Nesli tükenen türler, nesli tamamen yok olmuş canlı türleridir.De hoektanden ontbreken volledig bij alle nog levende soorten.
Bununla birlikte aynı adlı bir canlı aksiyon filmi 2017'de gösterime girdi.Een remake van de gelijknamige film was in 2017 te zien in de bioscoop.
İlk kez yarışma ABD`de canlı olarak yayınlanmıştır.De wedstrijd werd door Fox ook voor het eerst uitgezonden in de hele Verenigde Staten.
O halde insan hem canlıdır hem de canlı değildir.God is geen man of geen vrouw, of beide.
Küçük balıklarla ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenirler.Ze eten kleine vissen en andere zeedieren.
Alet yapma yeteneği, insan türünü Öteki canlılardan ayıran temel niteliktir.Het taalvermogen is een van de belangrijkste eigenschappen die de mens onderscheiden van de andere dieren.
Ve hiçbir canlı nefes almadan yaşayamaz.Hij kan nog net vertellen dat hij niet meer kan ademen voor hij sterft.
3 boyutlu canlı yayını İsveç şirketi Viasat tarafından sağlanmıştır.Het driemanualige instrument werd door de Zwitserse firma Th.
1944 yılında Peter Jones olaydan canlı kurtuldu.In 1944/45 werd hij opgevolgd door Jan Smits.
Maçlar, her Cuma gecesi TBS'de canlı yayınlanmaktadır.De show gaat elke vrijdagnacht in de lucht op VBS.
Maç France 2'den canlı olarak yayınlandı.Het programma werd uitgezonden uitgezonden op France 2.
Uyarılmış ısırık da canlı yılanınki kadar ciddi olabilir.Dit diertje staat bekend als een echte slangendoder.
Ancak canlı emeğin emilmesi ile vampirlere özgü biçimde hayat bulur.Vampiers kunnen met hun bloed een normale sterveling tot vampier maken.
Bu komplo ve isyan hemen bastırıldı ve Oldfield canlı olarak yakılarak idam edildi.De opstand werd bloedig onderdrukt, Oldcastle werd terechtgesteld.
Doğanın en canlı renkleri bunlardır.Groen is de in de natuur meest voorkomende kleur.
9 Canlı) Maykıl Korkuyorum Hayattan Günah Benim (feat.Zijn bisschoppelijk motto is Le Christ notre Paix ('Christus onze Vrede'.)
Buralarda çalışan zorunlu işçiler canlı hedef konumundaydı.De bosarbeiders die hiervoor nodig waren, kwamen in de buurt wonen.
Bu büyük suçun cezası olarak canlı olarak mezara gömülerek idam edilme olduğunu ona belirtir.Als straf zou hij levend worden begraven.
Canlı, sağ olma durumu.Ze zijn in leven en gezond.
Yeryüzündeki her canlı ölecek.Al het leven op de planeet wordt uitgeroeid.
Kazada 828,000 galon petrol denize sızdı, haftalar boyunca çok sayıda kuş ve deniz canlısı öldü.In totaal stroomt zo'n 40.000 liter olie in zee, waardoor tienduizenden vogels besmeurd raken en sterven.
Altı stüdyo albümünün yanında üç de canlı performans albümleri vardır.Naast de theaterzaal is er een drietal repetitiestudio’s.
Uçakta canlı kargo olarak iki köpek ve dokuz kuş vardı.In het laadruim bevonden zich ook twee honden en een aantal vogels.
Bu sayede canlılara daha fazla yaşam alanı sağlanmış olmaktadır.Hierdoor krijgt de ijsvogel meer leefgebied.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.Dat was de laatste keer dat ze levend werd gezien.
"Başlangıç ekranı" olarak adlandırılan ana ekran, "Canlı Kiremitler"den oluşur.Het startscherm bestaat uit zogenaamde 'scopes'.
İkinci defa üflemesiyle de bütün canlılar dirilecek ve ahiret hayatı başlayacaktır.Voor de laatste keer bekijkt Gabriel hen allemaal, en het leven gaat verder...
Bu canlı performans sadece 4:43 dakika sürmekte.De single van het nummer duurde 04:46 minuten.
Ayrıca 2005'te yeniden bir araya geldikleri Hyde Park'taki Live 8 konserini de canlı izledim.Ze trad ook op tijdens het Live 8-concert in Berlijn in 2005.
Bütün hamilelik süreci sonucunda bebeğin canlı doğma oranını verir.De vrienden maken van alles mee in de aanloop van de bevalling van Anna.
Clarkson şarkıyı ABD'de birkaç programda canlı olarak seslendirdi.Clarkson heeft het nummer verscheidene malen bij televisieshows in de Verenigde Staten ten gehore gebracht.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ik voel ik ben daertoe niet bekwaem. 't Hooft loopt mij om."
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Het zorgt ervoor dat je instinctief kan handelen.
Canlı yakalandı ve boynu vuruldu, kafası Bulgar Kaloyan'a gönderildi.Daarna werd hij onthoofd en werd zijn hoofd naar de Bulgaarse tsaar Kalojan gestuurd.
Çoğunlukla bu canlılar olağanüstü çevre koşullarında yaşayabilen organizmalardır.Over het algemeen leven deze soorten in een bosrijke omgeving.
Kısa süre sonra sadece Harold üsten canlı çıkar.Tien jaar later brengt Armand Lijpe Harrie alsnog uit.
Kedi canlı bir fare ile oynuyordu.De kat was aan het spelen met een levende muis.
Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!Je zult me nooit levend in handen krijgen.
Önemli bir azınlık ise Animizm (Canlıcılık) inancına sahiptir.Niewielka świątynia nie była bowiem w stanie pomieścić wszystkich wiernych.
Sarlacc avını 1000 yıl canlı tutabilir.Sarlacc potrafi trawić swoją ofiarę przez tysiąc lat.
Canlı organizmaların organları ölümünden kısa bir süre sonra ayrıştırmaya başlar.Ciała martwych organizmów zaczynają rozkładać się po krótkim czasie od momentu śmierci.
Maç, canlı olarak yayınlanmaktaydı.Rozgrywka była transmitowana na żywo.
Poe bir keresinde bir arkadaşına, "Canlılar arasında benim küçük karım kadar güzelini görmüyorum." diye yazdı.Pewnego razu Poe napisał do przyjaciela: „Nikt wśród żyjących nie dorównuje urodą mojej małej żonie”.
Ne ölü ne de canlıdır.Nieżywy lub martwy.
5000 canlı doğumda bir görülür.1:5 000 żywych urodzeń.
Rihanna şarkıyı canlı olarak ilk kez Saturday Night Live programında seslendirdi.Rihanna zaśpiewała po raz pierwszy piosenkę w programie Saturday Night Live.
Bu performans Madonna'nın tvdeki ilk canlı perfonmansıdır.Watch Madonna's First Live Performance! (ang.).
Böylece o canlıyı istediği gibi yönlendirir ve istediğini yaptırabilir.To mój świat i mam zamiar żyć tak, jak chce.
3 Aralık 2008 tarihinde, bu şarkıyı, Moonspell 13. parça olarak Tilburg'da canlı olarak seslendirdi.3 grudnia 2008 wystąpiła w tej piosence na żywo z Moonspell w 013 w Tilburgu.
Ama canlı yoktur.Nie jest życiowa.
Sonuç olarak, ekosistemin ya da bir canlı türünün varlığının belirli bir amacı yoktur.Pokazuje, że przypuszczenie, iż cały ekosystem lub gatunek jako całość mają jakiś cel istnienia, jest błędne.
Dil, canlı bir varlıktır.Język jest tworem żywym.
İlk NXT canlı özel etkinliği NXT Arrival adı altında yapılmıştır.Pierwsza gala NXT na żywo była wyjątkowo nazwana „NXT Arrival”.
Dost canlısı Kaka Klanıyla bir süre vakit geçirir.Przez dłuższy czas trenował zespół amatorski Łokomotyw Smiła.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Nikogo nie skazano przy tym na śmierć.
Canlılar Dünyası.Świat zwierząt.
Tüm canlıları yok etmek.Za zabijanie każdej żywej istoty.
Her biri canlıdır.Wszystkie są żyworodne.
O halde insan hem canlıdır hem de canlı değildir.Cierpienie jest wprawdzie istotą życia, lecz wcale nie jest wzniosłe i uszlachetniające.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Marzeniem Sanjiego jest odnalezienie All Blue, legendarnego morza, w którym żyją ryby z wszystkich oceanów.