Giraffatitan yeryüzündeki yaşamış olan en büyük canlılardan biridir.O Giraffatitan foi um dos maiores animais que já viveram na Terra.
Hem stüdyoda hem de canlı performanslarda grubu The Violators'a eşlik eder.Em suas performances ao vivo e em estúdio, é acompanhado pela banda The Sleeping Souls.
Canlının canlı konser versiyonu grubun LeftRightLeftRightLeft albümünde de yer aldı.Essa versão da canção foi inclúida no álbum ao vivo do Coldplay LeftRightLeftRightLeft.
Ona göre her canlı yaptıklarından kendisi sorumludur, bir kişinin başkasına yararı yoktur.Cada estado estabeleceu, enquanto isso, suas associações, que não prestavam jamais contas de suas ações à AIA.
Maç, canlı olarak yayınlanmaktaydı.Assim, o jogo foi facilmente divulgado.
Bu özellik kuşlar sınıfını diğer canlı gruplarından ayıran önemli bir özelliktir.Estão entre as características que distinguem as Aves dos outros grupos vivos.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi, çoğu canlıda konağın korunmasında baskın olan sistemdir.A imunidade inata é o sistema de defesa predominante na maior parte dos organismos.
Canlı varlıkları bile kesip biçtiği düşünülüyor.Presume-se também que a sua reprodução seja vivípara.
Acapella: Rap müzikte doğaçlama ve canlı performanslara denir.“Fizz”: A produção musical está inspirada nos ritmos acústicos e psicodélicos.
Yakalanan görüntüye Canlı Tarama denir.A água que é removida é chamada condensado.
Bu dönemde kolej gazetesinde yazılar yazdı ve arkadaş canlısı, girgin biri olarak tanındı.Ele escrevia para o jornal do colégio e ganhou a reputação de estudante sociável e amigável.
Grup daha sonra şarkıyı 3 Mayıs 2014'te Saturday Night Live'da canlı yayında icra etti.A banda tocou a canção no Saturday Night Live em 3 de maio de 2014.
Bu döneme ait belge ve bilgi eksikliğini o dönemin canlı tanıkları ile konuşarak tamamladı.Promessa feita e perfeitamente cumprida, afirmam testemunhas desta história.
Canlılara yaşam verir.Ele devora seres humanos.
Asıl görüşlerini ve özenini ürüne yansıtan, böylelikle ürünü canlı hissettiren biri."Para colocar o seu pensamento real e seu cuidado em seu produto, pois ele parecerá vivo".
Canlılık bildirir.Despertando ConsCiência.
Canlılar hayatta kalabileceğinden çok daha fazla yavrular üretir.Os organismos produzem mais descendentes do que podem sobreviver.
Grup ilk canlı performanslarını 19 Haziran’da M!Countdown’da yaptı.O grupo realizou sua primeira apresentação em 19 de junho no M!
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Eram os homens inevitavelmente agressivos?
Her canlının belirli bir yaşam süresi vardır.Cada objeto é um momento de vida.
Son bölümde ise kalan takım üyeleri canlı şovlarda birbirleriyle yarışır.Na fase final, os competidores restantes competem uns contra os outros em transmissões ao vivo.
Görünür basitliklerine rağmen, bakteriler diğer canlılarla karmaşık etkileşimler içindedir.Apesar de sua aparência física, os Dark Ones estão estreitamente relacionados aos seres humanos.
Durumun etkileri her 20.000 ila 50.000 canlı durumda 1 görülür.Pode ser encontrado em 1 em cada 20.000 a 40.000 nascidos vivos.
Ödül töreni, her yıl BET kanalı tarafından sunulmakta ve canlı olarak yayınlanmaktadır.Os prémios são apresentados anualmente e transmitidos ao vivo pela BET.
Kızlar, canlı performanslarının yanı sıra yeni albümleri ve geri dönüşleri hakkında konuşacaklar.Além de suas performances ao vivo, o grupo também vai falar sobre o novo álbum e seu 'comeback'.
İklim şartlarına göre dere bazen kurur (yaz aylarında), çoğunlukla dere canlıdır.Algumas espécies põem ovos (ovíparas), porém a maioria das espécies dá luz a crias vivas (vivíparas).
Yayla turizmi artık Araklı halkı için yeni bir ekonomik canlılık kaynağı olmaya başlamıştır.Isto começou a se tornar um bom recurso econômico para a população local.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Eu não tinha hábitos saudáveis, minha pele era péssima e eu via pelos crescendo no meu rosto!”
Yarışma üç bölümden oluşur: kör seçmeler, mücadele aşaması ve canlı şovlar.A série consiste em três fases: uma audição cega, uma fase de batalha e shows ao vivo.
Fotosentetik pek çok canlı bu süre içinde yok olmuştur.Muitas eram as fotografias tiradas nesses momentos.
Bu yapı grubun canlı performanslarında da görülebilir.Esse talento criativo também transparecia nas performances ao vivo da banda.
Melez canlılar genelde kısır oldukları için, bu, hayvanlar aleminde yaygın olarak görülmez.Difere de estábulo pois ali normalmente não pernoitam os animais.
Dağda yaşayan canlıların bir kısmı o bölgeye endemiktir.Algumas das plantas que se encontram na montanha são endémicas.
Peter Pan, Tinker Bell, Kayıp Çocuklar ve diğer canlıların yaşadığı hayali ve uzak bir yerdir.É a morada de Peter Pan, Sininho, e os Meninos Perdidos entre outros.
Mayer 2004'teki ABD turnesinin yedi gecesinden canlı konserlerini kaydetti.John gravou sete shows de sua turnê pelos EUA em 2004.
Kalan şarkılar canlı performanslardı.Todas as músicas contidas eram ao vivo.
Oğlanlar dükkândan çıktılar ve daha da canlı olarak görünmediler.O trem não saiu da estação e as crianças não foram vistas novamente.
2011 Mayıs'ta Radio 1's Big Weekend'da canlı olarak seslendirdi.Foi parte de seu set list no Radio 1's Big Weekend de 2011.
Bu klipte Kamil kendini canlı canlı yakmıştı.Foi durante este cerco que a Caaba pegou fogo.
Gösteri, 15 Kasım 2003'te AOL.com tarafından canlı yayımlandı.Foi lançado em maio no AOL.com.
Ses enerjisi: Canlıların duyma organı tarafından algılanabilen enerji türüdür.Energia sonora é um tipo de energia que pode ser detectada pelo ouvido.
Çoğu canlı doku nötre yakın bir pH’tadırlar.Quase todos os peixes vivos são teleósteos.
CD'de ise canlı gösteriden seçilen 13 güzel şarkı yer alıyor." dedi.Ela assina seis das treze faixas do cd “Bons Ventos Sempre Chegam”.
Tören dünya çapında canlı olarak yayınlandı.O show foi transmitido ao vivo para o mundo todo.
Virüsler ancak canlı bir hücrenin enzimlerini kullanarak çoğalabilirler.Os vírus só são capazes de se replicar em células vivas.
Genellikle beş kollu olan bu familyanın üyeleri sağlam vücutlu ve oldukça canlı renklere sahiptir.Possui 15 famílias vivas, são geralmente densamente cobertas de pelos, com quelíceras robustas.
Doğa ve canlılar onu çok büyülemiştir.Tanto antepassados físicos e espirituais são adorados.
Sonuç olarak, benzer iç organizasyon yapıları, ilgili canlı organizmalarda farklı işlevlere sahip olabilirler.Estruturas com organização interna semelhante podem ter funções muito diferentes em organismos aparentados.
Bu aile hukukuna göre kadın daha az değerli olan canlıydı.Para ela, a Igreja tinha papel fundamental nessa condição da mulher inferior e obediente.
Denizyıldızı, denizde yaşayan bir canlı.Estreia Bebê a Bordo no Viva.
İki yıl boyunca ara sıra NXT canlı etkinliklerine çıktı.Ele fez diversas aparições esporádicas em live events do NXT ao longo dos dois anos seguintes.
Hem de canlı canlı.Pelo menos vivo.
Kuzey İrlanda Kupası canlı olarak Eurosport'tan yayınlanır.No Reino Unido e na Irlanda, a Bundesliga é transmitida ao vivo pela BT Sport.
Ama bazen insanları canlı canlı yakmak için bu fırın kullanıldı.Ocasionalmente, os batalhões queimavam pessoas vivas.
Bu çalışmaları sırasında, o dönemde baskın akım olan neoklasizm ekolüne tercih ettiği canlılığı keşfetti.E por alguma razão em algum momento, ele decidiu transformar esse tipo de atenção negativa para mim.
Bugün bu inancın en canlı olduğu ülke Kore'dir.Essa é a necessidade agora, é o verdadeito estado GOA da mente.
Fotosentez sonucu atmosferde oksijen birikmesi ile oksijenli solunum yapan canlılar oluşmuştur.O mais importante é que através da fotossíntese elas encheram a atmosfera de oxigênio.
Mikoplazmalar şimdiye kadar keşfedilmiş en küçük canlı hücrelerdir.São os menores exoplanetas descobertos até agora.
Yürüyüşler sosyal ağlar YouTube, Facebook ve Twitter'da canlı olarak yayınlandı.A marcha foi transmitida ao vivo em Washington, D.C. no YouTube, Facebook e Twitter.
Tören, NBC televizyonu tarafından canlı olarak yayınlandı.O espetáculo foi produzido e transmitido ao vivo pela emissora NBC.