İlişkiler Ruslar Hristiyanlaştıktan sonra bile her zaman arkadaş canlısı olmadı.Contudo, mesmo após a cristianização dos rus' as relações não foram sempre amigáveis.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.Você realmente esperava encontrá-lo vivo?
Şeytan, olmayacak hayaller yerine canlı bir yaşamı temsil eder!Satã representa a existência vital ao invés de sonhos espirituais fantasiosos!
Rick, Carl'ı canlı tutmak için kan vermek zorundadır.Rick se propõe a doar sangue para Carl, a fim de salvar sua vida.
Şarkıyı ilk olarak 50. Super Bowl arasında canlı olarak söyledi.A canção foi apresentada pela primeira vez pela cantora durante sua apresentação no Super Bowl 50.
Bu anlaşma, canlı bir konser için yapılan en büyük gelirli anlaşmaydı.O negócio foi o maior já pago por um concerto ao vivo.
8 Aralık 2009'da Gaga, şarkıyı New York'ta Vevo'nun açılış partisinde canlı olarak seslendirdi.Em 8 de dezembro de 2009, Gaga cantou a música ao vivo na festa de lançamento do Vevo em Nova York.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.Esta seria a última vez que ela veria seu pai vivo.
Önemli bir azınlık ise Animizm (Canlıcılık) inancına sahiptir.Aqueles que foram menos fiéis terão uma recompensa menor mas ainda assim serão recompensados.
Mekanik, kimyasal ve biyolojik engeller gibi bazı bariyerler canlıları enfeksiyonlardan korur.Existem várias barreiras mecânicas, químicas e biológicas que protegem os organismos de infecções.
2 Ağustos 2008'de İsviçre Stadyumu Bern'de canlı performans sergilediler.Em 2 de agosto de 2008 a banda tocou ao vivo no Stade de Suisse em Berna.
1975'te Horowitz Amerika Radyo Kurumu'na geri dönmüş ve 1982'ye kadar canlı kayıt yapmaya devam etmiştir.Em 1975, Horowitz voltou para a RCA Victor e fez uma série de gravações ao vivo até 1982.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Por exemplo, todas as células vivas usam os mesmos ácidos nucleicos e aminoácidos..
Hindistan'da, maçlar STAR Sports'da canlı olarak yayınlanır.Na Índia, os jogos são transmitidos ao vivo na ESPN e na Star Sports.
Şarkının canlı bir performansı da Besides You In Time adlı konser DVD'sinde bulunmaktadır.Uma performance ao vivo da canção se encontra no DVD Beside You In Time.
Maçlar Eurosport ve Eurosport 2'den canlı olarak yayınlanmıştır.O evento foi transmitido pelos canais de televisão Eurosport e Eurosport 2).
Ekim ayında Page’in yeni grubu Led Zeppelin ilk canlı performansını sergiledi.Em outubro a nova banda de Page, Led Zeppelin, tocou pela primeira vez ao vivo.
Ev sahibi görünür ve bunları kızı Eliza'yı canlı tutmak için yaptığını söyler.O proprietário chega e admite que ele fazia isso para manter sua filha Eliza viva na torre.
Road to Revolution: Live at Milton Keynes - Linkin Park'ın ikinci Canlı albümü.Road to Revolution: Live at Milton Keynes é o segundo álbum ao vivo da banda americana Linkin Park.
Yalnızca canlı hücrelerde gerçekleşir.Ocorrem somente em células vegetais.
Bunlar, oldukça küçük cüsseli canlılardır.São seres realmente muito pequenos.
Pierce, Florida'daki canlı bir etkinlikte göründü ve NXT'yi "yakıp" kül edeceğini söyledi.Pierce, na Flórida, e fez uma promo dizendo que veio ao NXT para "queimar" tudo.
Tören her yıl Nashville, Tennessee gerçekleşir ve CMT tarafından canlı yayınlanır.Todo ano o prêmio é entregue em Nashville, Tennessee e televisado pelo canal CMT.
Bu onlara orkestra ile birlikte yeni bir canlı albüm için 'Klasik Aria' turu fikrini verdi.Isso deu à banda a ideia de uma turnê "Classical Aria" com uma orquestra e um álbum ao vivo do mesmo nome.
Bununla birlikte, Phocas, Narses'i canlı canlı yakarak idam ettirdi.Focas, no entanto, executou Narses queimando-o vivo.
Canlı organizmalar, karotenoidlerin geri dönüşümsüz oksidatif bölünmesiyle retinal (RAL) üretirler.Os seres vivos produzem retinal (RAL) por meio da clivagem oxidativa irreversível dos carotenoides.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Em nenhuma circunstância poderia ser entregue vivo nas mãos de alguém.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Estas condições geram competição entre organismos para a sua sobrevivência e reprodução.
Canlı örneği bulunamamıştır.Nunca foi encontrado um espécime vivo.
DVD tüm konseri içerirken CD sadece on üç canlı şarkıyı kapsamaktadır.O DVD contém todo o concerto e o CD inclui apenas treze canções ao vivo.
İlk performansı Bud Light'ın Facebook sayfasında canlı yayınlandı.Simultaneamente, o evento foi transmitido ao vivo a página oficial da Bud Light no Facebook.
Yazları ise alabildiğine hareketli ve alabildiğine canlıdır.Na época de sol alto (verão), prevalece o calor abrasador e dessecante.
İçinde kırılmış, zavallı bir canlı vardı.Dentro dele está um ser humano fraturado e miserável.
Hayaletler de içeriye gelirken canlı tutma odası açılır ve içinden Doktor çıkar.Quando eles chegam, a câmara de estase se abre e o Doutor sai de dentro dela.
Resif geniş canlı çeşitliğine ev sahipliği yapmaktadır ve 1981 yılında Dünya Mirasları arasına alınmıştır.Ela suporta uma grande biodiversidade e foi eleita um dos patrimônios mundiais da Humanidade em 1981.
Her canlıda karbon bulunur ve bunun neredeyse tamamı karbon-12'dir.No entanto, este número não será um número inteiro exceto no caso do carbono-12.
Bouzes mağlubiyetten canlı kurtuldu.Buzes sobreviveu à derrota.
Canlı bir tabakadır.Um porco vivo.
Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.Ou seja, destinavam-se provavelmente mais aos vivos do que aos mortos.
1500 farklı canlı çeşidinin yaşadığı parkta, tüm Senegal'in bitki türlerinin %78'i bu alandadır.O parque tem cerca de 1500 especies de plantas, ou seja 78% das florestas do Senegal.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Miguel jurou nunca mais se virar contra ele e que nunca mais tentaria nada contra ele.
Son canlı performansları Nippon Budokan'dır.Seu último concerto ocorreu também no Nippon Budokan.
Programa Taylor Swift'e katıldı ve programın sonunda şarkıyı canlı söyledi.A canção foi escrita por Taylor Swift e fala sobre o fim de um relacionamento.
Çoğu canlıda inhibitörler geri besleme mekanizmasının parçası olarak etkirler.Em muitos organismos, os inibidores podem agir como parte do mecanismo de retroalimentação.
Canlı, sağ olma durumu.Vivo e bem de saúde.
Canlılar Dünyası.Mundo animal.
İlkbaharın gelişiyle birlikte buz yarıkları kanallara açılır ve bu canlılar da körfezlere geri döner.Quando a primavera chega, canais no gelo são abertos e os narvais retornam às baías costeiras.
Brezilya ve Yunanistan da canlı yayın yaptı.Desde então, Brasil e a OMS desenvolvem intensa cooperação.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Permitir a vivência total do movimento.
Canlı tüyler olarak da adlandırıldıkları veya tanımlandıkları olur.Ou chame-se-lhes paúlicos, se se quiser.
Ayrıca Misaki Ito ve Sachie Hara'nın rol aldığı canlı aksiyon dizi de yayınlanmıştır.Também houve um drama especial em live-action onde estrelaram Misaki Ito e Sachie Hara.
Filipinler'in ekonomisinde önemli bir canlılık görülür.Os prejuízos econômicos foram grandes nas Filipinas.
Ancak harekât sonrasında öldürülenler veya canlı olarak yakalananlar arasında Hamza yer almamıştı.Ou eles não comerão nada e morrerão (muito comum de se acontecer) ou vão comer tudo (muito incomum).
Ödül töreni her yıl düzenlenir ve MTV'den canlı olarak yayımlanır.É apresentado todos os anos e é emitido pela MTV.
Programın ikinci saati canlı olarak USA Network'te gösterildi.O show é transmitido ao vivo na USA Network.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.Tocaram ao vivo poucas vezes.
Brown gecede şarkıyı canlı olarak seslendirdi.Lambert havia regravado a canção ao vivo previamente.
Cansız bir nesneyi canlı bir nesneye dönüştürmeyi mümkün kılar.Um esforço que parece incompatível com uma vida atribulada.
Reynaud, ilk canlı resim filmlerini yapan ve gösteren kişidir.Rex foi o primeiro cavalo a estrelar seus próprios filmes.
Bir diğer evrensel ilke ise, virüslerin dışındaki tüm canlıların hücrelerden oluştuğudur.Todos os seres vivos são constituídos por células, com exceção dos vírus.