Onlar şu anda İngiltere'de büyük bir şirket için çalışıyorlar.At present they are working for a big company in England.
Babam istediğimiz her şeyi bize vermek istediği için çok çalışmaktadır.My father works hard because he wants to give us everything we need.
Kadın şarkı söylüyor, adam gitar çalıyor, biz de dans ediyoruz.She sings, he plays the guitar and we dance.
Dün sıkı çalıştı.He worked hard yesterday.
Baba, onun hatasını düzeltmeye çalışıyordu.Father was trying to correct his mistake.
Yazar yeni kitabı üzerinde çalışıyor.The writer is working on his new book.
O, ona çok fazla çalışmayı durdurmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
Çok fazla çalışmayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
O, ona daha çok çalışmasını tavsiye etti.She advised him to study harder.
O, gerçekten kaçmaya çalışmadı.She didn't try to evade the truth.
O, mektubu çevirmeye çalışmadı.She didn't try to translate the letter.
O, daha çok çalışması için onu özendirdi.She prodded him to work harder.
O, ona çalışmasını söyledi.She told him to study.
O, ona daha çok çalışmasını söyledi.She told him to try harder.
O, onu teselli etmeye çalıştı fakat o ağlamaya devam etti.She tried to comfort him, but he kept crying.
O, teklifi reddetmemesi için onu ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him not to decline the offer.
O, onu toplantıya katılması için ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him to attend the meeting.
O, onu, ona inci bir gerdanlık alması için ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him to buy her a pearl necklace.
O, onunla gitmesi için onu ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him to go with her.
O, onu bir boykot düzenlemesi için ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him to organize a boycott.
O, onu daha çok çalışması için teşvik etti.She urged him to study harder.
Ona onun tarafından daha çok çalışması tavsiye edildi.She was advised by him to work harder.
Öğrenci misin yoksa çalışıyor musun?Are you a student or are you working?
İngilizce öğrenmeye çalışırken çok çalışıyorum.I am working hard trying to learn English.
O şimdi Fransa'da çalışıyor.He is now working in France.
Ben bir turizm acentesinde çalışıyorum.I work in a tourist agency.
İngilizce çalışıyor olmam gerek ama bir film izlemek istiyorum.I should be studying English, but I want to watch a movie.
Ben zaten bir restoranda çalışmıştım.I was already employed at a restaurant.
Çince çalışmak için bütün yazılım çeşitlerini kullanıyorum.I use all kinds of software to study Chinese.
Sanırım benim için çalışma zamanıdır.I think it's time for me to study.
Elektrikle çalışmayan en sevdiğin alet hangisi?What's your favorite non-electrical gadget?
Yasal bir öpücük çalıntı olanla asla eş değerde değildir.A legal kiss will never equal a stolen one.
Dün o kırık radyoyu tamir etmeye çalışarak iki saat harcadım.I spent two hours yesterday trying to fix that broken radio.
Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.She has spent hours at the gym trying to lose weight.
Yardım edilmek istemeyen insanlara yardım etmeye çalışarak zaman geçirmeye değer mi?Is it worth spending time trying to help people who don't want to be helped?
Tartışarak daha az ve çalışarak daha çok zaman harcayalım.Let's spend less time arguing and more time working.
Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma.Try not to spend so much time complaining about things you can't change.
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Eğer çalışırsan gelecekte önemli bir kişi olacaksın.If you study, you'll become an important person in the future.
Onun erkek arkadaşıyla çalışıyorum.I work with her boyfriend.
Onu çözmeye çalışıyorum.I am trying to make it out.
Neden onu etkilemek için çalışmalılar?Why should they try to influence him?
Ben radyo dinlerken her zaman çalışırım.I always work while listening to the radio.
Ben gerçekten zengin olsam böyle bir yerde asla çalışmam.If I were really rich, I would never work in a place like this.
Bizim için çalışmaya karar verirsen sana iki mislini öderiz.If you decide to work for us, we will pay you twice as much.
Küçük haydut, market çalışanını dövdü.The small thug beat up the convenience store employee.
Ne kadar çok çalışırsan çalış, onu bir günde bitiremezsin.No matter how hard you try, you won't be able to finish that in one day.
Metindeki bütün cümleleri hatırlamaya çalışma, bu neredeyse imkansız.Don't try to remember every sentence of the text, it's almost impossible.
Aşkım bir dil okulunda çalışıyor ve onu çok seviyor.My lover works at a language school and loves it very much.
Marcel çok sıkı çalışsa da yılda yalnızca 30.000 Kanada doları kazanıyor.Even though Marcel works hard, he only earns 30 000 Canadian dollars per year.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
Ben her gün Çince çalışırım.I study Chinese every day.
Bugün iki saat Çince çalıştım.Today I studied Chinese for two hours.
O gerçekten şirin ve bu yüzden onunla çalışmayı seviyorumHe's really cute, and so I like working with him.
Oğlum bir Rakugo hikaye anlatıcısı olmaya çalıştı.My son tried to become a rakugo story teller.
Kırk yılda bir çalışırım.I study once in a blue moon.
Sadece tam olarak ne söylemeye çalışıyorsun?Just what exactly are you trying to say?
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.Working in the Kremlin has been my lifelong dream.
Ben Pazar çalışmak zorundaydım.I had to work on Sunday.