Ana içeriğe geç
Sözlük

cali ile cümle

cali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başarılı olacaksanız sıkı çalışmalısınız.You must work hard if you are to succeed.
Hayalini gerçekleştireceksen, daha fazla çalışmak zorundasın.If you are to realize your dream, you must work harder.
Sınavında başarılı olacaksan, sıkı çalışmalısın.If you are to succeed in the exam, you must study hard.
Zamanım olursa, Fransızca çalışırım.If I had time, I would study French.
Daha çok çalışsaydı başarabilirdi.Had he worked harder, he could have succeeded.
Eğer başarılı olacaksan daha çok çalışmalısın.If you are to succeed, you must work harder.
İşi hazirandan önce bitirmek istiyorsan çok daha iyi çalışmak zorunda kalacaksın.If you are to finish the work before June, you will have to work much better.
Motor düzgün çalışmıyor.The motor does not function properly.
Bir üniversite öğrencisi olduğundan, daha fazla çalışmalısın.Now that you're a college student, you should study harder.
Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.It's time to work now. Let's get down to business.
Evimde bir yerde çalışamam. Çok gürültülü.I can't study anywhere in my house. It's too noisy.
Meg bir davul çalıyor.Meg is beating a drum.
Mary hastalığına rağmen çalışmaya devam etti.Mary kept on working in spite of her illness.
Mary mutfakta çalışırken genellikle bir melodi mırıldanır.Mary often hums a tune as she works in the kitchen.
Mary odasında çalışıyor.Mary is studying in her room.
Mary, her zaman günde iki saat çalışır.Mary always studies for two hours a day.
Misato sakin olmaya çalıştı ama sonunda öfkesine yenik düştü.Misato tried to be calm, but finally she lost her temper.
Bütün hafta çalıştıktan sonra pazar günü ağırdan aldık.After working all week, we took it easy on Sunday.
Hala çalışıyorken bunu satmam gerekir.I should sell it while it still runs.
Önce onu pohpohlamaya çalışsan iyi olur.You had better try buttering him up first.
Öncelikle,devlet tahvilleri bir bakkal dükkânı çalıştırmak için yeterli değiller.To begin with, the funds are not sufficient for running a grocery store.
Öncelikle, onun niçin öyle düşündüğünü anlamaya çalışacağım.First, I'll try to understand why he thinks so.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
McDonald's için çalışıyorum.I'm working for McDonald's.
McDonalds'ta çalışıyorum.I'm working for McDonald's.
Meyer ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma olağandışıydı.The study by Meyer and his colleagues was unusual.
Mike Pazartesi basketbol çalışmaz.Mike doesn't practice basketball on Monday.
Övgü öğrencileri çok çalışmaya teşvik eder.Praise stimulates students to work hard.
Bob amcam saatimi tamir etti. Şimdi iyi çalışıyor.Uncle Bob fixed my clock. It keeps good time now.
Bob cumartesi günü bakkalda bir kâtip olarak çalıştı.Bob worked as a clerk in the grocery store on Saturday.
Bob, çok çalışmaya alışkın.Bob is accustomed to hard work.
Bob sık sık sigarayı bırakmak için çalışır.Bob often tries to give up smoking.
Bob Anne ile konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Bob tried to speak to Anne, but he couldn't.
Neredeyse çalışamıyordum.I was barely able to work.
Gece çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all the workers objected to working at night.
Neredeyse hiç çalışmıyorsun, değil mi?You hardly ever work, do you?
Birçok asansörler otomatik olarak çalışır.Most elevators operate automatically.
Otel telefonu salonda ve Harriet şimdi polisi aramaya çalışıyor.The hotel telephone is in the hall and Harriet is trying to ring the police now.
Patronun çalışmanız hakkında iyi bir fikri var.The boss has a good opinion of your work.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama o ağlamaktan başka bir şey yapmadı.I tried to cheer her up, but she did nothing but cry.
Motor çalışırken hissettim.I felt the engine running.
Diğer öğrencilere yetişmem için çok çalışmam gerekiyordu.I had to work hard to keep up with the other students.
Paul bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Paul studies very hard these days.
Paul Mary'nin cüzdanı çalındığında onunla birlikte değildi.Paul wasn't with Mary when her purse was stolen.
Dün sadece toplar değil aynı zamanda sopa da çalındı.Not only the balls; the bat was also stolen yesterday.
Paula bugünkü sınav için çalıştı mı?Did Paula study for today's test?
Hawking çalışmalarına geri döndü.Hawking went back to his studies.
Zili iki kez çalın.Press the bell twice.
Zil çalıyor.The bell is ringing.
Çocuk bakıcısı bebeği şarkı söyleyerek uyutmaya çalıştı.The babysitter tried to sing the baby to sleep.
Far çalışmıyor.The headlight doesn't work.
Beth çok sıkı çalışmak zorunda kaldı, ve şimdi o aç ve bitkin.Beth had to work very hard, and now she is hungry and exhausted.
Fred kapıya ulaşmaya çalıştı fakat yolda masa vardı.Fred tried to get to the door, but the table was in the way.
Fren iyi çalışmıyor.The brake isn't working well.
Fren çalışmayı durdurdu.The brake stopped working.
Fransızca çalışsana.Why don't you study French?
Brian bu gezi için İngilizce çalıştı.Brian studied English for this trip.
Körükler çalışmıyor.The bellows are not working.
Hayranlar aktörlerin ellerini sıkmaya çalıştı.The fans sought to shake the actress's hand.
Bill yeterince sıkı çalışmadı ve bu yüzden başarısız oldu.Bill didn't work hard enough and so he failed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod