Bunlardan da diğer canlılar meydana gelmiştirler.Es kommen aber auch andere Tiere vor.
Mesarya Ovası sayesinde canlılığını korumaktadır.Aus Dankbarkeit bleibt der Wilde bei ihnen.
"Mother Earth" "Mother Earth" (canlı)Der Name bedeutet wohl "Mutter der Erde" (Madre de la Tierra).
Kriyobiyoloji, düşük sıcaklığın canlıları nasıl etkilediği ile ilgilenen biyoloji dalı.Als Kryobiose bezeichnet man die Fähigkeit, niedrige Temperaturen überstehen zu können.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.Als er auf sie trifft, lässt sie ihn jedoch einsperren.
Brezilya ve Yunanistan da canlı yayın yaptı.In Burkina Faso, Brasilien und Griechenland liefen ebenfalls Filmfassungen.
Şarkıcı, şarkının canlı performanslarında bu dizeyi kullandı.Diese Partie begleitete die Künstlerin ihr ganzes Sängerleben hindurch.
Yolda milyonlarca yıl öncesinde yaşamış canlılar ile karşılaşırlar.Es ist ein Wesen, welches bereits seit Millionen von Jahren auf der Erde lebt.
Tükenme tehlikesinde olan birçok canlı türü var.Il y a de nombreuses espèces en voie de disparition.
Canlı renkleri severim.J'aime les couleurs vives.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Les organismes vivants ont été exposés à trois mois dans l'espace.
Parçanın final dakikasında 3D Homer, gerçek bir dünyada Los Angeles'ta canlı çekimle sona ermektedir.Dans la dernière minute de Homer³, le Homer en 3D se retrouve dans un monde réel, à Los Angeles.
İlk NXT canlı özel etkinliği NXT Arrival adı altında yapılmıştır.Le premier événement spécial de NXT s'appelait simplement NXT Arrival.
Canlı bir albüm, Live Warsaw, 14 Kasım 2008 tarihinde yayımlanmıştır.L'album live, Live in Warsaw, est sorti le 14 novembre 2008.
Çoğu cinsel (eşeyli) canlı iki cinse sahiptir.La plupart des kafirs se sont alors retournés contre les deux "divinités" démasquées.
Dora 2011 yedi programda yapılmış, ve katılımcılar şarkılarını canlı olarak seslendirmiştir.Le Dora 2011 sera constitué de sept émissions, dans lesquelles les participants chanteront en direct.
Canlı gösterileri, genellikle baterist Frost ve gitarist Archaon'un ateş püskürtmesiyle başlar.Les live shows du groupe commence souvent avec Frost et le guitariste Archaon soufflant du feu.
Bununla birlikte, Phocas, Narses'i canlı canlı yakarak idam ettirdi.Phocas, cependant, execute Narsès en l'envoyant au bûcher,,.
Tüm canlıları yok etmek.Destroy all Humans!
Yeryüzündeki her canlı ölecek.Tous les gens sur la terre sont morts.
DVD tüm konseri içerirken CD sadece on üç canlı şarkıyı kapsamaktadır.Alors que le DVD contient l'intégralité du concert, le CD n'inclut que 13 chansons seulement.
2007'de ilk canlı performanslarını Barther Metal Openair festivalinde Almanya'da sergilediler.En 2007, le groupe effectue son premier concert au Barther Metal Openair en Allemagne.
Bence, canlı kalmak için organik olarak değişmektedir."Je pense qu'il lui faut organiquement évoluer, pour conserver sa fraîcheur. ».
Vergi çeşitli şekillerde; altın, kimi eşyalar, canlı hayvan veya işgücü olabilmektedir.Il peut être en fasce ou en bande (ou en barre), burelé d'or, de gueules, de sinople et d'argent.
8 Aralık 2009'da Gaga, şarkıyı New York'ta Vevo'nun açılış partisinde canlı olarak seslendirdi.Le 8 décembre 2009, Gaga chante le titre en direct au spectacle d’ouverture de Vevo à New York.
Howie Mandel ve Train grubu etkinlikte canlı performans gerçekleştirdi.L'animateur Howie Mandel était présent et le groupe Train a offert une performance.
Her iki canlı yayınlar da magazin programları kadar TW1'de haftada birçok kez yayınlanmıştır.Elle propose aussi deux émissions en direct et des magazines diffusés plusieurs fois par semaine sur TW1.
Maçlar Eurosport ve Eurosport 2'den canlı olarak yayınlanmıştır.Le match était diffusé sur Eurosport 2.
Etkinlikte altı maç canlı yayınlanmıştır.Six matchs ont été retransmis en direct.
Kullanıcılar ücretsiz olarak bir Canlı Toplantı oturumuna katılabilir.Les utilisateurs ne payent pas pour rejoindre une session Live Meeting.
15 yaşında, arkadaş canlısı, kibar fakat Megumi'ye karşı olan herkesi sevmeyen biridir.Elle a 15 ans et est une fille amicale et gentille, qui ignore que sa meilleure amie Megumi ne l'aime pas.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.La consigne est de le prendre vivant.
Ama canlı yoktur.Il n’y a personne de vivant.
Ayrıca, Adolf Hitler ve Joseph Goebbels'i intihar etmeden önce canlı gören son kişiler arasındaydı.Il est l'une des dernières personnes à avoir vu Adolf Hitler et Joseph Goebbels en vie.
Durumun etkileri her 20.000 ila 50.000 canlı durumda 1 görülür.L'incidence est de 1 sur 20 000 à 1 sur 50 000 naissances.
Bazı ülkelerde canlı olarak da yenmektedir.Dans certains pays, il peut même être vendu à perte.
Enzimler canlıların içinde çok çeşitli işlevlere sahiptir.Les enzymes remplissent un grand nombre de fonctions au sein des êtres vivants.
Canlı bitkiler yerine plastik bitkiler kullanılabilir.À la place des bruyères, on peut utiliser des hérissons plastiques.
Rammstein'ın en iyi canlı performanslarından birisidir.Il est le membre le plus solitaire de Rammstein.
Bu canlı performans sadece 4:43 dakika sürmekte.Cette version live dure approximativement 4 minutes 43.
Seremoni 1994'ten beri Canal+'da canlı yayınlanmaktadır.Ce documentaire a été diffusé sur Canal+ en 1994.
Grup şimdiye dek hiç canlı performans sergilemedi.Le groupe n'a jamais joué en live.
At, Türklerde çok büyük önemi bulunan bir canlıdır.Ce cheval est un élément de grande fierté pour les turkmènes.
Maç France 2'den canlı olarak yayınlandı.La finale est diffusée sur France 2.
Gücüyle tüm canlılara dönüşebilir ve rüzgarı kontrol edebilir.Elle peut prévoir les tempêtes et contrôler le vent.
Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır.L'église, située à proximité du port, est régulièrement inondée.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Personne n’a tenté l’écart à sa sortie.
Hamsterlar omnivor canlılardır.Les hérissons sont quasiment omnivores.
Onlar, yok olan bir dünyadan geriye kalan son canlılardır.C'est l'un des derniers hommes restés sur la Terre.
Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim.Celui qui répandait le mal dans l'univers Scintillant !
Bundan dolayı canlılar için koruyucu katmandır.Ce qui fait des chats les protecteurs des humains.
Göze çarpan çözümlerden biri bombanın içerisine canlı tavuklar koyulmasını öne sürüyordu.Une proposition particulièrement remarquable a suggéré d’inclure des poulets vivants dans le mécanisme.
Rihanna şarkının promosyonu için 29 Mart 2015'te 2. iHeartRadio Müzik Ödülleri'nde şarkıyı canlı söyledi.Rihanna a chanté la chanson aux iHeart Radio Music Awards le 29 mars 2015.
Orada Ermenilerin 100 kişiden fazla canlı kuvveti toplanmıştı.Ces agapes fraternelles réunirent jusqu’à plus de cent personnes.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.Ce sera la dernière fois qu'elle voyait son père.
İki yıl boyunca ara sıra NXT canlı etkinliklerine çıktı.Pendant plus de deux décennies, Vistavision a souvent été utilisé pour réaliser les effets spéciaux.
Hayatı ve ölümü o yaratmıştır, hayat veya ölümü canlılara bahşedendir.Il se crée lui-même ; en lui il naît et en lui il meurt.
Fındık toplama sezonunda beldede geçici olarak büyük canlılık yaşanır.Au besoin, le poulain refait une saison d'embouche.
Her biri canlıdır.Ils vivent tous.
Aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.La lumière UV est nocive pour les humains.