30 Ağustos 1999'da ilk canlı albüm olan Live aus Berlin yayımlandı.31 sierpnia 1999 zespół wydał pierwszy album koncertowy, Live aus Berlin.
Göze çarpan çözümlerden biri bombanın içerisine canlı tavuklar koyulmasını öne sürüyordu.Wyjątkowo niezwykła propozycja polegała na tym, żeby w mechanizmie umieścić żywe kury.
Çevresindeki canlı varlıkları kategorilemek için büyük zaman harcadı.Wokół jego postaci narosło wiele anegdot.
Şimdi canlı söylüyorum.Mowa żywa.
Jackson, Amsterdam ve Sidney konserlerinin ilkinde Beat It şarkısını tamamıyla canlı sergiledi.Podczas występów w Sztokholmie, Amsterdamie i Dublinie, Grande wykonała utwór "Quit".
Yükselen Güneş'in kırmızımsı parlaklığının canlı örneğidir.W ich tle symbol czerwonego wschodzącego słońca.
Ne ölü ne de canlıdır.Varken levande eller död.
Hayatı ve ölümü o yaratmıştır, hayat veya ölümü canlılara bahşedendir.Uppväckande av de döda (techiat hameitim), eller uppståndelse.
Parçanın final dakikasında 3D Homer, gerçek bir dünyada Los Angeles'ta canlı çekimle sona ermektedir.I sista minuten med 3D-animeringen syns Homer i verkliga Los Angeles.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alla levande organismer behöver energi för att utföra sina livsnödvändiga processer.
Hell Freezes Over, Eagles'ın 1994'te yayımladığı bir canlı albüm.Hell Freezes Over är ett album med Eagles från 1994.
Julia'nın canlı olarak mezara konulup gömülmesi gerekmektedir.Julia stiger ned i graven för att bli levande begravd.
Balık ve omurgasızlar dahil çeşitli canlılar nehirde tekrar görünmeye başlamıştır.Fiskar och kräldjur finns har åter börjat finnas i floden.
Kutuya bir kez bakıldığında kedi canlı veya ölü olabilir, ikisi birden olamaz.Men, när kammaren öppnas, ser man bara en katt som antingen lever eller är död, inte både och.
Buralarda çalışan zorunlu işçiler canlı hedef konumundaydı.De som arbetade här behövde förstås någonstans att bo.
Canlı organizmalarda birçok fonksiyonu tamamlayabilirler.De har många funktioner i levande organismer.
Maçlar Eurosport ve Eurosport 2'den canlı olarak yayınlanmıştır.Hela säsongen direktsändes på Eurosport och Eurosport 2.
Yaklaşık, her 1000 canlı doğumdan birinde 47, XYY karyotipli bebekler doğar.Ungefär en av tusen pojkar föds med XYY, oberoende av föräldrarnas ålder.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Dessa tester är inte lika tidskänsliga eftersom de inte kräver levande bakterier för att ställa en diagnos.
GFAJ-1, çok az veya hiç fosfor bulunmayan ortamlarda yaşamını sürdürebildiği bilinen ilk canlı formu olmuştur.Detta är den första livsform man känner till som kan växa i miljöer med lite eller ingen fosfor.
İnsanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.Tack för människor och djuren.
31 Aralık 1962'den beri burada yapılan yeni yıl kutlamaları televizyonlardan canlı olarak verilir.Nyårsfirandet har direktsänts på spansk TV sedan 31 december 1962.
Merga Bien, büyücülük suçlamasıyla yargılandı ve 1603 sonbaharında Fulda'da bir kazanda canlı olarak yakıldı.Hon dömdes skyldig till häxkonst och brändes på bål i Fulda hösten 1603.
Canlı bir hayal gücüm vardır.Hon har en livlig fantasi.
Bu iki özellik ve diğerleri akvaryumda hangi balıkların ve diğer canlıların yaşayabileceğini belirler.Akvaristen avgör ju själv vilka fiskar och andra djur denne vill ha i sitt akvarium.
Tüm hücrelerde( canlı ve cansız) gerçekleşir.Denna sker skriftligt eller muntligt (viva).
Enzimler canlıların içinde çok çeşitli işlevlere sahiptir.Enzymer har en mängd olika funktioner inuti levande organismer.
Aynı zamanda canlıların içinde ve dışında erir.Märkbar för människor inom- och utomhus.
La Fontaine'in canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır.Mycket tack vare Wills snälla, vänliga och hjälpsamma värderingar.
Bu ortak ögeler, canlı ögeler (biyotik) ve cansız ögeler (abiyotik) ögelerdir.Dessa grupper är partåiga hovdjur (Artiodactyla) och valar (Cetacea).
Hamsterlar omnivor canlılardır.Rödrävar är omnivorer.
Bütün canlı hücrelerde bulunur.Det finns i de flesta levande celler.
Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar.Nästan alla processer inom den biologiska cellen behöver enzymer för att fortgå med tillräckliga hastigheter.
Büyük Set Resifi dış uzay'dan görülebilen, canlı organizmaların oluşturduğu, en büyük yapıdır.Stora barriärrevet är den största strukturen som byggts av levande organismer och kan ses från rymden.
Grubun canlı performanslarını da tepki görmekteydi.Gruppen uppträdde också live.
Biyolojik bozunma, kimyasal bileşiklerin, canlı organizmaların biyolojik etkileriyle tahribi demektir.Är virus levande biologiska varelser, eller endast döda kemiska ting?
Köylü erkekler çok canlı bir içki içme şarkısı söylemeye koyulurlar ("Biraya!").Menaderna tvingar honom att dricka "Kärleksdrycken" (som dock är en dödsdryck).
Ayrıca Kürar motor sistemi felç ederek canlının hareket özelliğini kaybettirir.Konstruktionen gör också att en cembalo förlorar stämningen mycket fort.
Hayvanat bahçesi yetkililerinin onu canlı tutmasının hayvan koruma mevzuatına aykırı olduğunu belirtti.Djurparken och dess dåvarande zoologiska chef åtalades för bristande säkerhetsarrangemang.
Kuzco'yu farklı bir canlıya dönüştürmek için iksirler yapar.Hon försöker att göra sig av med Kuzco i nästan varje avsnitt.
5000 canlı doğumda bir görülür.25 barn per 1 000 levande födda dör.
O kadar berbattır ki varlığı tek başına balıkların nehirde canlı kaynamasına sebep olur.Han beskrivs som så gräslig att hans närvaro fick fisken att koka levande i floderna.
Bir görüşe göre dağlar canlıdırlar.För andra betydelser, se Berge.
Erişkin bireylerin rengi, genellikle, genç bireylerden daha canlıdır.Fingerfärg är särskilt vanligt bland yngre barn.
Twitch ya da Twitch.tv, elektronik spor ve video oyunu odaklı canlı görüntü akışı platformu.Twitch eller Twitch.tv är en webbplats för direktsänd videoströmning.
Canlıların içmesi gereken suda mineral olması gerekmektedir.Jättemyrkott behöver vatten som dricka.
Konser canlı olarak internette yayınlandı.Konserten sändes live som stream över Internet.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Arnold förvisades ur Italien och måste svära att inte återvända utan påvens tillstånd.
Parçaların çoğu New York'taki Nightingales Jazz Club'da canlı kaydedildi.Delar av intervjun visades senare i det amerikanska programmet Nightline.
Çoğunlukla denizde, birkaç türü tatlısularda yaşayan kabuklu canlılardır.Därför lever särskild många individer i tempelanläggningar.
Bu biletler altı prova ve üç canlı yayın olmak üzere dokuz gösteriye dağıtılmıştır.Dessa biljetter fördelas på nio shower varav sex stycken av dessa var genrep och tre stycken direktsändningar.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.Till slut dök de äntligen upp live och blev ett av de mest populära banden i området.
Canlılığı ve sahibine olan bağlılığı bu melezlemede yer almasını sağlamıştır.Trötthet och blodförlust får honom att förbli liggande.
Resif geniş canlı çeşitliğine ev sahipliği yapmaktadır ve 1981 yılında Dünya Mirasları arasına alınmıştır.Stora barriärrevet försörjer en omfattande mängd liv och utsågs som Världsarv år 1981.
Ekosistemse canlı ve cansız çevrenin tamamıdır.Planeten är nu en främmande och fientlig miljö.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Trots allt är dödligheten under den kalla årstiden stor.
Canlı bomba etkisiz hale getirildi.En tredje bomb påträffades intakt.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.Den har senare flera gånger om- och tillbyggts.
Akvaryumcular tarafından canlı yem olarak kullanılırlar.De säljs som levande foder i akvarieaffärer.
Osasuna ismi Baskça, sağlık, neşe, canlılık anlamlarına gelmektedir.Osasuna är ett baskiskt ord som betyder hälsa, glädje och vitalitet.