Pazar günü çalışmaya zorlandım.I was forced to work on Sunday.
Mümkün olsa sadece hafta sonlarında çalışabilir miyim? Elbette, çalışırım.Would I only work on weekends if I could? Of course, I would.
Bu yüzden o bu fabrikada çalışıyor, değil mi?So she works at this factory, does she?
Yani o, bu fabrikada çalışıyor, değil mi?So he works at this factory, does he?
Şimdi bir sürü insan evlerini satmaya çalışıyorlar.A lot of people are now trying to sell their houses.
Hâlâ bason çalıyor musun?Are you still playing the bassoon?
Çalışırken mırıldanan birini tanıyor musun?Do you know anyone who hums while they work?
Bu makineyi nasıl çalıştıracağımı anlamıyorum.I can't figure out how to operate this machine.
Senin için çalışacağımı asla düşünmedim.I never imagined I'd be working for you.
Yerli bir konuşurla dört yıl İngilizce çalıştım.I studied English for four years with a native speaker.
Yerli bir konuşur ile dört yıl İngilizce çalıştım.I studied English for four years with a native speaker.
Ben, benim çalıntı motosikletimi tekrar görmemin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that I'll ever see my stolen motorcycle again.
Dün gece seni aramaya çalıştım, fakat cevap vermedin.I tried to call you last night, but you didn't answer.
Ağlamamaya çalıştım.I tried to keep from crying.
Ben kendim gitar çalmayı öğrenmeye çalıştım.I tried to teach myself how to play the guitar.
Tüm sıkı çalışman için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for all your hard work.
Sadece para yapmaya çalışıyorum.I'm just trying to make a buck.
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Eğer Fransızca çalışacaksam bir yerli Fransızca konuşucusuyla çalışmayı tercih ederim.If I were to study French, I'd prefer to study with a native French speaker.
Seni çalıştırayım.Let me bring you up to speed.
Benim iki yaşındaki oğlum onu beslemeye çalıştığım sağlıklı yiyeceğin bazısını yemeyecek.My two-year-old won't eat some of the healthy food I've been trying to feed him.
Her zaman yapmak istediğim tek şey kendi restoranımı çalıştırmak.One thing I've always wanted to do is run my own restaurant.
O, dün gece çalışıyordu.She was working last night.
Birlikte çalışırsak yapılamayacak hiçbir şey yok.There's nothing that can't be done if we work together.
Başladığımızda, sadece altı çalışanımız vardı.When we started out, we only had six employees.
Kütüphanede çalışmayı denemek isteyebilirsin.You might want to try studying in the library.
Sen gerçekten klisifonu oldukça iyi çalıyorsun.You really do play the marimba quite well.
Üç sırtlan birbirlerini ikna etmeye çalışarak bir daire içinde oturdu.The three hyenas sat in a circle, reasoning with one another.
Yalnızca kütüphanede çalışırım.I only study in the library.
Arkadaşlar ders çalışmak için kütüphaneye geri geliyorlar.Friends come back to the library to study.
Vanayı çevirerek su akışını kontrol etmeye çalış.Try to check the flow of water by turning the valve.
Okuyor musun yoksa çalışıyor musun?Are you studying or are you working?
Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.Trying to teach a fool is like providing medical treatment for a dead man.
Yazarın ne söylemeye çalıştığını anlamıyorum.I don't understand what the author is trying to say.
Onlardan boşuna büyük bir miktarda ödünç para almaya çalıştı.He tried, in vain, to borrow a large sum of money from them.
Hafta sonları süpermarkette çalışırım.I work at the supermarket on the weekends.
Fransız İstihbaratı için çalışır.She works for French intelligence.
10:00'a kadar çalışacak mısın?Are you going to work until 10:00?
Saat ona kadar çalışacak mısın?Are you going to work until 10:00?
10:00'a kadar çalışmayı planlıyor musun?Do you plan to work until 10:00?
Saat ona kadar çalışmayı planlıyor musun?Do you plan to work until 10:00?
10:00'a kadar çalışmaya devam edecek misin?Are you going to continue working until 10:00?
Saat 10:00'a kadar çalışmaya devam etmeyi planlıyor musun?Do you plan to continue working until 10:00?
Benim uydu navigasyon cihazı yurt dışında çalışmıyor.My sat nav doesn't work abroad.
O çok çalıştığından dolayı başardı.He succeeded because he worked hard.
O, sıkı çalıştığı için başardı.He succeeded because he worked hard.
Bu, pil zayıf olduğu için çok iyi çalışmıyor.It doesn't work so well because the battery is low.
Ben güneş enerjisi ile çalışan bir araba istiyorum.I want a car that runs on solar power.
Tanınmış şair çalışma odasında intihar girişiminde bulundu.The well-known poet attempted to commit suicide in his study.
Yazıcının içinde bir kağıt parçası sıkıştı ve artık çalışmıyor.A piece of paper got jammed in the printer and now it doesn't work.
Aşağıdaki sorulara cevap vermeye çalışacağız.We shall try to answer the following questions.
Kimin için çalışıyorsun?Who are you working for?
Hiç kimse çalışmıyor; onların hepsi Dünya Kupası'nı izliyor.Nobody's working; they're all watching the World Cup.
Yarınki sınav için çalışıyor olmalıyım.I should be studying for tomorrow's exam.
Tom kim için çalışır?Who does Tom work for?
Tom o zaman nerede çalışıyordu?Where was Tom working then?
Montaj hattı üzerinde çalışırken, Tom'un parmakları mahvoldu.Tom's fingers got smashed while working on the assembly line.
Tom gece vardiyasında çalışıyor.Tom works the night shift.
Tom akşam vardiyasında çalışıyor.Tom works the evening shift.
Tom dokuzdan beşe kadar çalışır.Tom works from nine to five.