Tom'un ölü mü yoksa canlı mı olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if Tom is dead or alive.
Benim oldukça canlı bir hayal gücüm var.I've got a pretty vivid imagination.
Sanırım Tom hâlâ canlı.I think Tom is still alive.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.Children are often impatient and restless.
Son derece arkadaş canlısıdır.He is extremely friendly.
İmanını canlı tut!Keep the faith alive!
Bu adadan canlı çıkamayacağız.We won't get off this island alive.
O canlı!She is alive!
Yanan binanın dışına asla canlı çıkamayacağımızı düşündüm.I thought we'd never get out of the burning building alive.
Sadece arkadaş canlısı olmaya çalışıyordum.I was just trying to be friendly.
Tom son derece arkadaş canlısıdır.Tom is extremely friendly.
Tom arkadaş canlısıydı.Tom was friendly.
Hiç kimse canlı kaçmadı.No one escaped alive.
Canlı bir ıstakozu kaynar su dolu bir kaba atmak acımasızca.It's cruel to put a live lobster into a pot of boiling water.
Tom, Mary'yi canlı gören son kişiydi.Tom was the last person to see Mary alive.
Tom bugün çok arkadaş canlısı gibi görünüyor.Tom seems very friendly today.
Tom çok arkadaş canlısıdır.Tom is very friendly.
Gerçekten canlı müzik çalmaya başladığında, ben bilinçsizce dans etmeye başlarım.When really lively music starts playing, I start dancing unconsciously.
Kayıtlar yerine mümkün olduğu kadar çok canlı TV izlemeye çalışıyorum.I try to watch live TV as much as possible instead of recordings.
Tüm canlılar varlığın tek zincirine bağlıdırlar.All living things are connected in one chain of being.
Birçok canlı selde kayboldu.Many lives were lost in the flood.
O, arkadaş canlısı.He's friendly.
Baban çok arkadaş canlısı gibi görünüyor.Your father seems very friendly.
Seni tekrar canlı göreceğimi hiç düşünmedim.I never thought I'd see you alive again.
Seni tekrar canlı görmeyeceğimi düşünüyordum.I thought I'd never see you alive again.
Köpekbalıkları arkadaş canlısıdır.Sharks are friends.
Buradan asla canlı olarak çıkmayacaksın.You'll never make it out of here alive.
Buradan canlı çıkarsak, sana istediğin bir şeyi alacağım.If we get out of here alive, I'll buy you anything you want.
Sivrisinekler burada gerçekten kötü. Canlı canlı yeniliyorum.The mosquitoes are really bad here. I'm getting eaten alive.
Onlar canlı köpekler.They're lively dogs.
Canavar canlı, uyanık ve aç.The beast is alive, awake and hungry.
Ölü bir kahraman olmaktansa canlı bir korkak olmak daha iyidir.Better a live coward than a dead hero.
Bu beni canlı hissettiriyor.It makes me feel alive.
Fin insanlarının çoğu Çinli insanlara karşı çok arkadaş canlısıdır.Most of the Finnish people are very friendly to Chinese people.
Onun patronu arkadaş canlısıdır, Amerikalıdır.His boss is friendly, he's American.
Tom bana karşı hiç de çok arkadaş canlısı değildi.Tom never was very friendly to me.
Tom arkadaş canlısı değil.Tom isn't friendly.
Tom arkadaş canlısı görünüyor.Tom seems friendly.
Tom çok arkadaş canlısı değil.Tom isn't very friendly.
Mary'nin güzel bir gülümsemesi vardır ve her zaman çok arkadaş canlısıdır.Mary has a pretty smile and is always very friendly.
O çok canlı bir biçimde konuşur.He speaks so vividly.
Ağaçlar canlıdır.Trees are alive.
Uydu fırlatma canlı olarak yayınlandı.The satellite launch was broadcast live.
Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti.A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.
Tom'a canlı ihtiyacım var.I need Tom alive.
Ben bu kadar canlı hissetmemiştim.I've never felt so alive.
Tom seni canlı yiyecek.Tom will eat you alive.
Tom Mary kadar arkadaş canlısı görünmüyordu.Tom didn't look as friendly as Mary.
Canlı kalan biri var mı?Is there anyone left alive?
Dan radyoda canlı çaldı.Dan played live on the radio.
Türkler çok arkadaş canlısı bir ulustur.Turks are a very friendly nation.
Tom tez canlıdır.Tom is hot-headed.
Tom ve Mary çok arkadaş canlısı ve açık yüreklidirler.Tom and Mary are very friendly and outgoing.
Tom çok arkadaş canlısıydı.Tom was very friendly.
Sibirya kurtları arkadaş canlısıdırlar.Huskies are friendly.
Renkler canlı.The colors are vivid.
Tüm komşularım çok arkadaş canlısı.All my neighbors are very friendly.
Ben maçı canlı izledim.I watched the game live.
Ben onu canlı biçimde hatırlıyorumI remember that vividly.
Mary, Tom'u canlı gören son kişiydi.Mary was the last person to see Tom alive.