Ana içeriğe geç
Sözlük

cali ile cümle

cali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kim piyano çalıyor?Who is playing the piano?
Kimseyi rahatsız etmemeye çalışıyorum.I try not to bother anyone.
Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum.In short, I don't want you to work for that company.
Motoru ısınıncaya kadar çalıştır.Run the engine till it gets warm.
Bir harita bizim coğrafya çalışmamıza yardım eder.A map helps us study geography.
Diğerleri gönüllü iş yaparken bazıları yarı zamanlı çalışmaya devam eder.Some continue to work part time, while others do volunteer work.
Çinliler çok çalışkan bir halktır.The Chinese are a hard-working people.
Gündüz uyuyan ve gece çalışan bazı insanlar vardır.There are some people who sleep in the daytime and work at night.
Eğer gece gündüz çalışırsanız, sağlığınızı kaybedersiniz.If you work day and night, you will lose your health.
Böcek ısırıklarını kaşımaya çalışmaman gerekir.You should try not to scratch your insect bites.
Böcek ısırıklarını kaşımamaya çalışmalısınız.You should try not to scratch insect bites.
O, gece gündüz çalışıyordu.He was burning the candle at both ends.
Sabahın serinliğinde Çalış.Study in the cool of the morning.
Kahvaltı olmadan çalışmak zordu.It was hard to work without breakfast.
Naoko hızlı çalışabilir.Naoko can run fast.
Sükut altındır ama bir yabancı dil öğrenmeye çalışırken değil.Silence is golden, but not when trying to learn a foreign language.
Sokaktan gelen ses çalışmamızı etkiledi.The noise from the street affected our work.
Niçin bahçe hakkında bir şey yapmaya çalışmıyorum?Why don't I try to do something about the garden?
Kardeşim televizyon seyrediyor ve bu günlerde çok çalışmıyor.My brother just watches television and does not study very hard these days.
At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse is stolen.
Ben bütün gece çalıştım.I worked all night.
Dükkan sahibi çalışanların başında çalıştı.The proprietor of the store worked at the head of his employees.
Profesör Tanaka birinin kendisine çalışmasında yardım etmesini istiyor.Professor Tanaka wants somebody to help him with his study.
Lamba çalışmıyor.The light doesn't work.
Elektrikli ısıtıcımız iyi çalışmıyor.Our electric heater does not work well.
Tren her otuz dakikada bir çalışır.The train runs every thirty minutes.
Telefon çalışmıyor.The telephone doesn't work.
Telefon çalıyordu ama yanıtlayacak kimse yoktu.The phone was ringing, but there was no one to answer it.
Telefonlardan hiçbiri çalışmıyor.None of the telephones are working.
Telefonlar çalışmıyor.The phones aren't working.
Sıkı çalışma başarının önemli bir faktörüdür.Hard work is an essential element of success.
Çok çalışarak bir şeyi başarabiliriz.By hard work we can achieve anything.
Tokyo Üniversitesine girmeye çalışıyordum ama düşüncemi değiştirdim.I was going to try to get into Tokyo University, but I've changed my mind.
Çalınan onun defteriydi.It was his notebook that was stolen.
O, onun çalınan bisikletiydi.It was his bicycle that was stolen.
Çalınan araç otoparkta bulundu.The stolen car was found in the parking lot.
Doktor Yukawa bilimsel çalışmada önemli bir rol oynadı.Dr. Yukawa played an important part in the scientific study.
Kaçmaya çalışmanın faydası yok.It is no use trying to escape.
Kafan tek taraflı çalışıyor.You've got a one-track mind.
Çok sıkı çalışma.Don't work too hard.
Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.We have no alternative but to work.
Çalışan kadın sayısı artıyor.The number of working women is increasing.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.He tried to play two roles at the same time and failed.
Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Japon ofis çalışanları çok çalışırlar.Japanese office workers work very hard.
Japon şirketleri genellikle çalışanlarına üniforma sağlar.Japanese companies generally provide their employees with uniforms.
Japonya nüfusunun yaşlanmasına karşı koymaya çalışıyor.Japan is trying to cope with the aging of its population.
Japonca konuşabilen çalışanlarınız var mı?Do you have any employees who speak Japanese?
Jenny Japonca çalıştığından Japonya'da zorluk çekmedi.Having studied Japanese, Jenny had no trouble in Japan.
Japonlar dünyadaki herhangi bir millet kadar çalışkandır.The Japanese are as hardworking as any people in the world.
Pazar günleri çalışmak zorunda değilsin.You don't have to work on Sundays.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.I worked on Sunday, so I had Monday off.
Pazar günleri çalışmaya karşıyız.We are against working on Sundays.
O, Pazar gecesi çalışmadı.He did not work on Sunday night.
Lütfen girmeden önce kapıyı çalın.Please knock on the door before you enter.
Kedi çalıların içinde gizlenmiş yatıyordu.The cat lay hidden in the bushes.
Sıkı çalışırsan iyi bir öğrenci olursun.If you study hard, you will become a good student.
Yaşına göre hareket etmeye çalış.Try to act your age.
Yetenek çalışanları teşvik etmede düşünülen tek faktördür.Ability is the only factor considered in promoting employees.
Çiftlikte çalışan bir adam var.There is a man working on the farm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod