Ana içeriğe geç
Sözlük

canlı canlı ile cümle

canlı canlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Denemelerde canlı hayvan da kullanıldılar.Les animaux destinés à la reproduction sont eux aussi testés.
Bu turneler dışında sadece ara sıra belirli canlı performanslar için gözüktü.En plus de ces tournois d'autres tournois gratuits sont organisés de temps en temps.
Antik Yunan’da Delphi Oyunları 1000 yıla yakın canlı kalmıştır.Durant presque 1000 ans, les Jeux delphiques furent une part intégrante de l’ancienne Grèce.
Bözlelikle esere canlılık kazandırılmıştır.La cire est alors fondue (perdue).
Bu canlıya dair fosiller Moğolistan'da Nemegt Formasyonu'nda bulunmuştur.Ses fossiles ont été trouvés dans la Formation de Nemegt en Mongolie.
Müzelerde canlı birer tabloymuşçasına kendilerini yerleştirdiler.Ils s'y sont installés comme des tableaux vivants dans les musées.
"Vision of Love" (canlı) 3.Take a chance on love (碰碰看愛情) 2.
Çarpma, canlı olarak basında ve televizyonda sunulan ve tartışılan önemli bir haber olayı idi.Il y avait quelque chose de grave qui passait à la fois sur l'écran et dans la salle.
Şehrin ticari bakımdan en canlı ve en turistik semtlerinden biridir.C'est aujourd'hui une des rues les plus commerçantes et touristiques de la ville.
Bunu canlı olarak söylemek için sabırsızlanıyorum, saçımı sağa sola sallamaya gidiyorum!"Ne vois-tu pas que j’essaye de pousser ces chevaux hors de la route !»
Yerliler arkadaş canlısı mıydı peki?' diye sordu.Vous, cependant, allez être un bon Hongrois ? ».
Daha sonra canlı performans göstermeyi bıraktı.Elle a ensuite renoncé à poursuivre son activité de comédienne.
Bu canlıların gelişmiş organları yoktur.Ces espèces ne possèdent pas de vessie natatoire.
Ama canlı performansı hayal kırıklığıydı.Sa performance est jugée décevante.
Halk oldukça misafirperverdir.Tüm ahali sevecen ve dost canlısıdır.Il fait connaissance avec les habitants, qui sont tous gentils et doux.
2011 Mayıs'ta Radio 1's Big Weekend'da canlı olarak seslendirdi.Au cours de la semaine du 1er mai 2011, ils étaient invités à la radio Starry Night.
Orada şarkı sözü yazmaya ve küçük mekanlarda canlı müzik yapmaya başlamıştır.C’est là qu'il commence vraiment à écrire des chansons et à chanter de ville en ville.
Canlılık ve karşıtlık anlamı vardır.Raison et contradiction.
Canlılar Dünyası.L'environnement humain.
Canlı Toplantı masrafları hesap bazındaydı.La facturation de Live Meeting est basée sur les comptes.
Grup ilk canlı performanslarını 19 Haziran’da M!Countdown’da yaptı.Le groupe a fait sa première apparition live au cours de l'épisode du 19 juin du M!
Hem de canlı canlı.Et toujours en vie.
Anıtın amacı, bir kişinin, olayın ya da tarihsel bir dönemin anısını canlı tutmaktır.Au contraire, il doit restituer l’esprit d’une époque ou d’un événement.
Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır.Cette pathologie commence au cours de la vie du fœtus.
Böylece o canlıyı istediği gibi yönlendirir ve istediğini yaptırabilir.Ainsi il a pu voir l'humanité telle qu'elle est et telle qu'elle pourrait être.
Baş Temel anlam: bir canlının kafası.Une existence d'esprit : nous sommes une conscience.
Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı.L'événement a été montré en direct à la télévision.
Dolayısıyla nüfus artışı yavaşlamış (30 senelik artış 10.000 civarı), yöre ticareti canlılığını kaybetmiştir.La lenteur de son fonctionnement et son prix élevé (10 000 $) ont conduit à son échec commercial.
Kalan şarkılar canlı performanslardı.Toutes les chansons du film furent des succès.
127 ülke kura çekimini canlı yayınlamıştır.Pas moins de 127 pays ont acquis les droits de diffusion de la Coupe du monde.
Gergedan olduğu söylenen bu canlı muhtemelen aslında bir şeytandır.Celui qui est souvent surnommé l'Homme en rouge est en réalité le Diable.
Mewtwo psişik güçleri ile canlıya yaşadıklarını unutturabilir.Mewtwo réussit finalement à s'échapper grâce à sa puissance phénoménale.
İstirahatından sonra ise kendini manevi anlamda eskisinden daha canlı hissetmiştir.La pression paternelle ayant disparu, il se sentait intellectuellement plus libre.
Ona göre her canlı yaptıklarından kendisi sorumludur, bir kişinin başkasına yararı yoktur.Toute chose fut faite par Lui ; et au sans Lui, rien n'aurait été fait de ce qui fut fait.
Kadı Burhaneddin bu müşkülatını, canlı ve samimi edası ile giderir.Le crâne nous ramène, lui, à la condition humaine, mortelle.
Gaga şarkıyı aralarında Born This Way Ball'un da bulunduğu etkinliklerde canlı olarak söyledi.Gaga a interprété le morceau lors de diverses apparitions publiques ainsi qu’au Born This Way Ball Tour.
Enstrümental olan bu parça ilk çıktığında isimsizdi ve sadece canlı performanslarda sergileniyordu.À l'origine le morceau était instrumental, et sans nom.
Koni salyangozu zehirli bir canlıdır.Poison Ivy est une femme fatale.
Küçük balıklarla ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenirler.Il se nourrissait de poissons et d'autres créatures marines de petite taille.
2003'ten 2009'a kadar Apocalyptica'yı canlı performanslarda destekledi.Apocalyptica Apocalyptica sur scène en 2009.
Doğa ve canlılar onu çok büyülemiştir.La nature elle-même et le Seigneur leur donnent du bonheur.
Otopsisinde safra kesesi içinde canlı tifo bakterileri bulundu.Son autopsie révèle la présence de bactéries de la fièvre typhoïde vivantes dans sa vésicule biliaire.
Albüm rock tarihinin en iyi canlı albümlerinden biri olarak kabul edilir.Cet album est considéré comme l'un des meilleurs albums live de toute l'histoire du rock.
Son canlı performansları Nippon Budokan'dır.La dernière date se termine au Nippon Budokan.
Grubun canlı performanslarından bazıları, 1997 tarihli Official Live:101 Proof adlı albümde toplanmıştır.En 1997, Pantera sort son premier album live officiel intitulé Official Live: 101 Proof.
Özellikle erkek canlı türleri çok eşlilik davranışı gösterse de, bu hormonlardan kaynaklanmaktadır.Minuscules mais de forme humaine, ces créatures s'intéressent surtout aux chevaux.
Canlı çeşitliliği yüksektir.Mais la variabilité est élevée.
Kelime anlamı olarak "canlı etiği" olarak da anlaşılır.Il doit être clairement étiqueté comme « complément alimentaire ».
Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle.Il lui demande de mettre toutes les créatures de la terre dans un bateau.
Üçüncü bölüm dans havasında, canlı bir tempodadır.Le troisième personnage, en tunique courte est ailé.
Canlıların büyük sayıda ölümüyle yıllarca süren bir besin sıkıntısı baş gösterir.La fossilisation des êtres vivants morts demande plusieurs millions d'années.
Endospor olayı Protista aleminde yer alan canlılarda gerçekleşmez.Une promesse qui n'est nulle part honorée dans les Antiquités.
Ölü; yaşamı sona ermiş, ölmüş canlı.Toujours en vie, mais déjà mort.
Kanal 24 saat canlı haber yayınlamaktadır, yani referans bir kanaldır.Canal 24 Horas peut désigner: Canal 24 Horas, est une chaîne de télévision espagnole.
Bilim çevreleri bu canlının varlığını kabul etmemektedir.L'existence de ces perceptions n'est pas reconnue par la communauté scientifique.
Cook ayrıca canlı performanslarındaki enerjikliği ile tanınır.Jesse Cook est également connu pour l'énergie qu'il dégage lors de ses concerts.
Kediler dokuz canlıdır.Los gatos tienen nueve vidas.
Komşular arkadaş canlısı.Los vecinos son amistosos.
Canlı balık suyun altında yüzer.El pez vivo nada bajo el agua.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod