Liste yalnızca yaşayan ve/ya da organik canlıları kapsar.Действует только на объекты, содержащие Е-99 или на живых существ.
"Canlılar Dünyası" bölümü.Статья на «Мире животных».
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.Но его предупреждают что та если жива будет преследовать его пока тот жив.
Karşılaşmalar canlı olarak internetten yayınlanır.Переговоры с ними ведутся в прямом эфире.
Sekiz maçtan oluşan etkinliğin yedi maçı canlı olarak yayınlanmıştır.Результаты 8 сыгранных им матчей были аннулированы.
Bu tabaka mercan, sünger ve yumuşakçaları, onlar ise daha büyük canlıları bu ortama çekmektedir.Едкий, словно гранулированный, концентрат пота и чего-то страшнее угадывался в этом запахе.
Canlıların cinsel olgunluğa erişmesinde birtakım dış etmenler de etkili olabilir.Потому что занятие сексом с чужим партнером было бы также разрушительным и для этих людей.
Arınma, dürüst bir yaşayış, canlıların verdikleri besinlerden (et, yumurta) el çekiş sayesinde olacaktır.Наряжать, надевать украшения, украшать себя; украшающая жизнь.
1500 farklı canlı çeşidinin yaşadığı parkta, tüm Senegal'in bitki türlerinin %78'i bu alandadır.На территории парка произрастает более 1500 видов растений, на нём сосредоточенно 78 % лесных угодий Сенегала.
Lavoisier ve diğer fizikçiler canlı ve cansız dünyaları fizik ve kimya ile birleştirmeye başlamıştır.Лавуазье и другие химики и физики начали сближение представлений о живой и неживой природе.
Ödüller, canlı olarak MTV'den yayınlandı.Это был сюрприз, приготовленный заранее MTV.
Bu nedenle de canlı dokuya zarar vermez.Не повреждает бессемянные сорта.
Aynı gün Nicky, kanalda yapılan bir programda şarkısını canlı olarak seslendirmiştir.Фиби в это время поет свои правдивые песенки в детском саду.
Türkiye’de ilk kez çocuklarda canlıdan canlıya böbrek nakli yapan ekipte yer almıştır(1975).Впервые применил в клинике переливание крови внезапно умерших людей (1930).
Burası şehrin en canlı en hareketli yeridir.Это было самое оживленное место в городе.
Müsabaka olduğu zaman sadece canlı yayın yapılmaktadır.При этом само вещание должно оставаться бесплатным.
Düz renkli "canlı karolar" erken Windows Phone çalışmaları sırasında tasarım diline girmiştir.Плоские цветные «живые плитки» были введены в Metro на ранних стадиях разработки Windows Phone.
Yararlı bir tanrıçadır ve sevgisi tüm yaşayan canlıları kapsayan bir annedir.Она, как любящая мать, просит за любое живое существо, которое ждёт её помощи.
Grubun canlı performansları bir arada toplanmıştır.Почти одновременно появился дамский комитет.
Bazı sex shoplarda striptiz, lap dance, canlı seks gibi cinsel gösteriler de yapılır.К сексуальным представлениям относятся стриптиз, танцы в обнаженном виде, различные сексуальные шоу.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.Она славилась красотой и скупостью.
Linnee canlıları sadece iki gruba ayırmaktadır.Линдси остается одна между двумя мертвецами.
Ayrıca, adaptasyon terimi, bir canlının hayatta kalması için önemli olan bir özelliği de tanımlar.Также термин «адаптация» может относиться к черте, важной для выживания организма.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Уйти живым не удаётся никому.
Yapay seçilim, canlı popülasyondaki istenilir bir özelliğin bilinçli olarak seçilimidir.Тест на способность предсказать популярные блюда в определённой социальной среде.
9 Canlı) Maykıl Korkuyorum Hayattan Günah Benim (feat.Рыжов М. Все соблазны мира... (неопр.).
Toplum hayatındaki canlılık, hareketten ve göçten kaynaklanır.В нём источник их жизни и движения.
Canlı Oyuncular ayrıca Microsoft XNA Creator's Club hizmeti için de kullanılır.Она так же была доступна для бесплатного скачивания на сайте XNA Creator Club.
Ayrıca 2005'te yeniden bir araya geldikleri Hyde Park'taki Live 8 konserini de canlı izledim.Он исполнил её и в 2005 году на концерте Live 8.
Gerçekten de, ürünlerle ilgili olan kültürel bileşenin büyümesi, coğrafyaların kültürel canlılığına bağlıdır.Естественно, состав этих белков зависит только от генотипа матери.
Daha sonra canlı performans göstermeyi bıraktı.Далее последовала череда живых выступлений.
Hayattaki en büyük korkusu canlı olarak gömülmesi olmuştur.Его наполнил ужас, самый сильный ужас в его жизни.
"Sahip olduğum tüm canlıları" yükledi.Умер тот, кому мы обязаны всем.
Turneyi 3.5 milyondan fazla kişi canlı izlemiştir.Эфир посмотрело более 3,3 миллиона человек.
Lotus (Nilüfer) – Tabiat ve kainattaki bütün canlıların ve diğer varlıkların hayattar özü.Лотос — цветок лотоса символизирует природу и сущность всех вещей и живых существ во Вселенной.
Rihanna şarkıyı birçok canlı performansında seslendirmiştir.Виена Тенг исполнила эту песню в ряде живых выступлений.
İlk sabit sıcaklıklı canlılar olma özelliğini taşırlar.Приведённая выше зависимость справедлива для теплокровных животных.
Vücut bölgeleri, canlıların çeşitli kısımlarına verilen adlardır.Понимание символов для различных частей тела.
2009 yılında canlı olarak BBC Radio 3'te piyano çalmıştır.В 2009 году Birdy выступила с фортепиано на программе BBC Radio 3 Pianothon.
Hayata veda etmeden önceki son yarım yılda, beyni keskin ve canlı kalırken, vücudu iflas etti.В течение 13 дней после смерти, пока верующие прощались с ней, её тело оставалось нетленным.
Yuvasına gelen kör karides, salyangoz gibi canlılarla beslenir.Подобно прочим нарковым, обитающим в этом ареале, они питаются полихетами.
Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı.Фестиваль транслировался в прямом эфире по телевидению.
Bundan sonra Kenney bu bölümleri sadece canlı performanslarda çalabilimeye başladı.После этих слова Кенни пытается придушить самого себя прямо в классе.
İlk bitkilerde keşfedilmişler, sonra insan dahil çeşitli başka canlı gruplarında da bulundukları görülmüştür.В будущем жила на Маяке, прежде чем её вместе со многими другими Истинными Верующими выслали на поверхность.
Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır.Гравитация оказывает влияние на развитие жизни животных с момента появления первого одноклеточного организма.
Canlı performanslarında Mesa Boogie, Peavey ve Fender amfileri kullanır.Из усилителей он использует Mesa Boogie и Ampeg.
Boyutuna oranla kollarının gücü, kendisini dünyanın en güçlü canlısı yapmaktadır.Его размер делает его физически самым сильным в своем роде.
Neşeli, çekingen, dost canlısı bir kişiliği vardır.Позитивный, жизнерадостный и дружелюбный персонаж.
Doğada yaygın olarak bulunmalarından dolayı psödomonadlar ilk gözlemlenmiş mikroskopik canlılar arasındadır.Из-за своего широкого распространения псевдомонады были одними из первых обнаруженных микроорганизмов.
Gün geçtikçe iyice düşen su seviyesi, gölde yaşayan canlı türlerini de olumsuz etkilemektedir.В тот же день он под страхом смерти запретил заложникам пить воду из умывальников.
Casper Dost Canlısı Hayalet olarak da bilinir.Вильфрид известен и как чудотворец.
Bazı canlı kaya buzullarının boşluklarında duru buz görülür.При определённых условиях для него оказываются губительны сильные морозы.
Saksağan kaz (Anseranas semipalmata) - yaşayan bir canlı türü kalmıştır.Мертвоед красногрудый (лат. Oiceoptoma thoracicum) — вид жуков из жуков мертвое́дов.
O kadar berbattır ki varlığı tek başına balıkların nehirde canlı kaynamasına sebep olur.Он описывается таким ужасным, что от его присутствия гибнет рыба в реках.
Yeryüzündeki her canlı ölecek.كل ما في الأرض يموت.
İlişkiler Ruslar Hristiyanlaştıktan sonra bile her zaman arkadaş canlısı olmadı.إلا أنه وبعد تنصير الروس، لم تكن العلاقات ودية دائمًا.
O halde insan hem canlıdır hem de canlı değildir.واد خال من الحياة ليس فيه نهر ولا نبع ولا يعيش فيه إنسان.
İki yıllık arayışının ardından bir grup ile canlı müzik yapmaya başladı.وبعد عامين من السعى فقد بدأت بالعمن مع مجموعة موسيقية حية.
Cuma günleri, canlı olarak cuma namazı ve hutbesi yayınlamıştır.وفرض صيام يوم من كل جمعة وصيام الجمعة الأخرى التي تليه أبدا، وليس في صلاتهم آذان ولا إقامة.
Canlıların yaratılıp yeryüzüne yayıldığı gündür.و أنّه يظهر يوماً « ليملأ الأرض قسطًا وعدلًا بعدما ملئت ظلمًا وجورًا».