Mayer 2004'teki ABD turnesinin yedi gecesinden canlı konserlerini kaydetti.سجل ماير حفلات على الهواء مباشرة خلال سبع ليال من جولته في الولايات المتحدة في عام 2004 .
Şeytan, olmayacak hayaller yerine canlı bir yaşamı temsil eder!شيطان يمثل الوجود الحيوي بدل أحلام اليقظة الروحانية.
Kuzey Amerika ve Avrupa orta dereceli oranlara sahiptir (her 1000 canlı doğumda 9–16 ikiz çifti).بينما تمتلك أمريكا الشمالية وأوروبا معدلات متوسطة؛ من 9 إلى 16 مجموعات توائم لكل 1000 ولادة حية.
Hayvanat bahçesi yetkililerinin onu canlı tutmasının hayvan koruma mevzuatına aykırı olduğunu belirtti.وأوضح مسؤلو حديقة الحيوان أن حبسه حياً يخالف تشريعات حماية الحيوان.
Resifte birçok yeni türde dahil olmak üzere 514 tür canlı bulunmaktadır.وهناك 514 نوعًا من أسماك الشعاب المرجانية، بما في ذلك العديد من الأنواع الجديدة.
Öğrenci kenti olan Eskişehir’de gece hayatı,eğitim öğretimin aktif olduğu dönemlerde daha canlıdır.في إسكي شهر مدينة الطلاب تكون أكثر فترات الحياة نشاطاً في الليل.
Uyarılmış ısırık da canlı yılanınki kadar ciddi olabilir.واللدغة الناجمة يمكن أن تكون لدغة شديدة على هذا النحو من حياة الثعبان.
Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar.الموطن الأصلي لهذه المخلوقات هو جنوب وغرب أستراليا، وغالبا ما تبقى في المياه الضحلة معتدلة الحرارة.
Gerçekten de, ürünlerle ilgili olan kültürel bileşenin büyümesi, coğrafyaların kültürel canlılığına bağlıdır.ففي واقع الأمر، فإنّ تزايد أهمية البعد الثقافي المتعلق بالمنتجات يرتبط بالحيوية الثقافية للأقاليم.
Ne ölü ne de canlıdır.حياً أو ميتاً..
İnsan bir canlıdır ancak canlı olmayan şeylerden de oluşmuştur.لا يقتل الإنسان إلا نسيان الناس له ، ومن هو عصيّ على النسيان، ما زال حيًا !
Canlı bir pazara sahiptir.سوق حي أور.
İçinde barındırdığı canlı çeşitliliği nedeniyle 1988 yılında Dünya Mirası listesine kabul edilmiştir.أدرجت على قائمة مواقع التراث العالمي في عام 1988 نتيجة لتنوع الحياة البرية فيها.
Canlılar Dünyası.عالم الحياة البرية .
1994’ten itibaren İstanbul'un çeşitli canlı müzik mekanlarında yabancı coverlar söyledi.واعتبارا من عام 1994 قامت بالغناء في العديد من صالات الموسيقي الحية المتنوعة في أسطنبول.
Parti ayrıca Alman televizyon kanalında canlı olarak yayınlandı.وتم بث الحفل على الهواء مباشرة في التلفزيون الألماني.
Yaklaşık, her 1000 canlı doğumdan birinde 47, XYY karyotipli bebekler doğar.يولد حوالي 1 من 1000 صبي مع 47XYY,.
Şiir serbest olmalı, hayatın canlılığını yansıtmalıdır.والشعر يجب أن يكون حراً فيعكس حيوية الحياة.
Bu işlem canlı organizmanın içinde (in vivo) veya hücre kültüründe (in vitro) yapılabilir.يمكن إجراء هذه العملية داخل كائن حي (طبيعيا) أو الخلايا الزراعية (صناعيا).
Canlı yayında binlerce kişiye yansıyan olay sonrası ikili, olayı kaza olarak değerlendirdi.وبعد هذا الحدث الذي انعكس للالف الاشخاص من خلال البث التجريبي أصبح الثنائي يعتبر هذا الحدث بانه كارثة.
Akvaryumda, yavru balıklar için canlı yem olarak da kullanılabilir.يتم صيد هذا القرش أيضًا في المصايد الصغيرة للاستهلاك البشري.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.تخلق هذه الظروف تنافساً على فرص البقاء والتكاثر بين الأفراد.
Daha sonraları grupla birlikte canlı olarak da parçayı söyledi.في وقت لاحق في حياته نأى بنفسه عن المجموعة.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.فمثلاً كل الخلايا الحية تستعمل نفس المجموعة الأساسية من النوكليوتيدات والأحماض الأمينية.
Ödül töreni her yıl düzenlenir ve MTV'den canlı olarak yayımlanır.يتم تقديم الجوائز سنوياً وتبث مباشرةً على قناة بي إي تي.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.بعد ذلك صار عليها هي كذلك ان تعيش في الخفاء.
Ayrıca herhangi bir canlının yemekte kanının kullanılması kaşer kurallarına aykırıdır.وبالإضافة إلى ذلك، فإن استخدام الدم (البشري أو غير ذلك) في الطبخ محرم حسب أحكام الكشروت.
Ve hiçbir canlı nefes almadan yaşayamaz.لا يمكن لأي كائن حي أن يعيش بدون ماء.
Çünkü canlı canlı ölmesini istiyordu.والتي كان يعتقد أن الميت سيحتاجها في الآخرة.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.كانت هذه آخر مرة شوهدت فيها على قيد الحياة.
Bu insanın tüm diğer canlı türlerinden ayırt edilmesini sağlayan unsurdur.هذا يفصل الرجل عن جميع أشكال الحياة الأخرى.
Bu canlılar hayvan, bitki veya mantar olabilir.ويمكن أن تكون هذه الدمى كائنات بشرية أو حيوانات أو كائنات نباتية أو أشياء جامدة.
WWE Network: 2014 yılında kuruldu ve canlı yayınlar yapmaktadır.الجيدو : ثم إنشائها مؤخرا سنة 2014.
Görülme sıklığı 2000 canlı doğumda birdir.منتخب الناشئات مواليد 2000.
Değişken vücut sıcaklıklı (poikilotherm) canlılardır.عكسها متغيرة الحرارة (poikilothermy).
Balıklar, kurbağalar ve diğer su canlılarıyla beslenirler.وهي تأكل الأسماك والضفادع والحيوانات المائية الأخرى.
Ana madde: Adaptasyon Adaptasyon, canlıları yaşadıkları ortama daha uygun hale getiren bir süreçtir.التكيف هو العملية التي تصبح فيها الكائنات الحية ملائمة أكثر للعيش في موطنها.
1974 yılında üretime geçen Türkiye'nin üçüncü Demir-Çelik Fabrikası, kent yaşamına büyük canlılık getirmiştir.المصنع التركي لـ الغزل والنسيج الثالت الذي تأسس في 1974 أعاد الحيوية المدينة بشكل كبير.
Askorbik asit bütün canlı dokularda bulunur.الليسيثين موجودة في جميع الكائنات الحية.
Ayrıca bu canlılara istiridye ve yengecin arasındaki ilişkiyi de örnek verebiliriz.يمكن للذرّات أيضاً أن تكوّن روابط وسيطة بين الرابطة التساهمية والأيونية.
Önemli bir azınlık ise Animizm (Canlıcılık) inancına sahiptir.فتية، آمنوا بالله، فثبتهم وزاد في هداهم.
Tüm canlı organizmalar hücrelerden oluşur.جميع الكائنات الحية التي نعرفها مكونة من خلايا.
Nükleik asitler, bütün canlı hücrelerde ve virüslerde bulunan, nükleotid birimlerden oluşmuş polimerlerdir.الأحماض النووية توجد في كل الخلايا الحية والفيروسات.
Şiirleri dilin canlılığı ve tasvirlerin yakınlılığı ile tanınmaktadır.ولغة الشاعر أقرب إلى الملحمية .
Lavoisier ve diğer fizikçiler canlı ve cansız dünyaları fizik ve kimya ile birleştirmeye başlamıştır.بدأ أنطوان لافوازييه وغيره من علماء الفيزياء بربط العالمين الحي والجامد من خلال الفيزياء والكيمياء.
Dolayısıyla bu sözcük canlı birisini tanımlar ve onun canlı olduğunu, yaşadığını anlatır.لذلك قلت لهم أن يشرحوا ما يعنيه ذلك لأنها مؤكدة ومهتمة.
İnsanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.يتم تنفيذها من قبل البشر والعديد من الحيوانات الأخرى.
Habitat bir canlının yaşadığı ve geliştiği yerdir.وهى مكان ممتاز لمعيشة الإنسان وتطوره.
Buradan da yeniden canlılara geçer.ثم يرجع إلى المحيطات مرة أخرى.
Yarışmadaki canlı performansı sırasında Amerikan işaret dili de kullanılmıştır.ويتم عقد أنشطة المعسكر باستخدام لغة الإشارة الأمريكية.
Canlılara yaşam verir.التي تسمح بالحياة.
Bu sayede toprağa canlılık kazandırmaktadır.التي من اجلها تُحيى الأرض.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.كانت تعرف أنه شديد الزهو بجماله ووسامته.
Yıldızların seyyar, sabit sendedir, Eşyalardan canlı, camit(cansız) sendedir.فأولها بحر عرب الذي يركب فيه من سيراف، وآخره رأس الجمحة، وهو ضيق فيه مغائص اللؤلؤ.
Sığ denizlerin çekilmesiyle bu sularda yaşayan pek çok canlı türü yok olmuştur.وقد تم العثور على العديد من المخلوقات الغريبة في المياه العميقة هناك.
Albüm kapağındaki yazı "İlk elektronik canlı-dijital albüm" anlamı taşımaktadır.إن تحديد نقطة واحدة خلال هذا المشوار على أنها «أول حاسوب اليكتروني رقمي» أمر صعب جدا.
Sen daha önce hiç canlı bir gelincik gördün mü?هل رأيت في حياتك " ابن عرس " على الحقيقة ؟ .
Ayrıca, Adolf Hitler ve Joseph Goebbels'i intihar etmeden önce canlı gören son kişiler arasındaydı.Ele foi uma das últimas pessoas a ver Adolf Hitler e Joseph Goebbels vivos antes de ambos cometerem suicidio.
Anne Canavar şimdilik dinleniyor olabilir ama Lady Gaga'nın canlı müzikal muhteşemliği hala parlıyor," yazdı.A Mother Monster pode estar aposentada por enquanto, mas o brilho musical de Lady Gaga ainda continua".
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.O autor Edmund White, que estava passando, lembrou: "Todo mundo está inquieto, irritado e animado.