élőben lehetett megtekinteni a Bud Light hivatalos Facebook oldalán.
Maç ise atv'den canlı olarak yayınlandı.A rendezvényt élőben közvetítette az ATV.
Turnuvadaki maçlar 40 yayın ortağı ve 19 farklı dilde canlı olarak yayınlandı.A bajnokságot 40 távközlési partner közvetítette 19 nyelven.
Tüm canlıların yapısında bulunur.Jelen van minden élőlény szívében.
Çünkü buraya gelirse ve eğer otoritemin bir değeri varsa, onun buradan canlı ayrılmasına asla izin vermem."Ha idejön, ha az én befolyásom nyom valamit a latba, élve innen el nem engedem.”
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Ezen viszonyok életbenmaradási és szaporodási versengéshez vezetnek az élőlények között.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Rendkívül agresszívek minden más élőlénnyel szemben.
Canlılara yaşam verir.Az élőket hívogatom.
Şarkıyı ilk olarak 50. Super Bowl arasında canlı olarak söyledi.Élőben először az 50. Super Bowl-on lépett fel vele.
Bütün canlıların Ey Tanrısı Bu bizim toprağımız ve milletimizi koru.Ó, minden teremtés Istene, Áldd meg földünk s nemzetünk.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Például minden élő sejt ugyanazon nukleinsavakat és aminosavakat használja.
Ama canlı yoktur.Vagyis: nem élő.
Tüm konserler Bud Light'ın ve Gaga'nın Facebook sayfasında canlı yayınlandı.A fellépéseket élőben lehetett követni a Bud Light és Gaga hivatalos Facebook-oldalain.
Canlılar hayatta kalabileceğinden çok daha fazla yavrular üretir.Az élőlények több utódot hoznak világra, mint amennyi túlélni képes.
Canlılar Dünyası.Az állatok világa.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Ezek a vizsgálatok nem időérzékenyek, mivel nincs szükség élő baktériumra hozzájuk.
Ekim ayında Page’in yeni grubu Led Zeppelin ilk canlı performansını sergiledi.Októberben adta első koncertjét Page új együttese, a Led Zeppelin.
Japon televizyon programı Music Station'da 16 Nisan 2010'da canlı seslendirdi.2010. április 16-án a Music Station című japán televíziós showműsorban adta elő a Telephone számot.
Biyouydular (Biosatellites): Bilimsel amaçlarla canlı organizmalar taşıyan uydulardır.Bioműholdak: élőlényeket visznek magukkal kísérletek céljából.
Brezilya ve Yunanistan da canlı yayın yaptı.Magyarország és Románia egy adást néz.
"Bir canlı bomba daha".Sőt én is bomba lennék, időzített bomba!"
Etiyopya, Afrika’nın en fazla canlı hayvan varlığına sahiptir.Etiópiában van Afrika egyik legnagyobb állatállománya.
Cinsel olgunluk, bir canlının üreme yetisini kazandığı yaş ya da döneme verilen addır.A nemi érettség az a kor vagy állapot, melynek elérésével egy élőlény képessé válik a szaporodásra.
Ana madde: Adaptasyon Adaptasyon, canlıları yaşadıkları ortama daha uygun hale getiren bir süreçtir.2. Az alkalmazkodás a túlélés eszköze, nekem kell alkalmazkodni, ha életben akarok maradni.
Konser canlı olarak internette yayınlandı.Ezt a koncertet élőben, online közvetítették.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.Többször turnéztak is fennállásuk alatt.
Transkripsiyon faktörleri gen ifadesinin düzenlenmesi için zaruridir ve dolayısıyla her canlıda bulunur.A transzkripciós faktorok a génműködés szabályozói és így minden élőlényben megtalálhatóak.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Hiszen senki sem ment el úgy, hogy valaki hozzátartozóját itt ne hagyta volna."
Köpekler sosyal canlılardır.Az állatok társas lények.
Diğer canlılar da bu bakterileri yiyerek enerji elde ederler.Az utóbbi csoport ezekkel a baktériumokkal fog táplálkozni.
Şimdi canlı söylüyorum.Jelenleg Vasszécsenyben él.
Çünkü ökaryotlar tüm karmaşık hücreleri ve nerdeyse tüm çok hücreli canlıları içermektedir.Az eukarióták tartalmazza az összes komplex sejtet és majdnem minden többsejtű organizmust.
Tüm vokallerin tamamen canlı olması gerekiyor; geri seslerde insan seslerine izin verilmez.Minden vokált élőben kell elénekelni, nem lehet hang a háttérzenében.
Bu yüzden ilk canlı performanslarında isimlerini seyircilerin oylamasını istediler.Most először bemutatják a főszereplőket, amikor a nevük megjelenik.
Ünye'de ticari hayat çok canlıdır.Ugyanakkor magánlakásokon a prostitúció teljesen legális.
Fotoğrafları kaybolmuş bir dünyanın canlı resimlerini gösteriyordu.Képek egy eltűnt világból.
Tüm şov BBC Radio 1 internet sitesinde canlı olarak izlenmekteydi.A műsort a BBC Radio 1 weboldalán közvetítették.
Sky News, 24 saat boyunca kesintisiz ve canlı haber yayını yapan haber kanalı.A Sky News nem közvetített reklámokat 24 órán át.
Popülasyonlar doğada diğer canlılardan bağımsız olarak yaşayamaz.Az élőlények nem a környezetüktől függetlenül fejlődnek.
Bu canlıya dair fosiller Moğolistan'da Nemegt Formasyonu'nda bulunmuştur.E theropoda fosszíliáit a mongóliai Nemegt Formációban fedezték fel.
Fakat program canlı yayınlanmamaktadır.A műsorszám nem tehető közzé.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Sanji álma, hogy megtalálja az All Blue-t.
Ama canlı performansı hayal kırıklığıydı.A bemutató előadás bukás volt.
Bunlar, oldukça küçük cüsseli canlılardır.Ezek az emberek ám nagyon kicsi emberkék.
Genellikle tatlı su canlılarıdır.Általában vízkedvelő kutyák.
Sadece gitarist değil, ayrıca canlı müzik yönetmenliği de yapmaktadır.Az együttesben nemcsak gitározik, hanem "zenei vezető"ként is tevékenykedik.
Yavrularını canlı doğururlar.Gyermekeik Pozsonyban születtek.
Bu canlıların gelişmiş organları yoktur.A rovaroknak semminemű belső szájszervük nincs.
Layka, uzaya giden ilk canlı bir köpek olmuştur.Így Lajka kutya lett a világűrbe felemelkedett első Földlakó.
Skagerrak, içinde yaklaşık 2000 deniz canlısı türü barındırır.A Skagerrak mintegy 2000 tengeri fajnak biztosít élőhelyet, ezek közül sok ezekre a vizekre specializálódott.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Minden biológiai életnek szüksége van a fenntartásához külső energiára.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Laerdan ezután esküt tesz Elberethre, hogy nem nyugszik, míg meg nem menti a lányát.
Ayrıca canlı bir turizm merkezidir.Ezenkívül e környék a turizmusnak is egy centruma.
Aynı büyüklükte başka bir canlının beli bu kadar ince değildir.Ez máshoz nem hasonlítható mennyei dicsőség.
Yarış TRT ve Eurosport tarafından canlı yayınlanmıştır.A versenyeket az Eurosport csatorna közvetíti élőben.
127 ülke kura çekimini canlı yayınlamıştır.A döntőn 127 nemzet vett részt.
Clarkson şarkıyı The X Factor ve Saturday Night Live programlarında canlı seslendirdi.Több rendezvényen adta elő az énekesnő a számot, így például a Saturday Night Live és X-Faktor műsorán.
Canlı doğurgandırlar, kolay çoğalırlar.Könnyű 1 egyed elég, hogy szaporodjon.