Sıkı çalışırsan sınavı geçeceksin.Work hard, and you will pass the examination.
Çok çalış, yoksa sınavda başarısız olacaksın.Work hard, or you will fail the examination.
Eğer çok çalışmazsan kötü puanlar almaya devam edeceksin.If you don't study hard, you'll continue to get poor scores.
Çok çalışanlar başarıya ulaşacaktır.Those who work hard will succeed.
Çok çalışarak hayallerinin gerçekleşmesini sağlayabilirsin.You can make your dream come true by working hard.
Çok çalış ve başarılı olacaksın.Work hard, and you will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olmazsın.You won't succeed unless you work hard.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
O çok çalıştı.He worked hard.
Çok çalışırsa, başarır.If he tries hard, he will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olamazsın.You can't get ahead if you don't work hard.
Çok çalışırsa, başarılı olur.If he tried hard, he would succeed.
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Sizin şirkette çalışmak için sabırsızlanıyoruz.I'm looking forward to serving your company.
Birlikte çalışarak, bütün evi çabucak temizlediler.Working together, they cleaned the entire house in no time.
Ben sizinle birlikte çalışabilirmiyim?May I run with you?
Elimizden gelenin en iyisini yapmak için birlikte çalışalım.Let's work together to do our best.
Doktor ona çok fazla çalışmayı bırakmasını önerdi.The doctor advised him to stop working too much.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.The difference is this: he works harder than you.
Bayan Ito öğrencilerini çok çalıştırdı.Miss Ito made her students work hard.
Kötü şirketten kaçınmaya çalışın.Try to avoid bad company.
Onlarla uzlaşmaya çalıştık.We sought to come to terms with them.
Yaşadığımız kadar çalışmalıyız.We must work as long as we live.
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Şimdi Tokyo'da çalışıyorum.I'm working in Tokyo now.
Her gün yaklaşık iki saat çalışırım.I study about two hours every day.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed.
Roger sabahtan akşama kadar çalışır.Roger works from morning till night.
Romalılar eski İngilizleri medenileştirmeye çalıştı.The Romans tried to civilize the ancient Britons.
Radyo çalışmaz.The radio will not work.
Radyo çalışmıyor.The radio doesn't work.
Wright kardeşler, bir motor ile çalışan bir uçağı uçurmayı başardılar.The Wright brothers succeeded in flying an airplane driven by an engine.
Gürültülü bir odada çalışırdım.I used to work in a noisy room.
İyi notlar alma, çok çalışmayı gerektirir.Making good grades requires studying hard.
İyi öğrenciler çok çalışır.Good students study hard.
Yavaş yavaş çalış.Work slowly.
Yavaş çalış, ve hatalar yapma.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş çalışırsan, hatalar yapmazsın.Work slowly, and you won't make mistakes.
Bay Young oğlunun daha çok çalışmasını diliyor.Mr. Young wishes his son would study harder.
Kıt kanaat geçinmek için çok çalıştık.We worked hard to make ends meet.
Olayları gerçekten oldukları gibi görmeye çalış.Try to see things as they really are.
Daha çok çalışmazsan, kesinlikle başarısız olursun.You are bound to fail unless you study harder.
Daha sıkı çalışmadığıma pişman oldum.I regret that I did not work harder.
Daha çok çalışmazsan, başarısız olursun.You will fail unless you work harder.
Daha mantıklı tüketici olmaya çalış.Try to be a more rational consumer.
Daha iyi davranmaya çalışmalısın.You should try to behave better.
Lütfen ona daha çok çalışmasını tavsiye eder misiniz?Will you please advise him to work harder?
Ona daha sıkı çalışmasını öğütler misiniz lütfen?Will you please advise him to work harder?
Daha fazla çalışmazsan hiçbir şeyi başaramayacaksın.You'll never achieve anything if you don't study harder.
Eğer daha çok çalışsaydı şimdi zengin bir adam olabilirdi.If he had worked harder, he might be a rich man now.
Eğer üniversiteye gitmek istiyorsan, daha çok İngilizce çalış.If you want to go to college, study English harder.
Başarılı olmak için çok çalışmalısın.If you are to succeed, you must work hard.
Ailem olmasa, çok fazla çalışmam.But for my family, I would not work so hard.
Gençliğimde çok çalışsaydım şimdi başarılı olurdum.If I had worked hard in my youth, I would be successful now.
Sağlıklı olsaydım, çalışmalarıma devam edebilirdim.If I were in good health, I could pursue my studies.
Yardımın olmasaydı, ben bu mağazayı çalıştıramazdım.If it were not for your help, I could not run this store.