Filmde bir karikatürist (Rudolf Ising tarafından canlı olarak resmedilmiştir) Bosko'yu çizerek hayata geçirir.Nel film, un fumettista (interpretato in live action da Rudolf Ising) disegna Bosko, che prende vita.
O halde insan hem canlıdır hem de canlı değildir.Gli uomini e le donne non hanno moralità e neanche passioni."
Robb kabul eder fakat Theon'u canlı ister ki kendi idam etsin.Robb è d'accordo e chiede che Theon gli venga portato vivo.
Leylakların canlılığı, bahar mevsiminde bulunduğun izlenimini verir.Grazie per le emozioni che ci hai fatto vivere in una serata di primavera.
Düşman tarafı çok canlı güç kaybetti.Il nemico colpito perderà energia in continuazione.
Üçüncü canlı performansını ise 23 Mayıs 2012 tarihinde American Idol yarışmasının sezon finalinde seslendirdi.Un'altra performance del brano è avvenuta il 23 maggio 2012 durante la finale dell'American Idol.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Questi test non sono time-sensitive, in quanto non necessitano di batteri viventi per fare la diagnosi.
Ancak, canlılarda sadece A-DNA, B-DNA, ve Z-DNA gözlemlenmiştir.In ogni caso, solo le conformazioni A-DNA, B-DNA e Z-DNA sono state osservate nei sistemi biologici naturali.
Böylece o canlıyı istediği gibi yönlendirir ve istediğini yaptırabilir.E vivere proprio come noi desideriamo e ci piace.
Yani canlı olarak doğaya salınır.Se ne uscirai vivo, naturalmente.
Bu tarihte nehirde canlı bir yaratık görmek neredeyse imkânsızdı.A quel tempo era difficile trovare creature viventi nel fiume.
Walk off the Earth şarkıyı The Ellen DeGeneres Show'da, yine tek bir gitar kullanarak canlı seslendirdi.La band ha eseguito live il brano al The Ellen DeGeneres Show, sempre con l'utilizzo di una sola chitarra.
Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.Adorato dai mortali che vogliono eccedere in qualcosa.
Canlı organizmalarda maltaz enzimi bu reaksiyonun çok hızla gerçekleşmesini sağlar.Negli organismi viventi, l'enzima maltasi può raggiungere questo scopo molto rapidamente.
Ancak canlı olanlar aslında koyu gri rengindedir.Gli individui vivi sono comunque di colore grigio scuro.
Canlı organizmalar, karotenoidlerin geri dönüşümsüz oksidatif bölünmesiyle retinal (RAL) üretirler.Gli organismi viventi producono retinale (RAL) per scissione ossidativa dei carotenoidi.
"Mother Earth" "Mother Earth" (canlı)“Madre Nera” o “Madre Terra” ovvero “l'Africa”.
Ayrıca, RNA'ya bağımlı RNA polimeraz çoğu canlıda RNA enterferans yolunda görev alır.Inoltre, l'RNA polimerasi RNA-dipendente è parte del percorso di interferenza dell'RNA in molti organismi.
Eminem şarkıyı İrlanda'da Oxegen 2010 festivalinde ve İskoçya'da T in the Park festivalinde canlı seslendirdi.Eminem ha cantato la canzone al festival T in the Park in Scozia ed al festival Oxegen in Irlanda (2010).
Bu pazar, Filistin ile dünya arasındaki bir elektronik portal ve canlı bir ticari pazardır.È un portale elettronico e un attivo centro di scambio commerciale tra la Palestina e il mondo.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Ha carattere aggressivo nei confronti di altre specie.
Canlı kaydırma.Non mollate.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.Sarebbe stata l'ultima persona a vederlo in vita.
Ayrıca grup şarkıyı 2006 yılında, birkaç defa canlı olarak çaldı.Il gruppo suonò molte volte la canzone nel 1991 e nel 1992.
Yarış TRT ve Eurosport tarafından canlı yayınlanmıştır.Le gare vengono trasmesse da Eurosport.
Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle.Ea gli intimò anche di far salire sulla nave tutte le specie di esseri viventi.
Buna göre canlı bebek ölümleri 1000 bebekte 47 oranına düşmüştür.La mortalità infantile raggiungeva i 440 decessi su 1000 neonati.
Turnuvadaki maçlar 40 yayın ortağı ve 19 farklı dilde canlı olarak yayınlandı.Il torneo è stato trasmesso da 40 canali sponsor della diretta, e commentato in 19 lingue.
Tüm canlıları yok etmek.Uccidere l'umanità intera.
Slash ile birlikte canlı performansları bulunmaktadır. ^Agisce sempre in coppia con Slash.
İçinde barındırdığı canlı çeşitliliği nedeniyle 1988 yılında Dünya Mirası listesine kabul edilmiştir.Divenne patrimonio dell'umanità nel 1988 grazie alla diversità delle forme di vita presenti.
Ancak bugün bu canlılar İstanbul direyinden bütünüyle silinmiş durumdadır.Attualmente, la specie è del tutto scomparsa dal Burundi.
TRT Ankara Radyosu'nda canlı yayınlara katılarak türkü ve uzun havalarla adını duyurdu.Tesla condusse l'applicazione della sua tecnologia ad alta tensione ed alta frequenza alla radio.
Besine ortak olması ise üzerinde yaşadığı canlının zayıf düşmesine ve hastalanmasına neden olur.Perseguitata per la sua fede sopporta con coraggio la prigionia e la malattia che la colpisce.
Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim.Illuminare tutti gli esseri immersi nelle tenebre.
Bu canlılardan bazılarının kürklü ve sıcak kanlı oldukları düşünülüyor.Questi animali erano probabilmente a sangue caldo e coperti di pelo.
Bu durum da bir takım su canlısının orada yaşamasına olanak tanır.Si dice di un gruppo che condivide l'acqua della vita.
1994 yılından itibaren profesyonel olarak canlı müzik mekanlarında farklı gruplarla çalmaya başladı.Dal 1994 collabora come paroliere con musicisti di varia estrazione.
Rüzgara Söylenen Şarkılar, Bülent Ortaçgil'in ilk canlı kaydıdır.Queste canzoni dal sapore demenziale saranno i suoi primi cavalli di battaglia.
O da özeldir ve canlıları iyileştirebilme yeteneği vardır.Come la gemella anche lui sa guarire le persone.
Bu canlıların gelişmiş organları yoktur.Queste specie non hanno organi sotterranei di riserva.
Tüm şov BBC Radio 1 internet sitesinde canlı olarak izlenmekteydi.Il programma era trasmesso in diretta streaming sul sito web di BBC Radio 1.
Albüm rock tarihinin en iyi canlı albümlerinden biri olarak kabul edilir.Il lavoro è tuttora ritenuto uno tra i migliori live album della storia del rock.
Örneğin, mutluluk ve iyimserliği çok canlı renkler kullanarak ifade etti.Riuscì a comunicare felicità e ottimismo tramite la scelta di colori vivaci e brillanti.
Sadece gitarist değil, ayrıca canlı müzik yönetmenliği de yapmaktadır.Senza conduttori, solo musica.
Kedi Big, Big Sonic serisindeki ilk kedidir ve bir robot kadar ağır olan tek canlıdır.Sonic Shuffle è il primo gioco party della serie di Sonic, nonché il primo importante spin-off della serie.
Sülük denen su canlısı ile de alakalıdır.Ancora un animale legato all'acqua.
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Sono alieni molto buffi di colore viola.
Tören dünya çapında canlı olarak yayınlandı.L'evento è stato trasmesso in diretta mondiale.
Canlı sistem kullanımının farklı amaçları vardır.Lo studio del comportamento animale può avere diverse finalità.
Konser canlı olarak internette yayınlandı.Il concerto fu trasmesso in broadcast su Internet su America Online.
Ayrıca Sky Sports 2 ve Sky Sports HD2 tarafından da canlı olarak yayınlandı.Sky Sport 24 e Sky Sport 24 HD trasmettono inoltre in simulcast.
Köpekler sosyal canlılardır.I castori sono animali sociali.
Temmuz 2014 tarihinde canlı aksiyon bir film uyarlaması yayınlandı.Nel luglio 2009 venne annunciato un adattamento animato per la televisione.
Çocukların giysilerine düşürülen parlak beyaz ışık sayesinde motife canlılık katılmıştır.A causa di un abbigliamento obbligatorio i ragazzi protestano.
Ekosistemse canlı ve cansız çevrenin tamamıdır.Quello sopra descritto è un ciclo respiratorio pieno o completo.
Türkiye'deki intihar saldırıları listesi ^ a b c "Canlı bomba dehşeti".Tutte le tartarughe sono elencate nella Tabella I del "Wildlife Act" indiano.
Bir alternatif sürümü (extra bölümü ile 1971 canlı performansı) 2009 yılında yayımlanan "I Want You Back!Voglio ritrovarti (Somewhere I'll Find You), 1996 Perché sei mia!
Canlı yayın akışı Yahoo!Sistemi di messaggistica immediata come Yahoo!
Ayrıca herhangi bir canlının yemekte kanının kullanılması kaşer kurallarına aykırıdır.Tuttavia anche solo chiedere di bere il sangue di un livello A è considerato un affronto.