Botanik, bitkilerin bilimsel çalışmasıdır.Botany is the scientific study of plants.
Trafik ışıkları her zaman çalışır.Traffic lights work all the time.
Yeni bir sayfa açmalısın ve mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.You must turn over a new leaf and work as hard as possible.
Yeni bir sayfa açacağım ve çok sıkı İngilizce çalışacağım.I'll turn over a new leaf and study English very hard.
Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.Plans for a new trade zone are still on the drawing board.
Ben yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.I am working on my new book.
Yeni koalisyon hükümeti fırtınayı kazasız belasız atlatmaya çalışıyor.The new coalition government is trying to ride out the storm.
Yeni plan iyi çalıştı.The new plan worked well.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Bir adam çalışmak zorundadır.A man must work.
Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.The priest tried to improve the people's morals.
Hayatta başarı, çalışkanlık ve uyanıklık içinde yatar.Success in life lies in diligence and vigilance.
Kütüphanede birlikte çalışmaya ne dersin?How about studying together in the library?
Hiç kütüphanede çalışır mısın?Do you ever study in the library?
Kütüphaneyi bulmaya çalışırken kayboldum.I got lost trying to find the library.
Ayılmaya çalışmak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to try to sober up.
Matematik testini geçmek için çok çalıştım.I worked hard in order to pass the math test.
Uykum geldiğinde, ben yaklaşık bir saattir matematik çalışıyordum.I had been studying mathematics about an hour, when I felt sleepy.
Bazı insanlar tarlalarda çalışıyorlar.Some people are working in the fields.
Dünyadaki birçok öğrenci İngilizce çalışıyor.A lot of students around the world are studying English.
Dünya barışını desteklemek için çok çalışmalıyız.We must work hard to promote world peace.
Yüzyılın dönümünde çocuklar hâlâ fabrikalarda çalışıyordu.At the turn of the century, children still worked in factories.
Başarılı olmak istiyorsan, çok çalışmalısın.You must work hard if you want to succeed.
Sebatla çalışırsan başarırsın.Stick with it and you'll succeed.
Elimden geldiği kadar onu sana açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to you to the best of my ability.
Onun gençliğindeki azim ve çalışkanlığı onu bugünkü durumuna getirdi.His perseverance and diligence in his youth have made him what he is today.
Eski okul arkadaşları sık sık birbirleriyle iletişimde kalmaya çalışıyorlar.Old school friends often try to keep in touch with one another.
Biz onu ikna etmeye çalıştık.We tried to persuade him.
Öğretmenimle konuştuktan sonra çok çalışmaya karar verdim.After I talked with my teacher, I decided to work hard.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen ders çalışmak için kütüphaneye gitmemizi önerdi.The teacher suggested that we go to the library to study.
Öğretmen bize test için çok çalışmamızı hatırlattı.The teacher reminded us to study hard for the test.
Öğretmen çok çalıştığım için beni övdü.The teacher praised me for working very hard.
Öğretmen güncel olaylara öğrencilerin dikkatini çekmeye çalıştı.The teacher tried to interest the students in current events.
Öğretmenimiz daha çok çalışmamız için baskı yaptı.Our teacher urged us to study harder.
Öğretmen daha çok çalışmamı söyledi.The teacher told me to study harder.
Öğretmen ona İngilizceye çok çalışmasını söyledi.The teacher told him to study English hard.
Öğretmen günlük çalışmanın önemini vurguladı.The teacher stressed the importance of daily practice.
Ulaşmaya çalıştığınız partinin sayısı nedir?What's the number of the party you are trying to reach?
Tüm ekip, çalışmalarıyla gurur duyar.The entire crew takes pride in its work.
Hemen hemen tüm ofis çalışanlarının üçte biri gözlük takıyor.Almost one-third of all office workers wear spectacles.
Elimden geldiğince onu açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to the best of my ability.
Dedem masasında sık sık okur ve çalışırdı.My grandfather would often read and study at this desk.
Kuklalar teller ile çalışır.Puppets work with wires.
Gürültü çalışmamı engelledi.Noises interfered with my studying.
Köylüler bizi dışlamaya çalıştı.The villagers tried to freeze us out.
Diğer öğrencilere yetişmek için çok çalışmak zorundayım.I have to study hard to keep up with the other students.
Başkalarıyla sabırlı olmaya çalış.Try to be patient with others.
Fikirlerinizi başkaları için zorlamaya çalışmamanız gerekir.You should not try to force your ideas on others.
Başkalarını rahatsız etmemek için sessizce çalışın.Work quietly lest you disturb others.
Çok sayıda yabancı insan çalışmak için Japonya'ya gelir.Many foreign people come to Japan to work.
Kütüphanede çok sayıda öğrenci çalışır.Many a student studies at the library.
Taro, sıkı çalışıyor.Taro is studying hard.
Gücünü toplamaya çalış.Try to build up your strength.
Tembel çalışanların hepsi işten atılmalı.All the workers who are lazy must be fired.
Üniversite öğrenimime para biriktirmek için çalışıyorum.I am working to save for my college tuition.
Üniversiteyi bitirdiğimde, derhal çalışmaya başladım.On finishing university, I started working right away.
Çiftliklerde çok sayıda insan çalışır.A lot of people work on farms.
Birisi içeri girmeye çalışır diye kapıyı kilitledim.I locked the door, in case someone tried to get in.
Birisi yüksek sesle kapıyı çalıyor.Someone is knocking loudly at the door.