O, arkadaş canlısı kahverengi gözlerle bana gülümsedi.She smiled at me with friendly brown eyes.
Yaşlı olmasına rağmen, o hala çok canlıdır.Although old, he is still very much alive.
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.It's a living being, so of course it shits.
Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me?
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.People need to be more lively when presenting their work.
Kediler dokuz canlıdır.Cats have nine lives.
Ken dost canlısı bir kişi olarak görünüyor.Ken appears to be a friendly person.
Bu klübün canlı bir grubu mu var, yoksa bir DJ var mıdır?Does this club have a live band, or is there a DJ?
Fare canlı mı yoksa ölü mü?Is the rat alive or dead?
Bu sivrisinekler beni canlı canlı yiyorlar!These mosquitos are eating me alive!
Akvaryum balığı canlı.The goldfish is alive.
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.Health and vitality are important for long life.
Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!You'll never take me alive!
Denizde yaşayan canlıların büyük bir çeşitliliği var.There's a great variety of creatures living in the sea.
Onu canlı bulduk.We found her alive.
Savaş sona erdiğinde, bir Teksaslı canlı bırakılmadı.When the battle ended, not a Texan was left alive.
Canlı müzik dinlemeye gitmek için senin en sevdiğin yer nedir?What's your favorite place to go hear live music?
Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.I heard that a paralyzed man was eaten alive by maggots.
Asla canlı bir ahtapot yemedim.I've never eaten a live octopus.
Fransa canlı bir demokrasidir.France is a vibrant democracy.
Onlar canlı mı?Are they live?
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom arkadaş canlısı bir adam gibi görünüyor..Tom appears to be a friendly guy.
Kediler arkadaş canlısı hayvanlardır.Cats are social animals.
O, büyük babanın canlı görüntüsüdür.It's the living image of your grandfather.
Tom oğlunun hâlâ canlı olduğu ihtimalini gözardı etmeyi reddetti.Tom refused to rule out the possibility that his son was still alive.
Canlılar hücrelerden oluşur.Living things are made from cells.
Doktor canlı hastayı morga gönderdi.The doctor sent the live patient to the morgue.
Benim hala uzay mekiği patlamasıyla ilgili canlı anılarım var.I still have vivid memories of the explosion of the space shuttle.
İnsanlar çok arkadaş canlısıdırlar.The people are so friendly.
Futbol maçı öğleden sonra saat beş'te canlı yayınlanacak.The soccer game will be transmitted live at five p.m.
Canlı yenilme düşüncesi korkutucu ve ilgi çekici.The thought of being eaten alive was both frightening and intriguing.
AKB'den söz ederken, ilk çıkışlarından önce iki defa canlı performanslarına gittim.Speaking of AKB, I went to their live performances twice before their debut.
Küçük hediyeler arkadaşlığı canlı tutar.Little presents keep a friendship alive.
Onları canlı istiyorum.I want them alive.
Halk hikayelerine göre kediler dokuz canlıdır.According to folktales, cats have nine lives.
Canlı bir kaplanı nereden satın alabilirim.Where can I buy a live tiger?
Canlı bir hayal gücüm var.I have a vivid imagination.
O canlı bir hayal gücüne sahip.He has a vivid imagination.
O canlı bir hayal gücüne sahiptir.She has a vivid imagination.
Futbol maçı televizyonda canlı olarak yayınlandı.The football match was broadcasted live on television.
O canlı gömüldü.He was buried alive.
Canlı canlı gömüldü.He was buried alive.
Hiç kimse oradan canlı dönmedi.No one came back alive from there.
Hiç kimse buradan canlı çıkmıyor.Nobody's getting out of here alive.
Biz buradan canlı çıkmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to get out of here alive.
Onun canlı bir hayal gücü var.She has a fertile imagination.
Seni canlı görmenin beni nasıl iyi hissettirdiğini sana tarif edemem.I can't tell you how good it makes me feel to see you alive.
Ben sadece arkadaş canlısı oluyordum.I was just being friendly.
İlk öpücüğün tadı benim bellekte canlı kalır.The taste of the first kiss remains vivid in my memory.
Sivrisinekler seni canlı canlı yerler.The mosquitoes will eat you alive.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan, beni izle.If you want to get out of here alive, follow me.
Bebek şaşırtıcı bir biçimde canlı gibiydi.The doll was surprisingly lifelike.
Buradan canlı çıkmak istiyorsan beni dinle.If you want to get out of here alive, listen to me.
Bu, filleri canlı yakalamalarının yoludur.This is the way they capture elephants alive.
Canlı kalan tüm aptallar şimdi neye inanacaklar?Now what will all the idiots believe who remained alive?
Tom canlı.Tom is lively.
Tom canlı gömüldü.Tom was buried alive.