"Vision of Love" (canlı) 3.«Certificação para "Vision of Love"» (em inglês).
Canlı performans albümleri Coldplay Live 2003 için grubun tüm üyeleri tarafından yazılmıştır.Em 2003, "The Scientist" foi incluída no álbum ao vivo do Coldplay, Live 2003.
Ölü; yaşamı sona ermiş, ölmüş canlı.Ela estará viva, ela permanece na casa, foi embora, morreu?
Emlak ve inşaat sektörü son derece canlıdır.2000 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 2.997'dir.A comuna possui uma área de km² e sua população era de 2970 habitantes segundo o censo de 2007.
2002'de Prince beşinci canlı albümü One Nite Alone...Em 2002, Prince lançou seu primeiro álbum ao vivo, One Nite Alone ...
Bu tür canlılar hayvanlarda ve insanlarda yaşarlar.Esse tipo de reação foi observado em animais e em humanos.
Kleinman ise doktoru canlı gören son kişidir.Florence deduz que um dos professores foi o último a ver o menino vivo.
Bu çayır belki de yeryüzündeki en büyük ve yaşlı canlıdır.Este poderia ser o mais forte ou o mais velho.
Yapay yaşam olarak bilinen canlı biyolojik ajanların gerçeğini modellemeye çalıştı.Ela questionou-o sobre os seres vivos de plástico.
Halk oldukça misafirperverdir.Tüm ahali sevecen ve dost canlısıdır.As pessoas são muito hospitaleiras e as fãs, muito acolhedoras e carinhosas.
Müzede hiç canlı hayvan yok.No museu não há animais vivos.
Bu, kendimizden başka tüm canlılarla (fillerden yerdeki otlara kadar) paylaştığımız bir şeydir.De wereld waarin wij leven is slechts een van die werelden.
Ve tüm canlılar ağlamaya başladı.(Vrijwel) alle baby's huilen.
Bu 3 yıldan sonra ilk canlı konseriydi.Het was hun eerste liveshow in bijna 3 jaar.
İklim şartlarına göre dere bazen kurur (yaz aylarında), çoğunlukla dere canlıdır.Het meervoud jullie kan betrekking hebben op de aangesproken perso(o)n(en) en dat is een nauwkeurig meervoud.
Onlar, yok olan bir dünyadan geriye kalan son canlılardır.Zij zijn een van de laatste van zulke volkeren die zijn overgebleven.
1991'de onuncu yıllarını kutlamak adına canlı albüm Decade of Aggression yayımlandı.Om het tienjarig jubileum van de band te vieren, wordt in 1991 het livealbum Decade Of Aggression uitgebracht.
Hatari, BDSM'den ilham alan sahne kostümleri de dahil olmak üzere canlı şovlarıyla tanınıyor.Hatari is befaamd wegens hun live shows, inclusief door BDSM-geïnspireerde kostuums.
Resmi web sitesi, www.icloud.com, Ağustos başında Apple Developers için canlı yayın hayatına başladı.De officiële website, www.icloud.com, werd begin augustus 2011 voor Apple-ontwikkelaars gelanceerd.
Canlının canlı konser versiyonu grubun LeftRightLeftRightLeft albümünde de yer aldı.Een liveversie van het nummer verscheen later op het livealbum LeftRightLeftRightLeft.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Hierbij kwam niemand om het leven.
3 Mayıs 1952 tarihinde ilk defa Kentucky Derby canlı yayınla televizyonda naklen yayınlandı.Op 3 mei 1952 werd de Derby voor het eerst uitgezonden op de nationale televisie.
Hayatı ve ölümü o yaratmıştır, hayat veya ölümü canlılara bahşedendir.Hij was ten tijde van zijn overlijden nog bezig met een Requiem. (et) Leven (et) Werken
Şeytan, olmayacak hayaller yerine canlı bir yaşamı temsil eder!Satan staat voor onbekende waarheden in plaats van grote dromen.
Gücüyle tüm canlılara dönüşebilir ve rüzgarı kontrol edebilir.Ze kan zichzelf in van alles veranderen en heeft de macht over wind.
Sotheby's'e göre, tarihte canlı müzayede sırasında yaratılan ilk eserdir.Sotheby's noemt het het eerste kunstwerk in de geschiedenis dat live is gecreëerd tijdens een veiling.
Eğer Christina'yı canlı bulan bir insan olsaydı, 100.000 dolar ile ödüllendirilecekti.Mocht Natalee levend worden teruggevonden, dan zouden ze één miljoen dollar uitkeren.
Resif geniş canlı çeşitliğine ev sahipliği yapmaktadır ve 1981 yılında Dünya Mirasları arasına alınmıştır.Het bevat een grote diversiteit aan leven en werd in 1981 geselecteerd voor de Werelderfgoedlijst.
Ayrıca kurmuş olduğu kanalın internet üzerinden canlı yayınının dünya çapında izleyici kitlesi bulunmaktadır.Daarnaast is de zender wereldwijd te bekijken via een livestream op internet.
Fakat program canlı yayınlanmamaktadır.De show wordt niet rechtstreeks uitgezonden.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Deel 3 is aftastend en terughoudend.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Verbod op het eten van het vlees van een nog levend dier.
Ayrıca basın toplantısı dünya çapında canlı olarak 11.000.000 kişi tarafından izlenmiştir.Verder is de openingsceremonie over de hele wereld door honderden miljoenen mensen bekeken.
Winehouse şarkıyı 2007 Merkür Ödülleri'nde ve 2008 BRIT Ödülleri'nde canlı olarak seslendirdi.Ze zong het nummer live tijdens de Mercury Prize-uitreikingen in 2007 en tijdens de Brit Awards in 2008.
25 Ekim 1996'da ikinci bir canlı bomba olayı daha gerçekleşti.Op 25 mei vond een tweede vuurwerkincident plaats.
Casper: Dost canlısı bir hayalet.Duvardan geçme,uçma ve görünmezlik gücü vardır.Casper beschikt als spook over de mogelijkheid om te vliegen, onzichtbaar te worden en door muren te lopen.
Bu hücreler başlangıçta canlı olmalarına rağmen çeperin kalınlaşması yüzünden ölür.De cellen zijn eerst levend maar sterven later af als de verhouting toeneemt.
31 Aralık 1962'den beri burada yapılan yeni yıl kutlamaları televizyonlardan canlı olarak verilir.Sinds 1962 wordt de klok op 31 december ook op televisie uitgezonden.
Canlılarda bulunan proteinler, L-amino asitlerden oluşur.Natuurlijke eiwitten bestaan uit L-aminozuren.
Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar.De bewoners van het eiland mochten het eiland binnen drie jaar verlaten als zij dat wilden.
Ödül töreni her yıl düzenlenir ve MTV'den canlı olarak yayımlanır.De prijzenshow wordt jaarlijks rechtstreeks uitgezonden door MTV.
Arma da kullanılan çok canlı renk bulunmaktadır bunlar ülkeleri için parlak bir geleceği işaret etmektedir.De kleuren die gebruikt zijn in het wapen staan voor een glorierijke toekomst van het land.
Bazı canlılar yalnızca dışkıda yaşayabilirler.Sommige soorten kunnen uitdroging overleven.
31 Ekim - İstanbul Taksim Meydanı'nda polis aracına bir canlı bomba tarafından saldırı düzenlendi.Op 31 oktober 2010 vond een zelfmoordaanslag met een bom plaats op het Taksimplein in Istanboel.
Köpekler sosyal canlılardır.Het zijn sociabele dieren.
Ekonomik yönden ilçenin diğer köylerine nazaran daha canlıdır.Zij voelt zich in sociaal opzicht boven de rest van de wijk verheven.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Die stond maandenlang bloot aan de omstandigheden in de ruimte.
Daha çok basit yapılı canlılarda bulunur.Het gaat om de meest eenvoudig gebouwde levensvormen.
Maçlar Eurosport ve Eurosport 2'den canlı olarak yayınlanmıştır.Veel van de wedstrijden werden live door Eurosport uitgezonden.
Ayrıca canlı hayvan ticareti de yapılır.Een andere factor was ook de handel in wilde dieren.
Kayseri canlı yayınla devam ettirmiştir.De uitvaart werd door de WDR live uitgezonden.
Üçüncü canlı performansını ise 23 Mayıs 2012 tarihinde American Idol yarışmasının sezon finalinde seslendirdi.De première van het nummer vond plaats op 22 mei 2012 in de finale van American Idol.
Ona göre her canlı yaptıklarından kendisi sorumludur, bir kişinin başkasına yararı yoktur.Hierdoor ondergaan ze volledig wat hun aangedaan wordt, maar hulpeloos.
Layka, uzaya giden ilk canlı bir köpek olmuştur.Laika - Eerste hond in de ruimte.
İki canlı arasındaki farklılığın 2.08 milyon yıl önce ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.De beide soorten Gloeobacter zouden 280 miljoen jaar geleden uit elkaar zijn gegaan.
Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır.Links ligt de haven, waar het altijd levendig is.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.Het werd dan ook talloze keren gecoverd.
Timsahlar, Crocodilia takımına dahil canlıların ortak adıdır.Ook de krokodillen zijn waardevol, waaronder de dwergkrokodil.
Mart 2006'da Kirsten Price'yle Playboy'un ünlü canlı gösterisi Night Callsı sundu.In maart 2006 werden Jane en Kirsten Price de gastvrouwen van Playboy TV's populairste liveshow, Night Calls.
Canlı hayvanların sahne gösterisinde kullanılması hayvan hakları örgütü PETA tarafından eleştirildi.Maar hij kreeg ook slechte publiciteit door dierenrechtenorganisatie PETA.