Babam bir fabrika için çalışmaktadır.My father works for a factory.
Babam çok çalışmam gerektiğini söyledi.My father said that I must work hard.
Babam piyano çalışmam için teşvik etti.My father encouraged me to study the piano.
Babam çalışmama yardımcı oldu.My father helped me study.
Babam bir garajı bir çalışma odasına dönüştürdü.My father converted a garage into a study.
Babam bir enerji şirketi için çalışmaktadır.My father works for a power company.
Babam Tokyo'da yaşıyor ve çalışıyor.My father lives and works in Tokyo.
Babam gece gündüz çok çalıştı.My father worked hard night and day.
Babam her yıl çalışmak için Detroit'e gitti.Father went to Detroit to work every year.
Kendiniz için bir şeyler yapmaya çalışın.Try to do things for yourself.
Gelirine göre yaşamaya çalışmalısın.You should try to live within your income.
Dil bilgisi açısından doğru olan cümle üretmek için çalışman gerekir.You should try to produce grammatical sentences.
Düz İngilizce ile yazmaya çalış.Try to write in plain English.
Duvarda yazılı mektupları okumaya çalıştık.We tried to make out the letters written on the wall.
Beni çalışmaktan alıkoyma.Don't distract me from studying.
Çalışmazsan, sınavda başarısız olursun.If you don't study, you will fail the exam.
Eğer çalışmayacaksan okula gitmenin bir faydası yok.It is no use going to school if you are not going to study.
Çalışmak için Amerika'ya gidip gitmemenin benim için iyi olduğu yakında belirlenecek.It remains to be seen whether or not going to America to study is good for me.
Ne zaman çalışırsan çalış, en iyi sonucu almak için sözlüğünü kullan.Whenever you study, use your dictionary to best effect.
Ne zaman çalışırsanız çalışın, en iyi sonucu almak için sözlüğünüzü kullanınWhenever you study, use your dictionary to best effect.
Çalıştığım zaman kulaklıkla müzik dinlerim.When I study, I listen to music with earphones.
Çalışırken çok sabıra gerek duyarız.We need a lot of patience when we study.
Ders çalışma.Don't study.
Canım çalışmak istemiyor.I don't feel like studying.
Belki de çok çalışıyorsunuz.Maybe you are working too hard.
Çalışmalarımda bir mola sırasında televizyon izledim.I watched television during a break in my studies.
Çalışma size iyi gelecek.Study will do you good.
Verimli bir şekilde çalışman gerekir.You should study in an efficient manner.
Benim çalışmalar tamam olacak.My studies are going okay.
Okul çalışması zor mu?Is the school work hard?
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
Lütfen çalışmanıza devam ediniz.Please go on with your study.
Ben çalışırken dikkatimi dağıtmayın.Don't distract me while I am studying.
Yürümeye çalıştığımda, burada korkunç bir ağrı oluyor.When I try to walk, I get an awful pain here.
Annem mutfakta hâlâ çalışıyor.My mother is still working in the kitchen.
Annem yarı zamanlı çalışmama itiraz etti.My mother objected to my working part time.
Annem bizi yetiştirmek için çok çalıştı.My mother worked hard in order to rear us.
Annem beni çalıştırdı.My mother made me study.
Anneleri çalışmak için dışarı çıkan bir sürü çocuk var.There are many children whose mothers go out to work.
Annesi geldiğinde ders çalışıyormuş gibi davrandı.When her mother came, she pretended to be studying.
Okuldan sonra çalışmayla çok meşgulüm.I am very busy practicing after school.
Fırtınadan dolayı yolda çalışma askıya alındı.Work on the road was suspended because of the storm.
Fırtınadan dolayı yol çalışmasına ara verildi.Work on the road was suspended because of the storm.
Patronum köle gibi çalıştıran bir amir.My boss is a slave driver.
Ben oyundaki rolümü çalıştım.I studied my part in the play.
Ben en iyi baskı altında çalışırım.I work best under pressure.
Günde ortalama iki saat İngilizce çalışıyorum.I study English two hours a day on an average.
Hızlı şekilde çalıştırabilirim.I can run as fast.
Kız kardeşim bu sabahtan beri odasında çalışıyor.My sister has been studying in her room since this morning.
Her gün çok İngilizce çalıştım ama çok öğrenmedim.I studied English very hard every day, but I didn't learn a lot.
Her gün İngilizce çalış.Study English every day.
Her gün üç saat İngilizce çalışmayı kural haline getiriyorum.I make it a rule to study English for 3 hours every day.
Uykulu olduğunuzda çalışmanın faydası yok.It is no use studying when you are sleepy.
Uyumaya çalışıyorum.I'm trying to sleep.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışıyoruz.We are working hard to make up for lost time.
Çok fazla çalışma!Don't work too hard!
Yarın bu zaman kütüphanede çalışıyor olacağım.This time tomorrow I'll be studying in the library.
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study ten hours tomorrow.
Yarın bütün gün raporum üzerinde çalışıyor olacağım.I will be working on my report all day tomorrow.
O, annesine ertesi gün çalışacağını söyledi.He told his mother that he would study the next day.