Tom Mary'ye bakmaktan kaçınmaya çalıştı.Tom tried to avoid looking at Mary.
Tom Mary'nin yardımı olmadan kitaplığı taşımaya çalıştı.Tom tried moving the bookcase without Mary's help.
Tom Mary'ye o kadar çok çalışmamasını söyledi.Tom told Mary not to study so hard.
Tom Mary'ye piyanonun nasıl çalındığını öğretti.Tom taught Mary how to play the piano.
Tom, Mary çalışırken rahatsız etmemek için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be more careful not to bother Mary while she's working.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom is trying to wake Mary up.
Tom Mary ile tartışmaktan kaçınmaya çalışıyor.Tom is trying to avoid arguing with Mary.
Tom Mary'nin çalışmasından memnun olmaktan uzaktır.Tom is far from satisfied with Mary's work.
Tom, o çalışırken Mary'nin oğluna bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of Mary's son while she was working.
Tom Mary ile çalışmaya alışkındı.Tom got used to working with Mary.
Tom, Mary ile çalışmaktan usandı ve istifa etti.Tom got tired of working with Mary and quit.
Tom Mary'e bunun nasıl çalıştığını ayrıntılı olarak anlattı.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom, Mary'e bunun nasıl çalıştığının ayrıntılı açıklamasını verdi.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom, Mary'ye çalıştığı yerden çok uzak olmayan bir daire buldu.Tom found Mary an apartment not too far from where she works.
Tom Mary için çalışmaktan hoşlandı.Tom enjoyed working for Mary.
Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını anlamıyor.Tom doesn't understand what Mary is trying to say.
Tom Mary kadar çok çalışmıyor.Tom doesn't study as hard as Mary does.
Mary'nin ne yapmaya çalıştığı hakkında Tom'un en küçük bir fikri bile yok.Tom doesn't have the faintest idea what Mary is trying to do.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için bile çalışmaz.Tom doesn't even try to help Mary.
Tom Mary ile çalışmak istemiyordu.Tom didn't want to work with Mary.
Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını anlayamadı.Tom couldn't figure out what Mary was trying to say.
Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını güçlükle işitebiliyordu.Tom could barely hear what Mary was trying to say.
Tom Mary'nin ne yapmaya çalıştığını anlayamıyor gibi görünüyor.Tom can't seem to understand what Mary is trying to say.
Tom Mary'yi onunla birlikte kiliseye gitmek için ikna etmeye çalıştı.Tom attempted to persuade Mary to go to church with him.
Tom Mary'ye o şarkının flütle nasıl çalındığını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew how to play that song on the flute.
Tom Mary'nin sıkı çalışmasını takdir etti.Tom appreciated Mary's hard work.
Tom Mary'yi onun asistanı olarak çalışması için atadı.Tom appointed Mary to act as his assistant.
Tom ve Mary sadece çene çalıyorlardı.Tom and Mary were just shooting the breeze.
Tom ve Mary genellikle cuma günü birlikte çalışırlar.Tom and Mary often work together on Friday.
Tom ve Mary daha iyi çalışma koşulları talep etti.Tom and Mary demanded better working conditions.
Tom Mary'ye çalışmasında yardım etmeyi kabul etti.Tom agreed to help Mary with her work.
Tom Mary için çalışıyor mu?Does Tom work for Mary?
Tom Mary'yi John'la konuşmaktan vazgeçirmeye çalıştı.Tom tried to stop Mary from talking to John.
Tom Mary'yi John'un partisine gitmesi için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to go to John's party.
Tom Mary'yi John'a yardım ettirmeye çalıştı.Tom tried to get Mary to help John.
Tom, Mary ve John'un finansal durumlarını tartışmalarını dinlememeye çalıştı.Tom tried not to listen to Mary and John discussing their financial situation.
Tom Mary ve John'un onu öldürmeye çalıştığını hatırladı.Tom remembered that Mary and John had tried to kill him.
Otobüs on dakika rotarlı çalışıyor.The bus is running ten minutes late.
Beladan uzak kalmaya çalışın.Try to stay out of trouble.
Gün boyunca çalışırız ve gece dinleniriz.During the day, we work, and at night, we rest.
Tom asgari ücret için çalışmaktadır.Tom's been working for minimum wage.
Tom altı aydır çalışmıyor.Tom's been out of work for half a year.
Tom günün daha iyi bir kısmı boyunca rapor üzerinde çalıştı.Tom worked on the report for the better part of the day.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Tom Mary için çalışmayı gerçekten sevdiğini anladı.Tom found that he actually liked working for Mary.
Tom gece vardiyasında çalışmayı sevmiyor.Tom doesn't like working the graveyard shift.
Tom, mezarlıklık vardiyasında çalışmayı sevmiyor.Tom doesn't like working the graveyard shift.
Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun?If you really need a job, why don't you consider working for Tom?
Tom'un Mary'yi incitmesini engellemeye çalıştım.I tried to stop Tom from hurting Mary.
Sanırım Tom Mary'yi öldürmeye çalışacak.I think Tom is going to try to kill Mary.
Sanırım Tom yanlış kapı çalıyor.I think Tom has been barking up the wrong tree.
Geç saatlere kadar çalışmaya alıştık.We got used to late-hour work.
Mary John'la çalışmış olan otobüs şoförünün yan dairesinde mi oturuyor?Does Mary live next door to the bus driver who John worked with?
Mary John'la çalışan otobüs sürücüsüne bitişik mi yaşıyor?Does Mary live next door to the bus driver that worked with John?
O çok kibar, onunla çalışmayı sevmemin nedeni bu.He's very nice, which is why I like working with him.
İnsanlar çalışmak için yaşama yerine yaşamak için çalışıyorlar.People work to live, instead of living to work.
Tom yüksek sesle gülmemeye çalışıyordu.Tom was trying hard not to laugh out loud.
Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time working on that project.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Dün akşam seni aramaya çalıştım. Dışarıda mıydın?I tried to call you yesterday evening. Were you out?