Tom Fransızca çalışmak zorunda değil. Zaten onu oldukça iyi konuşabiliyor.Tom doesn't have to study French. He can already speak it quite well.
Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like working this morning.
Tom modaya ayak uydurmaya bile çalışmaz.Tom doesn't even try to keep up with fashion.
Tom yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.Tom died trying to save a child from a burning building.
Tom geçen Pazartesi çalışmadı.Tom didn't work last Monday.
Tom bugün çalışmak için bir kravat takmadı.Tom didn't wear a tie to work today.
Tom geçen hafta sonu hiç çalışmadı.Tom didn't study at all last weekend.
Tom otuzuna kadar Fransızca çalışmaya başlamadı.Tom didn't start to study French until he was thirty.
Tom arabasının niçin çalışmadığını bilmiyordu.Tom didn't know why his car wouldn't start.
Tom iyi hissediyordu, ama her halükarda çalışmaya gitti.Tom didn't feel well, but he went to work anyway.
Tom çalıştı fakat çok çalışmadı.Tom did study, but he didn't study very much.
Tom daha çok çalışmaya karar verdi.Tom decided to study harder.
Tom günde üç saat Fransızca çalışmaya karar verdi.Tom decided that he was going to study French for three hours a day.
Tom çalışmak zorunda olduğu için konsere gidemedi.Tom couldn't go to the concert because he had to work.
Tom arabasını çalıştıramadı.Tom couldn't get his car to start.
Tom o zamanda çalıştığını iddia etti.Tom claimed that he was working at the time.
Tom bir kurt yakaladı ve onu evcilleştirmeye çalıştı.Tom caught a wolf and tried to tame it.
Tom yarın çalışamaz.Tom can't work tomorrow.
Tom arabasını çalıştıramıyor.Tom can't get his car to start.
Tom bu arabayı çalıştıramıyor.Tom can't get his car started.
Tom hâlâ ortaokulda iken karate çalışmaya başladı.Tom began to study karate when he was still in junior high school.
Tom ve karısı kıt kanaat geçinmek için her ikisi çalışmak zorunda.Tom and his wife both have to work to make ends meet.
Tom, Cumalar hariç, çalışmak için her zaman kravat takar.Tom always wears a tie to work, except on Fridays.
Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.Tom always tries to keep an open mind.
Tom hataları için her zaman başka birini suçlamaya çalışır.Tom always tries to blame someone else for his failures.
Tom aynı zamanda tanınmış bir web sitesini çalıştırır.Tom also runs a well-known website.
Tom aslında neredeyse hiç çalışmıyor.Tom actually hardly ever studies.
Bütün gün çalıştıktan sonra, Tom'un her yeri ağrıyor.Tom aches all over after working all day.
Bu Tom'un çalıştığı yerdir.This is the place where Tom works.
Tom'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.The workers at Tom's company are demanding shorter working hours.
Caddenin karşısındaki o yüksek bina Tom'un çalıştığı yerdir.That tall building across the street is where Tom works.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.In retrospect, Tom wishes he had spent more time studying.
Tom'un günde kaç saat çalıştığımı farkedip farketmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom realizes how many hours a day I work.
Tom'un pazar günü hiç çalışıp çalışmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever works on Sunday.
Sanırım biz ziyaret etmeye geldiğimizde Tom yiyecek bir şey yapmaya çalışıyordu.I think Tom was trying to make something to eat when we came to visit.
Tom'un dün gece geç saatlere kadar çalıştığını duydum. Doğru mudur?I heard that Tom was working late last night with you. Is that true?
Tom'un ona anlatmaya çalıştığımı anladığından şüpheliyim.I doubt that Tom understands what I tried to tell him.
Tom'un Rusça öğrenmeye çalışmakla ilgilendiğinden bile şüpheliyim.I doubt that Tom is even interested in trying to learn Russian.
Tom'un şu an çalışmak istediğini düşünmüyorum.I don't think Tom is in the mood to work right now.
Tom çok çalışsa bile derste başarısız oldu.Even though Tom studied very hard, he failed the class.
Tom çalışmak için genellikle bir kravat takar mı?Does Tom usually wear a tie to work?
Tom sadece Mary'i kızdırmaya çalışıyordu.Tom was just trying to get a rise out of Mary.
Tom Mary'yi daha çok çalışması için teşvik etti.Tom urged Mary to study harder.
Tom, Mary'yi uyarmaya çalıştı ama o ona aldırmadı.Tom tried to warn Mary, but she ignored him.
Tom Mary'nin son şarap şişesini içmesini durdurmaya çalıştı.Tom tried to stop Mary from drinking the last bottle of wine.
Tom Mary'den uzak kalmaya çalıştı.Tom tried to stay away from Mary.
Tom Mary'yi kurtarmak için çalıştı.Tom tried to rescue Mary.
Tom Mary'nin suçunu kanıtlamaya çalıştı.Tom tried to prove Mary's guilt.
Tom Mary'yi ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary.
Tom Mary'yi sigarayı bırakması için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to quit smoking.
Tom Mary'yi asla düşünmemeye çalıştı.Tom tried to never think of Mary.
Tom Mary'yi öldürmeye çalıştı.Tom tried to kill Mary.
Tom Mary'nin parmağından kıymığı çıkarmaya çalıştı.Tom tried to get the splinter out of Mary's finger.
Tom Mary'nin nereye gittiğini öğrenmeye çalıştı.Tom tried to find out where Mary had gone.
Tom durumu Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'den bir yanıt almaya çalıştı.Tom tried to elicit a response from Mary.
Tom Mary'yi neşelendirmeye çalıştı ama o ağlamaya devam etti.Tom tried to cheer Mary up, but she kept on crying.
Tom Mary'yi yakalamaya çalıştı ama yakalayamadı.Tom tried to catch up with Mary, but he couldn't.