Sistem iyi çalıştı.The system worked well.
Taylor tarafsız olmaya çalıştı.Taylor tried to be neutral.
Çoban kaçmaya çalıştı ve vuruldu.Shepherd tried to run and was shot.
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.Working men drank hard apple cider.
Herkes stoklarını satmaya çalıştı.Everyone tried to sell their stocks.
Banka özel vatandaşlar tarafından çalıştırıldı.The bank was run by private citizens.
Bush çalışkan bir ekip kurdu.Bush put together a hard-working team.
Herkes itiyordu, kaçmaya çalışıyordu.Everyone was pushing, trying to escape.
Onu geri getirmeye çalışmak aptalca olur.To try to bring it back would be foolish.
Demokratlar ve Cumhuriyetçiler birlikte çalıştı.Democrats and Republicans worked together.
Başkan Hoover krizi çözmeye çalıştı.President Hoover tried to solve the crisis.
Çin, silah programını modernleştirmek için çalışıyor.China is working to modernize its weapons program.
Avrupalılar kendileri için çalışan Hintlilere sık sık ödeme yaptı.The Europeans often paid Indians to work for them.
Mıknatıslar nasıl çalışır?How do magnets work?
Haftada kaç kez ders çalışmak istiyorsun?How many times a week do you want to study?
Bazı insanların çalışmamı değerlendireceğini biliyorum.I know that some people value my work.
Windows'un Çalışma Grubu 3.11 için tek eksik özelliği Türkçe klavye düzenidir.The only missing feature of Windows for Workgroups 3.11 is Turkish keyboard layout.
Onun yerine ne zaman gitsem, o çalışıyordu.Every time I went to his place, he was studying.
Sen tuba mı çalıyorsun?Are you a tubist?
Öbürü çalışmıyor.The other one doesn't work.
Ben bir eczanede çalışıyorum.I work in a pharmacy.
Senin için çalışıyorum.I work for you.
Hep aynı teraneyi çalıyorsun.You sound like a broken record.
Eğer daha çok çalışmazsan kesinlikle başarısız olursun.If you don't study harder, you'll definitely fail.
Sınavda başarısız olarak hakettiğin cezayı gördün,sınava hiç çalışmadın.It serves you right that you failed your exam. You didn't study for it at all.
Lütfen sessiz olun. Onlar çok zor bir sınav için çalışıyorlar.Please be quiet. They are studying for a very difficult exam.
Çevirmen olabildiğince çok detay ve bilgi vermeye çalışır.The interpreter tries to give the most detail and information possible.
Ben o kadar çalışmam.I don't work that much!
Bir çözüm bulmaya çalışarak beynine eziyet ediyordu.He racked his brains, trying to find a solution.
Birkaç aydır İtalyanca çalışmaktayım.I have studied Italian for a few months.
Çalışamayacak kadar yorgundu.He was too tired to study.
Cüzdanım onun tarafından çalınmadı.My wallet wasn't stolen by him.
Benim cüzdanım onun tarafından çalınmadı.My wallet wasn't stolen by him.
Keşke sınav için daha sıkı çalışsaydım.If only I had studied harder for the exam.
Yarın sabah otelde çalışacak mısın?Will you be working at the hotel tomorrow in the morning?
Yarın tarlada sıkı çalışıyor olacaklar.They will be working hard on the field tomorrow.
Oğlum şimdi tarlada sıkı çalışıyor.My son is working hard on the field right now.
Çalıntı mal satmaktan tutuklanmıştı.He was arrested for fencing stolen goods.
Sıkı çalışsa, sınavı geçebilir.If he studied hard, he could pass the exam.
O, İngilizce çalışıyor, ama aynı zamanda Almanca çalışıyor.He studies English, but he also studies German.
Saatlerce çalıştıktan sonra yorgun hissettim.I felt tired after having worked for hours.
Onu niye yapmadığını anlamaya çalışıyorum.I'm trying to understand why you didn't do it.
Sizinle çalıştığıma memnunum.Glad I am to be working with you.
Neden bir çalışma grubu oluşturmuyoruz?Why don't we form a study group?
Fremont ve Sutter, California'da yaşadılar.Fremont and Sutter lived in California.
Merhaba. Benim adım John Reindle. Prag'daki Amerikan Büyükelçiliği'nde çalışıyorum.Hello. My name is John Reindle. I work at the American Embassy in Prague.
Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.The woman who lives next door is working for the Civil Service now.
Mari büyük bir firmada çalışır.Mari works for a large firm.
Yarın bütün gün çalışıyor olacağımI will be working all day tomorrow.
Ocak ayından beri kütüphanede çalışıyorum.I have been working in the library since January.
Elçilikte çalışıyorum.I work at the embassy.
Onlar, yaşlı adamın dükkanında gece gündüz çalıştılar.In the old man's store, they worked day and night.
O dikkatli bir biçimde çalıştı.She did the work carefully.
Gürültü olmadığı zaman burada çalışırım.I study here when there is no noise.
İngilizce çeviri olmadan bunu İspanyolca anlamaya çalışın.Try to understand it in Spanish, without translating to English.
Onlar çok çalışırlar.They work hard.
O her gün çok çalışır.He studies hard every day.
Kütüphanede çalışıyorum.I study at the library.
Sınav için çalışıyorlar.They are studying for the test.
Sınava çalışıyorlar.They are studying for the test.