cılız ile cümle

cılız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukluğunda oldukça cılızdı.He was quite weak in his childhood.
Cılız ve narin bir çocuktu.He was a weak and delicate child.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Tom is too weak to lift himself.
Calhoun konuşmasını okuyamayacak kadar çok cılızdı.Calhoun was too weak to read his speech.
Tom cılız biridir.Tom is a weakling.
Tom cılız bir çocuk.Tom is a scrawny kid.
Tom oldukça cılız.Tom is rather weak.
Tom cılız değil.Tom isn't scrawny.
Cılız hissediyorum.I feel weak.
Tom son derece cılız.Tom is extremely weak.
Tom cılız merdivene dikkatlice tırmandı.Tom carefully climbed up the rickety staircase.
Tom hareket edemeyecek kadar çok cılız.Tom is too weak to move.
O kadar cılız görünüyor muyum?Do I appear that weak?
Tom kendine bakmak için çok cılız.Tom is too weak to look after himself.
Tom son derece cılız oldu.Tom became extremely weak.
Cılız bir kıvılcım kocaman bir aleve dönüşebilir.A tiny spark may become a great flame.
Tom çalışmak için çok cılız.Tom is too weak to work.
Bana cılız ve çirkin demeye nasıl cesaret edersin?How dare you call me skinny and ugly?
Tom cılız bir çocuktu.Tom was a scrawny kid.
Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı.And then seven lean cattle came up out of the river and ate the seven fat cattle, and Pharaoh awoke.
Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.Siete de Espadas (Seven of swords) - With lips closed, slightly move the right side to the right.
Parti içinde savaş karşıtı muhalefet çok cılız kaldı.Other racially discriminatory parts of the Constitution were left in place.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.However, the conductors tend to break at their junction with the rigid solder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.They ushered me down a narrow set of stairs that led to this dirty, dimly fluorescent lit basement.
"Marks," dedi Tom, cılız ", Marks mı?""Marks," said Tom, feebly, "is that you, Marks?"
"Kendimi cılız hissediyorum, ama değilim.""I feel skinny, but I'm not."
Çavuş Eversmann'a sor. Cılızları sever.All right, carry on.
Çavuş Eversmann, cılızları gerçekten seviyor musun?I'd like a word, specialist. Sir.
Boşver. 63 onayla. Cılızlar her taraftan geliyor.Go.
Art, saat 12 yönünde RPG'li cılızlar var.Medic!
Buraya bir cılız gelecek olursa bizi koru.Yes, General? It's your call.
'Uykuda değildi, "diye boğuk bir dedi cılız bir sesle:'I wasn't asleep,' he said in a hoarse, feeble voice:
- Öyleyse nasıl böyle cılız kaldın? - Kesin!Stop!
Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.Behold, seven heads of grain, thin and blasted with the east wind, sprung up after them.
Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.The thin and ugly cattle ate up the first seven fat cattle,
Sonra solgun, cılız, doğu rüzgarının kavurduğu yedi başak daha bitti.And, behold, seven ears, withered, thin, and blasted with the east wind, sprung up after them:
Bize şunu hallet: Yedi semiz ineği, yedi cılız inek yiyor.O truthful one!
Romen pazarındaki rekabet ne kadar cılız olsa da ilk etkiler görülmeye başlandı bile.As frail as the competition is in the Romanian market, the initial effects are already noticeable.
Özünde iyi bir çocuk adam olan Eric, zeki ama antisosyal, cılız ve biraz sakardır.A nice guy at heart, Eric is a stereotypical nerd/geek, scrawny and somewhat clumsy.
Cılız hissediyorum.Ich fühle mich schwach.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.Als Trompetensignale aus dem Lager zu hören sind, eilen sie dorthin.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Dahinter folgen sieben verzweigte Flossenstrahlen.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.Mais la voie ferrée, sans entretien, commence à donner des signes de faiblesse.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.Enciende una vela cuando escucha una extraña voz... es el sillón, invitándolo a sentarse.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Фома слишком слабый, чтобы самому подняться.
Yusuf’un rüyâlarında yedi rakamı (mesela, yedi besili inek ve yedi cılız inek gibi) ön plana çıkar.Юсуф истолковал этот сон, предсказав семь лет обильных урожаев и семь лет голода.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.صيتي من القلعة لسويقة اللالا، انا واخد السمعه.
Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.De tweede ronde werd met nog zeven atleten te gaan stilgelegd wegens hevige sneeuwval en wind.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Te brzydkie i chude krowy pożarły siedem owych krów pięknych i tłustych.
Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.I te puste kłosy pochłonęły owych siedem kłosów zdrowych i pełnych.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Kyrkan har sju stilrena och förgyllda lökkupoler.
Cılız boyunun etrafından sayısız zincir ve boncuk sarkar ve elleri kolları bileziklerle yüzüklerle doludur.Із її довгої шиї звисало безліч ланцюжків і намиста, а пальці й руки були всіяні перснями та браслетами.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.«Від Карпат по Кубань чути голос повстань!».
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Apoi, dintr-un pai au crescut șapte spice pline, apoi șapte spice goale.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Ezután hét szép kalász nő, amelyeket hét száraz kalász elnyel.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.Egy kiabálást hallanak a palotából, aztán komor nyögést.
Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.Tetapi kemudian tampaklah juga tumbuh tujuh bulir yang kering, kurus dan layu oleh angin timur.
Yusuf’un rüyâlarında yedi rakamı (mesela, yedi besili inek ve yedi cılız inek gibi) ön plana çıkar.Berisi penglihatan Yohanes mengenai tujuh cawan murka Allah.
Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı.Lần khác là bảy bông lúa lép nuốt chửng bảy bông lúa mẩy và chắc.
Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın.Trần Quần bàn nên rút quân về, Minh Đế nghe theo.

İlgili Sayfalar