cürüm ile cümle
cürüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Araştırmacılar bu cesetlerin çürüme hızlarını gözlemliyor.וחוקרים שמעוניינים לנטר את קצב הרקבון של הגופה.
Araştırmacılar bu cesetlerin çürüme hızlarını gözlemliyor.والباحثين المهتمين في مجال رصد معدل تحليل الجثة.
Araştırmacılar bu cesetlerin çürüme hızlarını gözlemliyor.調査に使っています そして この写真にある少年の死体は
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Das gesamte Bankensystem ist völlig fehlerhaft.
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Il sistema bancario è corrotto per natura.
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Jullie hele banksysteem is volstrekt corrupt.
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Ολόκληρο το τραπεζικό σας σύστημα είναι εντελώς διεφθαρμένο.
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Вся Ваша банковская система крайне коррумпирована.
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Een wanhopige verdriet geneest met een ander's wegkwijnen:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Egy kétségbeesett bánat gyógyít az egymás bánkódik:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Ein verzweifelter Trauer Kuren mit fremden schmachten:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Ena obupana žalosti zdravi z drugega Čileti:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Et desperat sorg hærder med en andens sygne hen:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Ett desperat sorg botar med någon annans tyna bort:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Jeden zoufalý smutek léčí s jiným jeho trápení:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Jeden zúfalý smútok lieči s iným jeho trápenie:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:One zdesperowany leczy smutek z cudzego pokutować:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Salah satu obat kesedihan putus asa dengan orang lain merana:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alın또 하나의 절망적인 슬픔의 치료는 시들다의 : 네 눈에는 그대에게 몇 가지 새로운 감염을 타고
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınMột phương pháp chữa trị đau buồn tuyệt vọng với một suy yếu: ngươi một số lây nhiễm mới để mắt ngươi,
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınUm cura dor desesperada com outra pessoa definhar: tomarás alguma nova infecção para o teu olho,
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınאחת מרפא צער נואש עם אחר להתמוגג: קח אתה כמה זיהום חדש בעין עמך,
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınواحد يشفي الحزن يائسة مع شخص آخر يقبعون : خذ أنت بعض حالات العدوى الجديدة في عينه خاصتك ،
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek: Senin gözüne Sen bazı yeni enfeksiyon alınと古いのランクの毒は死んでしまう。
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Un cura el dolor desesperado con otro languidece:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Un des remèdes désespérés deuil avec un autre de languir:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Un disperato dolore con cure di un altro languire:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Unul dintre cure de disperată durerea cu un alt lui se stinge:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Yksi epätoivoinen surun kovettuu kanssa toisen riutumaan:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Ένας απελπισμένος θεραπεύει τη θλίψη με άλλου μαραζώνουν:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Една отчаяна скръб лекува с друга гният:
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:Один отчаянный лечит горе с чужими томиться:
Bir mango, iki mango, üç mango, 10.000 mango, 100.000 mango-- çürümeden yiyebileceğimizden hala çok fazla.망고 하나, 망고 둘, 망고 셋처럼요. 망고 만개나 망고 10만 개 -- 이런건 먹기 전에 다 썩어버리는 숫자죠.
Bir mango, iki mango, üç mango, 10.000 mango, 100.000 mango-- çürümeden yiyebileceğimizden hala çok fazla.Satu mangga, dua mangga, tiga mangga, 10.000 mangga, 100.000 mangga -- dianggap sama banyak.
Bir mango, iki mango, üç mango, 10.000 mango, 100.000 mango-- çürümeden yiyebileceğimizden hala çok fazla.一万のマンゴー 十万のマンゴー 食べきる前に腐ってしまうほどの数です 二分の一 四分の一 五分の一 こういうのも得意です
Bu çürümüş. Atalım gitsin.어? 이건 썩었네 버려야겠다
Bu çürümüş. Atalım gitsin..هذه متعفنة .لنقم برميها
Bu çürümüş.Esse está estragado.
Bu çürümüş.Está podrido.
Bu çürümüş.Yang ini sudah busuk.
Bu çürümüş.Гниий попався.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›A preto aj inde hovorí: Nedáš svojmu Svätému vidieť porušenie.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Azért mondja másutt is: Nem engeded, hogy a te Szented rothadást lásson.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›C`est pourquoi il dit encore ailleurs: Tu ne permettras pas que ton Saint voie la corruption.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Därför säger han ock i en annan psalm: 'Du skall icke låta din Helige se förgängelsen.'
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Darum spricht er auch an einem andern Ort: "Du wirst es nicht zugeben, daß dein Heiliger die Verwesung sehe."
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›De aceea mai zice şi în alt psalm: ,,Nu vei îngădui ca Sfîntul Tău să vadă putrezirea.``
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Derfor sier han også på et annet sted: Du skal ikke overgi din hellige til å se tilintetgjørelse.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›그러므로 또 다른 편에 일렀으되 주의 거룩한 자로 썩음을 당하지 않게 하시리라 하셨느니라
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Lại trong câu khác , cũng có phán rằng : Chúa chẳng cho Ðấng_Thánh_Ngài thấy sự hư nát đâu .
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Lại trong câu khác, cũng có phán rằng: Chúa chẳng cho Ðấng Thánh Ngài thấy sự hư nát đâu.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›pelo que ainda em outro salmo diz: Não permitirás que o teu Santo veja a corrupção.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Per questo anche in un altro luogo dice: corruzione
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Por eso dice también en otro lugar: No permitirás que tu Santo vea corrupción
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Protož i v jiném Žalmu dí: Nedáš svatému svému viděti porušení.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Przeto i indziej powiada: Nie dasz Świętemu twemu widzieć skażenia.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Sentähden hän myös toisessa paikassa sanoo: `Sinä et salli Pyhäsi nähdä katoavaisuutta`.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Thi han siger også i en anden Salme: "Du skal ikke tilstede din hellige at se Forrådnelse."
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Zato pravi tudi na drugem mestu: „Ne daš, da bi Svetnik tvoj videl trohnenje“.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Δια τουτο και εν αλλω ψαλμω λεγει Δεν θελεις αφησει τον οσιον σου να ιδη διαφθοραν.