cılız ile cümle
cılız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.すると、そのあとから、弱々しい、非常に醜い、やせ細ったほかの七頭の雌牛が上がって来た。
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.館の内から表門のかんぬきを外し、皆を招き寄せる。
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.至少已发现7种劳氏猪笼草的自然杂交种。
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.1루수는 그 송구를 받아 타자까지 아웃시킨다.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.במקום נחשפו שבעה תנורי חרס משוכללים.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.השיר Let It Go תואר כמדמה יציאה מהארון.
Güney adalarında sadece cılız çayırlar bulunur.מן הקיר הדרומי נחשפו רק קטעים בודדים.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.След тях излизат седем мършави крави и изяждат дебелите.
Güney adalarında sadece cılız çayırlar bulunur.Ainult poolsaare lõunaserval esineb madalikke.
63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Σομαλοί έρχονται από κάθε πλευρό.
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var. Güney Afrikada ve bazı büyük şehirlerde bir kaç çizgi.Afryka -- zaledwie parę małych strumyczków w RPA i kilku dużych miastach.
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var. Güney Afrikada ve bazı büyük şehirlerde bir kaç çizgi.l'Africa, che ha solo pochi punti, essenzialmente in Sud Africa e poche altre aree urbane.
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var. Güney Afrikada ve bazı büyük şehirlerde bir kaç çizgi.l'Afrique avec quelques fils, surtout en Afrique du Sud et quelques grandes villes.
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var.아프리카입니다. 아주 작은 양만 흐르고 있죠.
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var.אפריקה, שיש בה רק מעט נקודות קטנות,
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var.أفريقيا، التي تتمثل في تدفق بسيط جدا,
Afrika. Yalnızca cılız birkaç çizgi var.南アフリカなどの都市部です
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Art, hay hostiles con cohetes a las 12 del reloj.
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Arth, văd slăbănogi cu lansatoare de rachete la ora 12.00, îi vezi?
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Art, jeg har skinnies med raketgevær klokken 12. Art, jeg har skinnies med raketgevær klokken 12.
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Art, tenho "peIe-e-ossos" armados adiante.
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Dobro, imam "suhca" z raketo na 12:00, jih vidite ?
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var. Gördün mü? Gördüm.Lekarz!
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var. Gördün mü? Gördüm.Medis!
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var. Gördün mü?Vidím chudých s RPG na 12 hodine, vidíte ich?
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var. Gördün mü?Vidím somály s RPG na 12 hodině, vidíte je?
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Αρτ, κοκαλιάρηδες με πυραυλοκίνητες βόμβες, ώρα 12.
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Арт,виждам хърби с RPG нa 12 часа. Можеш ли да ги видиш?
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.כחושים" מזוינים באר פי ג'י" ?בשעה 12". אתה רואה אותם"
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.De ledte mig ned af en smal trappe der ledte til denne beskidte, dårligt belyste kælder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Elles m'ont menée en bas d'escaliers étroits qui menaient à un sous-sol sale faiblement éclairé au néon.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Họ dẫn tôi xuống những bậc cầu thang hẹp xuống tầng hầm bẩn thỉu, trong ánh sáng lờ mờ.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.그녀들은 좁은 층계를 지나 지저분하고 희미한 형광등 불빛이 있는 지하로 저를 안내했어요.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Levezettek egy keskeny lépcsőn, ami abba a koszos, rosszul megvilágított alagsorba vezetett.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.M-au grăbit în jos pe niște scări strâmte care duceau la o pivniță murdară, luminată ușor fluorescent.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Me condujeron por unas escaleras angostas que daban a este sótano sucio, de tenue luz fluorescente.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Peljale so me navzdol po ozkih stopnicah v umazano, šibko fluorescenčno osvetljeno klet.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Wprowadziły mnie wąskimi schodami do brudnej, słabo oświetlonej, fluorescencyjnej piwnicy.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Zavedly mě dolů po úzkých schodech vedoucích do špinavého, mdle osvětleného suterénu.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Ze brachten me langs een smalle trap naar een vuile, vaag verlichte kelder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Με συνόδευσαν σε μια κατηφορική στενή σκάλα που οδηγούσε σ' ένα βρόμικο, ελάχιστα φωτεινό υπόγειο.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Вони вели мене вузенькими сходами вниз до того брудного, тьмяно освітленого люмінесцентними лампами підвалу.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Они привели меня к узенькой лестнице, ведущей в грязный подвал, тускло освещённый люминесцентными лампами.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Те ме съпровождаха по тесни стълбища, които отвеждаха да това мръсно, слабо осветено мазе.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.הן הובילו אותי במורד גרם מדרגות צר ולתוך מרתף מזוהם ומואר קלושות בנורות ניאון.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.قدنني إلى مجموعة ضيقة من السلالم التي تؤدي إلى هذا القبو القذر المُضاء بشكل خافت بالمصابيح الفلورية.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.薄暗い蛍光灯が照らす汚い地階に続いていました いわゆる売春宿ではなく
- Ben vejeteryan değilim! - Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!Aku bukan seorang vegetarian./ Kenapa kau begitu kurus?
- Ben vejeteryan değilim! - Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!- Yo no soy vegetariano. - ¿Por qué estás tan delgado?
- Ben vejeteryan değilim! - Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!- Γιατί τότε είσαι τόσο λεπτός; - Φτάνει!
- Ben vejeteryan değilim! - Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!.אני לא צמחוני ?למה אתה כל כך רזה -
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Ayo.
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Gå!
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Naprzód!
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor..לא משנה
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.- Det er os.
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.- Kolonel Harrell? - Ya, Jenderal? Putuskan.
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.Orice slăbănog trece pe-aici, ne păzeşti spatele!
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.Pokud přídou okolo těch rohů, tak nám krej záda! Hej!
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.Se vires aIgum "peIe-e-osso", cobre-nos.