Yalnızca canlı hücrelerde gerçekleşir.Kizárólag a celluláris cementben találhatóak meg.
Dinozorların varlığının tek canlı tanığı odur.A dinosauromorphák egyetlen mai túlélői a madarak.
DVD tüm konseri içerirken CD sadece on üç canlı şarkıyı kapsamaktadır.A DVD a teljes koncertanyagot és különböző extrákat tartalmaz, míg a CD csak tizenhat dalt.
Genelde canlı ve çürümüş ağaçlarda yetişir.Általában kidőlt és rothadó lomhullató fákon udvarol.
Grup ayrıca aynı gün canlı vitrin düzenledi.Ugyanebben az évben Nagykorpádon épített gőzmalmot.
1406'da tekrar biraz askerî canlılık gösterdi.1406-ban visszavette Tebrizt.
Dünya'ya canlı televizyon yayınını da içeren bu çalışmalar verimli geçti.A Hír TV földindulásszerű tulajdonosváltása őt is érintette.
Rihanna şarkıyı birçok canlı performansında seslendirmiştir.Rihanna több élő eseményen előadta a szerzeményt.
Tuzak, bir canlıyı yakalmak için kurulan hile, kapan anlamına gelen gelime.A vasmacska, a megváltás jelképe, a léleké, amelyik az örökkévalóság révébe ér.
Açlık Oyunları televizyondan canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.Az életre-halálra zajló küzdelmet élőben közvetíti a tévé.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.A zenekar végül fellépett élőben, és az egyik legnépszerűbb együttes lett a környéken.
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Nagyon sértődékeny, bosszúálló lények.
Daha sonra canlı performans göstermeyi bıraktı.Ezt követően fejezte be az aktív játékot.
Her memeli canlı gibi yumurta ile çoğalamazlar.Minden teknős lágyhéjú tojással szaporodik.
Türler arasındaki bu gen transferi, hibrit canlıların oluşumunu ve yatay gen transferini de içerir.Fajok közti génátadás például a hibridizáció, továbbá a horizontális géntranszfer.
Artık daha canlı ve hevesli durmaktadır.A hím tartózkodóbb és szeszélyesebb.
Dil, canlı bir varlıktır.In: Éltető anyanyelvünk.
Üreme sistemleri canlının üreme tipine uyum sağlayacak şekilde gelişmiştir.Érzékszervei az éjszakai életmódhoz alkalmazkodtak.
Zehirsiz yılanlar da avlarını ya canlı olarak yutarlar ya da sıkarak öldürürler.A nem mérges kígyók szorítással vagy erős állkapcsukkal ölik meg áldozataikat.
Maçlar, her Cuma gecesi TBS'de canlı yayınlanmaktadır.A képregények az NBC hivatalos oldalán jelennek meg minden kedden.
Yapay seçilim, canlı popülasyondaki istenilir bir özelliğin bilinçli olarak seçilimidir.A mesterséges szelekció tudatos emberi tevékenység.
Satanizme göre hayvanlar, insanlara bazen iyi ama çoğunlukla kötülük yapan canlılardır.Ez utóbbi esetben az állatok gyakran mutatnak kedvességet és nagylelkűséget, amelyek hiányoznak az emberekből.
Balık hala canlı mı?Él még a hal?
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.Ohikulkumatkalla ollut kirjailija Edmund White muisti, että ”Kaikki ovat levottomia, vihaisia ja uskaliaita.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Kaikki eliöt tarvitsevat elintoimintoihinsa energiaa.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Nämä olosuhteet tuottavat eliöiden välistä kilpailua selviytymisestä ja lisääntymisestä.
İki aşık birlikte gömülürler, ancak Murman kendisini çiftin arasına canlı olarak gömer.Pari haudataan yhdessä, mutta Murman hautaa itsensä elävältä heidän kanssaan.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Esimerkiksi, kaikki elävät solut käyttävät samaa yksinkertaista nukleotidien ja aminohappojen joukkoa.
Ayrıca, adaptasyon terimi, bir canlının hayatta kalması için önemli olan bir özelliği de tanımlar.Adaptaatio voi myös viitata piirteeseen, joka on tärkeä eliön selviytymiselle.
Nine Inch Nails'in son canlı performansı 10 Eylül 2009'da Wiltern Theater, Los Angeles'ta gerçekleşmiştir.Nine Inch Nails soitti viimeiseksi tarkoitetun keikkansa Los Angelesin Wiltern Theaterissa 10. syyskuuta 2009.
Canlı bir biçimde silahlar, taktikler ve muharebeleri tasvir eder.Hän kuvailee siinä myös aseita, taktiikoita ja taisteluita.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Sanjin unelma on löytää All-Blue meri, jossa kaikki maailman kalalajit elävät yhdessä.
Planktonlar, küçük canlılar ve bitkilerle beslenir.Hepokatit syövät ravinnokseen kasveja tai pieniä eläimiä.
Ölüm, bir canlı varlığın hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir.Kuolema tarkoittaa eliön elintoimintojen päättymistä.
Dünya'daki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiş ve sınıflanabilmiştir.Maapallolla nykyään elävistä lajeista on kuvattu ja nimetty yli neljä miljoonaa.
Dış etkenlerden ve diğer canlılardan korunmaya yardımcı olur.Nämä suojaavat eliötä vaurioilta ja muilta eliöiltä.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Eläinravintoa ne eivät syö.
Turneyi 3.5 milyondan fazla kişi canlı izlemiştir.Nykyisessä tornissa on käynyt yli 5,5 miljoonaa vierasta.
Şimdiye kadar yuttuğu tüm canlılar orada yaşarlar.Niistä polveutuvat kaikki nykyään elävät lajit.
Bu saldırıdan sadece 24 kişi canlı kurtulabildi.Vain 27 ihmistä onnistuttiin pelastamaan.
Buna sahip olanlar ise canlıdır, yani "yaşayan"dır.Elävä ihminen on hengissä eli hänellä on henki.
Daha sonra canlı performans göstermeyi bıraktı.Sen jälkeen hän kuitenkin luopui näyttelemisestä.
Bu single Billboard tarihinde bir numaraya ulaşan ilk ve tek canlı kayıt oldu.Se oli yhtyeen ensimmäinen ja ainoa Billboard-listan kärkeen noussut kappale.
Canlı Yayın: 'FOX Televizyonu.'Cosmos - kaikki elämästä Foxtv.
İlk canlı performansını dört yaşında iken sergiledi.Hänen ensimmäinen esiintymisensä tapahtui nelivuotiaana.
Örneğin: Parlak ve canlı renklidirler: Yanlış.Liikkeet: Vilkkaat ja vaivattomat.
Yalnızca canlı hücrelerde gerçekleşir.Tekniikka toimii elävissä soluissa.
Zaman zaman stüdyoda ve canlı olarak Fender Stratocaster modelinide kullanmıştır.Toisinaan hän käytti myös Fender Stratocaster-mallin kitaroita.
Görülme sıklığı 2000 canlı doğumda birdir.Aseman tuntumaan syntyi 2000 asukkaan taajama.
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Tyhmiä, mutta hengenvaarallisia olentoja.
Boccaccio'nun etkisiyle öykü türü canlılık kazandı.Ne ovat saaneet merkittäviä vaikutteita Boccacciolta.
"Canlılar Dünyası" bölümü.Maailman eläimet -sarjan 1. osa.
Karbon, canlılardaki bütün organik bileşiklerin yapısında bulunur.Hiiltä esiintyy kaikkialla, missä on elämää ja orgaanisia yhdisteitä.
Tipik olarak, seçenekli form etkin değildir ve hatta bazen canlılar için zehirlidir.Se ei ole kuitenkaan yleinen ruokakasvi, ja se on jopa myrkyllinen joillekin eläimille.
Ağızdaki diş canlıdır.Suussa on hampaina luulevyt.
Ama buraya gelen insanlar adadaki canlıların bir kısmının yok olmasına neden olmuşlardır.Saarella käyvät muutamat matkailijat tuovat myös elannon osalle saarelaisista.
Canlı yayında kendi iç sesimi dinlemekten arayan kişinin konuşmasını dinleyemedim." dedi.Hänen mukaansa "Kangas, jota maalaan on kuuntelija, joka jaksaa kuunnella alitajuntani puhetta".
Yavrularını canlı doğururlar.Se synnyttää eläviä poikasia.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.Tarpeen vaatiessa se voi taistella heitä vastaan kuolemaansa saakka.
Canlı bir tabakadır.YLE Elävä areena.